Hayallerim, Delorean ve Sen: 2014

18 Aralık 2014

Throwback Thursday

Perşembeleri geçmişe dalıyoruz, değerlileri yeniden anıyor, onları unutmadığımızı ve hâlâ değerli olduklarını kulaklarına fısıldıyoruz.



2014'te izlediğim ilk filmlerdendin sen The Secret Life of Walter Mitty. Seyahat etmenin, sıkıştığın yerden çıkıp keşfetmenin büyüsünü hatırlatandın.

Haruki Murakami'nin Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu adlı kitabının tesadüflerle bezeli okunma hikâyesinin üzerinden iki sene geçmiş. Bu zaman mefhumu garip şey.

David Tennant Doctor Who'dan ayrıldığında ne yapacağımı, bu ayrılıkla nasıl başa çıkacağımı bilememiştim. Tennant'ın daha önceki işlerine yönelmiş, Casanova'da aktörün keyfine varmıştım. Hey gidi Tennant.

Gelecek #tbt'lerde görüşmek üzere!

17 Aralık 2014

Big Sur II | Henry Miller Memorial Library

Big Sur seyahati sırasında kesinlikle uğramanız gereken yerlerden biri Henry Miller'ın anısını yaşatmak için açılmış Henry Miller Memorial Library. Kâr amacı gütmeyen bir organizasyon tarafından işletilen kütüphane aynı zamanda Miller'in bütün eserlerinin, onun esinlendiği yazarların kitaplarının ve Beat kuşağının eserlerinin satıldığı bir kitapçı, ayrıca bir toplantı ve keyif köşesi. Bahçesinde samimi konserler, okuma seansları ve seminerler gerçekleşiyor. Beat kuşağının mirasından esinlenmişlerin uğrak yerlerinden.
Kütüphaneyi ziyaret ettiğim serin Temmuz akşamında mekanda derin bir huzur vardı. Topluluğu ver harmoniyi hissedebiliyordunuz. Keyifliydim. Güzel bir insanın adını taşıyan güzel bir yer burası.

Big Sur deneyimine eşlikçi kitap önerileri:
Yolda, Jack Kerouac
Big Sur, Jack Kerouac
Big Sur ve Hieronymus Bosch'un Portakalları, Henry Miller

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Henry Miller Memorial Library is a must-visit during your Big Sur trip. The Library, run by a public benefit, non-profit organisation, sells all the works by Miller along with books by writers who inspired him. You can also find works by the Beat Generation. This is a place of gatherings and joy. In a candid atmosphere concerts are held in its garden, there are lectures, reading sessions. It is a meeting point of those who are inspired by the beauties of the world.
On the chilly July night I visited the Library there was a profound feeling of peace. You could feel the community and the harmony. I was delighted. Such a beautiful place named after a beautiful person. 

Recommended books for your Big Sur experience:
On the Road, Jack Kerouac
Big Sur, Jack Kerouac
Big Sur and the Oranges of Hieronymus Bosch, Henry Miller

11 Aralık 2014

9 Kisses

The New York Times Magazine'ın yapımcılığını üstlendiği dokuz sevimli video yayınlandı. 9 Kisses adlı projede bu sene adını bolca duyduğumuz aktör ve aktrisler, çiftler halinde minik, samimi öyküleri canlandırmışlar. Benedict Cumberbatch ve Reese Witherspoon'un videosu dayanılmaz çekici. Videoları izlemek için buraya tıklayın.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

The New York Times Magazine produced a series of lovely videos. The project called 9 Kisses gathers actors and actresses and pairs them up in nine small, intimate stories. The one with Benedict Cumberbatch and Reese Witherspoon is just unbearably seductive. To watch the videos click here.

9 Aralık 2014

Manzarasız Bir Oda | A Room Without A View

İstanbul'74 Karaköy, 15 Aralık'a kadar Kezban Arca Batıbeki'nin Manzarasız Bir Oda sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergiye Batıbeki'nin çektiği, babası Atıf Yılmaz'ın fantastik komedi filmi Aaahh Belinda'dan kısa bir uyarlama eşlik ediyor. Atıf Yılmaz'a sevgimi bilenler bilir -ipucu: Blog'un adına bir daha bakın!-. Batıbeki'nin Nurgül Yeşilçay ve Yiğit Karaahmet'le yeniden çektiği kısa filmin haberi beni heyecanlandırdı. Biraz geç de olsa sonunda sergiyi gezme imkânı yakaladım.

Batıbeki'yi ilk defa İstanbul Modern'in Türkiye'den modern ve çağdaş kadın sanatçıların eserlerinden yarattığı Hayal ve Hakikat sergisindeki işi Kitsch Oda Projesi ile tanımış ve eserinden etkilenmiştim. Ardından Atıf Yılmaz'ın kızı olduğunu keşfettim. Hayal ve Hakikat sergisinde bir kafesin içine yerleştirdiği oda vasıtasıyla bizi yeni İstanbul kimliklerini düşünmeye, çılgınca şehirleşirken kaybolan, parçalanan, yanlış taşınan bütün o kültür artıklarından doğma yeni bir yaşam biçimiyle yüzleşmeye davet ediyordu. Eseri üzerinden şimdiki ve geçmiş zamandaki kadın figürlerine uzanıyordu. Manzarasız Bir Oda'da ise aynı duyguları daha geniş bir alanda, beş panodan oluşan obje-resimleri ve nostaljik değer taşıyan onlarca nesne ile gerçekleştiriyor. Serginin adından da rahatça çıkarılabilecek anlamlardan olan kıstırılmışlığı panolarındaki manzaranın üstünü kafesle örterek, boyut ve perspektif ile oynayarak yaratıyor.

Sanatçının panolarından, sergi alanındaki yerleştirmelerinden oldukça etkilendim. Gidin görün derim. Farkındayım, biraz son dakika hatırlatması oluyor; ama siz vakit ayırmaya çalışın.

7 Aralık 2014

Aralık Gecesi | December Night

Yıl bitmeye yüz tuttu. Aralık bize 2014'ten son kalan. Bütün o soğuk rüzgarları, yağmurları ve zaman zaman üzerimize çöken sisiyle. Sisli bir gecede sokakların çağrısına dayanamadım- çıktım. Aralık sisin gizemiyle çok güzeldi.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

The year is about to end. December is what is left from 2014. With all its cold winds, rains and occasional fogs descending on us time to time. On a foggy night I couldn't resist the calling of the streets- I went out. December was too beautiful with the mystery created by the fog.

2 Aralık 2014

Avokado VII

Yılın son ayına girerken, biten senenin ardından pişmanlıklara prim vermemek adına bir avokado postunu uygun buldum.

Avokado 1: Cat Power bir önceki hafta sonu Babylon'un konuğuydu. Pazar akşamında dinlemeye gittiğim hüzünlü sesli kadını karşımda kanlı canlı izlemek içimde karışık hisler uyandırdı. Konser sonrası geçmiş konserleri hakkında yazılar okuyunca oturtabildim sanırım deneyimlediğim şeyi: Cat Power, gerçek adıyla Chan Marshall, sahnede sürekli ne yapacağını bilemiyor gibi gözüküyordu. Eski röportajlarında birçok kez sahne korkusundan bahsetmiş. Bir şarkıya başlar gibi yapıp ardından o şarkıyı çalmak istemediğine kanaat getirip bir başkasına sürüklüyordu dinleyiciyi. Yer yer abarttığını düşündüğüm özürlerinden çıkarttığım kadarıyla zaten sahne performansına kendisinin de pek bir güveni yoktu. Gene de seçtiği şarkıları güzel güzel söyledi, bizden sesini esirgemedi. Seyirciyle muhabbet de etti; bazen ne konuşulduğunu pek duyamasak da diyaloğun içindeki kişiler için oldukça keyifli bir hadise olmuştur eminim.

30 Kasım 2014

Tim Wendelboe | Oslo

Norveçli barista Tim Wendelboe'nun kendi ismiyle açtığı kahveci Oslo'da Grünersgate'de 1 numarada. 2004 yılında Dünya Barista Şampiyonu olan Wendelboe'nun mekanı bir kahve mabedi. Tüm kahvelerin mekanda kavrulduğu, standardın çok yüksek tutulduğu ve sadece en iyi kahvenin servis edildiği TW'da aynı zamanda evde kendi kahvesini yapmaya meraklılara ve kahve hayranlarına eğitim veriliyor. Kafenin bulunduğu mahalle Grünerløkka Oslo'nun en canlı ve popüler bölgelerinden. Kahvenin Üçüncü Dalgası'nın kasırga gibi estiği günümüzde Wendelboe kahve endüstrisini iyileştirmek için çalışıyor, kahvenin niteliğini, üretim koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Çiftçilerle yakından çalışmaya, hasatların kalitesini yükseltmeye, altyapıyı geliştirmeye odaklı projelere önem veriyor. Tim Wendelboe Oslo'ya gidildiğinde uğranması gereken yerlerden.

Norwegian barista Tim Wendelboe owns a coffee shop named after himself at Grünersgata 1 in Oslo, Norway. The 2004 World Barista Champion's place is a coffee sanctuary. All the coffee served in is roasted here, the standards are very high, baristas are well trained. Only great coffee can be drunk in TW. There are also courses available for the home baristas and coffee enthusiasts. The espresso bar is located in a very lively neighborhood named Grünerløkka. While the Third Wave storms all around the world, Wendelboe works for a better industry and aims to enhance the quality of coffee by working closely with farmers. Tim Wendelboe is a must-visit in Oslo.

25 Kasım 2014

Hayalet Mevsim | Ghost Season

Kullan-at fotoğraf makinasından çıkan üç sevimli fotoğraf artık hayaletleşmeye başlayan yaz hissini, mevsimin sıcaklığını, tasasızlığını hatırlattı. Kumun sıcaklığından yanan ayakları serinleten köpüklü dalgalarının, sahilde içilen kahvelerin ve güneşin altında yatmayı seven sevimli köpek yavrularının vakti gelsin gene. İçimiz ısınsın. 

Three cute photographs came out from the processing of my disposable camera film, and summer, becoming more and more ghostly everyday now, resurrected in the images of burnt feet refreshing in the foamy waves,  Turkish coffees being drunk by the beach and cute puppies enjoying the sun. Let there be summer again.

22 Kasım 2014

Road Trip | Big Sur

Kaliforniya rehberinde şöyle yazıyordu: Big Sur haritada işaretleyebileceğiniz bir yerden ziyade bir ruh halidir. Santa Lucia Dağları'nın okyanusla birleştiği yerde birden yükselen yarlar boyunca uzanan 1 numaralı otobanda (Highway 1) ilerlerseniz karşınıza güneş ışığının doğa ile dansına okyanusun eşlik ettiği, renklerin ve gelip geçen insanların duygularının iz bıraktığı bir coğrafyanın tanığı olursunuz. Bu tanıklığa sürüklenen gezginler orada geçmişe dair izler bulurlar: Henry Miller'ın inzivaya çekildiği bu yeryüzü parçasında yazılan Miller kitaplarından satırların eşliğinde Big Sur, insanlığı, insanı, doğayı, geçmişi-geleceği-şimdiyi içinde evirip çeviren bir kazana dönüşür zihinde- dönemeçli yollarının virajları sembolikleşir. Özgürlüğe yakınlaştığınız hissiyle sarhoş olabilirsiniz burada; havanın güzelliği, bulutların cazibesi, yeşilin inkar edilemez güzelliği sarhoşluğunuzu körükler. Bir keyif halidir Big Sur. Günü güneşinde, gecesi yıldızında saklar yolu buraya düşmüşlerin hayranlığını. Beat kuşağının da mekanlarından eylediği Big Sur'un şiirlerde, kitaplarda, fotoğraflarda, resimlerde ve anılarda yeryüzünün kıymetli bir köşesi olarak kaydı tutuluyor. Bu post da Big Sur etrafında gelişip büyüyen kolektif bilince bir saygı duruşu, bir katkı, bir hatırlatma.

Not: İzlenimlerin kuvvetiyle ikinci plana düşen somut seyahat önerilerini de es geçmek istemiyorum. Big Sur'da görülmesi lazım bir yer olan Henry Miller Memorial Library'i başka bir postta paylaşacağım.

14 Kasım 2014

Richard Avedon

Richard Avedon 20. yüzyılın önemli moda fotoğrafçılarından. Onlarca yıl boyunca Vogue ve Harper’s Bazaar için çalışmış Avedon’un moda dünyası için çektiği fotoğraflarının yanında birçok portre ve mural çalışması mevcut. Geçtiğimiz aylarda Münih’teki Brandhorst Müzesi'nde Avedon'un eserlerinden oldukça ilgi çekici bir seçki sergideydi. Sergide murallerinin yanında Avedon'un Observations ve In the American West adlı kitaplarından portreler vardı. Beyaz bir arka planın önündeki kişileri olabildiğince minimal fotoğraflayan Avedon'un ortaya çıkardığı portrelerde yakalanan anlar baskı üzerinde muazzamlaşıyor; özellikle In the American West projesinin içindeki portreler çok güçlü. Ünlü simaların portrelerini incelemek ise ayrı bir keyifti. Henry Miller'ın yüzündeki çizgileri, Humphrey Bogart'ın onlarca karakter taşımış yüzünü, Chaplin'in şeytan pozunu ve daha nice ismin ölümsüzleşmiş anlarını miras bırakıyor bize Avedon. 
Aşağıda sergide çekilmiş birkaç fotoğraf bulacaksınız.


10 Kasım 2014

Partnachklamm

Geçtiğimiz hafta trene atlayıp şehirden uzaklaşmak, uzun zamandır görmek istediğimiz doğa harikası Partnachklamm'ı keşfetmek istedik. Münih'ten trenle Bavyera'nın güneyine, Garmisch-Partenkirchen şehrine doğru yola çıktık. Bu şehir Güney Bavyera'da yer alan Alp Dağları'nın hemen eteklerinde kurulu; bu da onu doğa yürüyüşleri için güzel bir başlangıç noktası kılıyor. Güneş gökyüzünde parıldarken biz tren istasyonunu, çiftlikleri ve otlayan hayvanları geride bırakarak Partnach nehrinin içinden aktığı dağ içerisinde kalan derin kaya yarığına (boğazına, geçidine) Partnachklamm'a doğru yollandık. Beklentilerimizin üzerinde bir güzellik karşıladı bizi, yarığın içine oyulmuş bir yaya yolundan ilerleyerek kafalarımızı bir yukarıya bir aşağıya çevirdik. Yukarıda gökyüzü ancak bir kısmını sergileyebiliyor ve güneş ışığı yarığın içine giremiyor, aydınlığını bize ulaştıramıyordu. Aşağıda ise Partnach gürül gürül akıyor ve nehir yatağındaki iri taşları yalıyordu. Yorucu ama harika bir gündü.

5 Kasım 2014

Magma

Magma bayilere yeni düştü. Ekim-Kasım ayları için çıkan ilk sayısında dergi, inanılmaz keyifli bir okuma vaat ediyor. Magma'nın Genel Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek ve Yazı İşleri Müdürü Kemal Tayfur daha önce Atlas dergisinde emeği geçmiş isimler. Magma, okurlarına "Dünya seni çağırıyor!" diye sesleniyor. Dergi yeryüzünün onlarca farklı yüzünü güzelim fotoğraflar, bilgi ve duygu dolu yazılar, her satırında doğa ve yeryüzü sevgisi ile evlerimize taşıyor; bizi şehirlerimizi arkamızda bırakıp keşfetmeye, anlamaya, hissetmeye ve korumaya davet ediyor. Dünyaya, onun tarihine, şimdisine ve geleceğine bir methiye niteliğinde olan Magma'yı okuyun. Abonelik için buraya tıklayın.

Not: Fotoğraflar Bavyera'da, Almanya'nın en yüksek noktası Zugspitze'ye ev sahipliği yapan Alp Dağları'nın eteklerinde, Partnachklamm adlı derin kaya yarığına doğru akan akarsuyun kıyısında çekildi.

29 Ekim 2014

Kuzguncuk

İstanbul'da yaşamın güzelliklerinden biri de keşfedilecek yerlerin bitmeyişi, bir sonraki köşeden neyin çıkacağını tam bilememenin heyecanı. Keşif bu sefer Boğaziçi kenarındaki sevimli bir köy edasıyla sessiz, sakin ve güzelim yaşamını sürdüren bir semt olan Kuzguncuk'tu. Yağmurlu bir Ekim gününü geçirdim Kuzguncuk sokaklarında. Kuzguncuk'ta sizi bir nefes yaşam bekliyor: İcadiye Caddesi boyunca dizili kafeler, dükkanlar, yan sokaklarda bekleyen güzellikler, sokaklarında mahalleliler, arnavut taşları sokaklar, sıra sıra dizili renkli evler, ağaçlar ve bostan... Sokakları arşınlayın ve geçmiş yaşamları anın.

27 Ekim 2014

Road Trip | Hearst Castle

Hearst Castle, Highway 1 boyunca görülebilecek Kaliforniya hazinelerden bir tanesi. California'nın San Simeon bölgesinde bulunan malikane 20. yüzyılın başında dönemin büyük medya patronlarından William Randolph Hearst tarafından mimar Julia Morgan'a yaptırılıyor. Burada gerekli bir parantez açıp, bugün binlerce insanın uğradığı bu gösterişli malikaneyi tasarlayan kadının Kaliforniya'nın ilk lisanslı kadın mimarı olduğunu belirtmek gerekiyor. 

22 Ekim 2014

Dışa Yolculuk

Virginia Woolf’un 1915’te yayımlanan ilk romanı Dışa Yolculuk (The Voyage Out) yazarın ustalık dönemi eserlerinin verdiği tadı vermese bile içinde yaşamın günlük savaşlarından, insanlardan ve insanlık halinden, döneminin gelgitleri, durumları ve kadın-erkek ilişkilerinden beslenen birçok güzel kısım barındırıyor. Bir deniz yolculuğu ile başlayan roman aslında genç bir kadının, Rachel Vinrace’in, yaşamın her yönünü (toplumsallığı, cinselliği, duygularını) anlamlandırma sürecine bir bakış, basit bir ifadeyle bir büyüme hikayesi. Rachel deniz yolculuğunda ve sonrasında Güney Amerika’da geçirdiği aylar boyunca İngiliz toplumundan birçok farklı insanla tanışır; yeni insanlar hayatına anlamlandırmakta zorlandığı hisler, heyecanlar getirir; genç kadının zihnini ve kalbini şekillendirirler. Bu hikayeyi Woolf, diğer romanlarındaki deneysel tarzdan farklı olarak geleneksel roman tarzında anlatıyor. Romanda birçok yan karakter var. Bu bolluk en başta çok sevdiğim Woolf’un yaratıcılığına ve insanları yazma isteğine saygı duymama sebep olduysa da roman ilerledikçe birçok karakterin çoğunlukla es geçilmiş olması belki de daha az karakter daha iyi olurdu dedirtti. Uzun sayılabilecek bir okuma olan Dışa Yolculuk’ta Rachel’dan oldukça sapılan ve Woolf’un sanki dikkat dağınıklığı yaşadığını hissettiren kısımlar eserin bütünlüğüne zarar verse dahi Dışa Yolculuk’un Virginia Woolf’un kendi kalemini bulmadaki ilk adımı olduğu düşünülünce eser benim için oldukça önemli bir yere sahip oluyor. En sevdiklerim arasındaki kadının başlangıcı bu kitap.

18 Ekim 2014

The Disappearance of Eleanor Rigby: Them

Türkçe adıyla Aşkın Halleri, Filmekimi vasıtasıyla izleyiciyle buluşma imkanı buldu. Aslen hikayenin biri kadının, diğeri erkeğin perspektifinden anlatılan iki film (Him ve Her adlarıyla) şeklinde tasarlanıp çekilen The Disappearance of Eleanor Rigby’nin, Filmekimi’nde iki filmin tek bir filme kurgulanmış Them versiyonunu izleme şansı yakaladık. Bir çiftin ilişkilerinin dağılma sürecinin anlatıldığı Aşkın Halleri’nin yönetmeni Ned Benson ve film Benson’ın ilk uzun metrajı.

15 Ekim 2014

Stockholm I

İsveç’in başkenti Stockholm anakara ve 14 ayrı ada üzerinde 750 küsur yıllık tarihi boyunca gelişip değişen suretiyle keşfedilmeyi bekliyordu. Stockholm’de modern İsveç’i oluşturan tarih kendini ön plana çıkartıyor. Doğanın hükmünün sürülmesine izin verilen bölgelerinin güzelliği, bilgilendirirken keyiflendiren müzeleri, kahvecileri, balıkları ve sürekli karşınıza çıkan suları ile Stockholm, Avrupa’nın  popüler şehirlerinin gölgesinde kalmış olmayı hiç hak etmiyor.

12 Ekim 2014

Kinfolk Gatherings

Kinfolk'un 2014 yılı içindeki son toplantılarının İstanbul ayağı dün gece Sivuple'de yapıldı. A Messy Meal: Embracing Wabi-Sabi adlı etkinliğin göbeğinde mükemmel olmayanda da güzelliği bulmaya, ve şeylerin geçiciliğini kabul etmeye dayanan bir Japon dünya görüşü olan -ve başka dile çevrilemeyen- wabi-sabi vardı. Kinfolk dergisinin 13. sayısı ile uyum içerisinde olan yemekli toplantıda masadaki kırıntıların, yeşil yaprakların arasındaki sararmış yaprakların ve birlikteliğin tadı çıkarıldı. Organizasyonu düzenleyen ve ev sahipliği yapan Zeynep ve Kerem'e kocaman teşekkürler. 

7 Ekim 2014

Uçuç Böceği XVIII

Bazı günler güzelliklere daha fazla tutunası geliyor insanın. Öyle günler için dursun güzel şeyler bu köşede. Günün ilhamı ve Blog'un rengi olsunlar. Resimler Clare Elsaesser'den, illüstrasyonlar Aitch'ten ve kolajlar Eugenia Loli'den.

5 Ekim 2014

Gotham

Oldum olası şeylerin tarihine ilgi duyarım; herkesin ve her şeyin bir hikayesini olduğuna inanırım. Başlangıçlara olan merakımdan vurdu beni Gotham. Hikayeyi bilmediğimizden değil: suçluların cirit attığı şehir Gotham'da öldürülen zengin Wayne çiftinin oğlu büyüyünce şehrin koruyucusu Batman olacak. Nolan'ın Batman üçlemesi bizi kahramana doyurdu, birçoklarının favorisi olan Batman'ın farklı yüzlerini, düşmanlarını ve şehrin atmosferini başarıyla sinemaya taşıdı. Gary Oldman, Jim Gordon olarak -Batman'ın en büyük yardımcılarından olan Gotham polisi dedektifi- unutulmaz bir performans sergiledi. Üçlemenin severlerinin zihninde Oldman'ın Gordon performansı hala taze sayılır, filmlerin bıraktığı tat ise yok olmaktan uzak.

18 Eylül 2014

Road Trip | Rancho Guadalupe Dunes Preserve

Kaliforniya her zaman güneşli değil. Bunu, Temmuz'daki seyahat boyunca sıcaklıktan bunalmayı beklerken beni her seferinde hazırlıksız yakalayıp, derimin altına girmenin yolunu bulan sinsi serinliği hissettiğimde deneyimledim. Bu serinlik başlangıçta afallatıcı olsa da sonrasında kafamdaki Kaliforniya imgesini genişleterek ona daha derin bir karakter vermemi sağladı. Güneş ışıklarının vurduğu, kumları altın gibi parlayan ve mutsuzluğa yer olamazmış gibi hissettiren gerçeküstü sahil şeritleri yerine, büyüleyici gerçeklikte melankoliyi hatırlatan, karşısında özgür olmanın anlamını neredeyse yakalayayabilirmişsin gibi hissettiren ve insanı bin bir farklı hisse ve düşüncelere sürükleyen dünya parçasının konuğu oldum: Rancho Guadalupe Dunes Preserve. Sahilden metrelerce içeriye doğru uzanan kum tepecikleriyle bu vahşi yaşam alanı Fırat'ın söylediği gibi bu dünyadan değilmiş gibi duruyor. Sahilin ve parkın el değmemişliği bu hissi kuvvetlendiriyor. Etrafınızda döndüğünüzde bu alanda bir yabancı olduğunuzu hisseder gibi olursanız, kuma dokunun ya da ayaklarınızı dondurucu okyanus suyuna sokun. Burada doğanın muhteşemliğine hayran kalın, manzaranın ve var oluşunuzun tadını çıkarın.

15 Eylül 2014

Mevsim Sonu

Mevsimlerin dönüm noktalarında insanı saran, zamanın ne kadar hızlı hareket ettiği hissinin vakti şimdi. Yazı sarıp sarmalayan deniz, kum, güneş motiflerinin yavaş yavaş kaldırılması ile beraber bu sıcak mevsimdeki anılara dönüp bakmak istiyor insan. Daha serin havaları kucaklamaya hazırlayacağım kendimi; ama önce ufak bir zaman yolculuğuna çıkmak istiyor kalbim. Sizi de bu yolculuğa yaz boyunca instagram'da paylaştığım yaz mekanları ve yaz hissi fotoğraflarıyla davet ediyorum. Bu, blog'daki yaz dolu içeriğin biteceğinin habercisi değil. Tam aksine eylül ve ekim boyunca, bu sevimli köşeme yaz maceralarını tekrar ve tekrar taşıma niyetindeyim. Kaliforniya'yı paylaşma konusundaki yavaşlığım, mevsim kapanışındaki melankoliyi bastırmak için bilinçli verdiğim bir karar olsun bu noktadan sonra. Gerçeği bilen dostlar: Sizi dostluk hatırına sessizliğe davet ediyorum.


31 Ağustos 2014

Road Trip | Los Angeles

Araba yolculuğuna Los Angeles'ta başlayıp, orada bitirmemize rağmen şehri gezme imkanı bulamadım çok. Gerçi seneler önceki ziyaretimde turistik noktalardaki kaldırımları arşınlamış, film turizminden bol para kazanan şehrin ekonomisine katkı sağlamıştım. O ilk seferden sonra LA ile ilgili hislerim karmakarışıktı. Filmleri hayatının vazgeçilmez noktası olarak gören herkesin bir dönem gıpta ederek gözlerini çevirdiği bir yer Los Angeles: Hollywood'u kanatlayan, en gösterişli ödül törenlerine ev sahipliği yapan, birçok klasik filme mekan olmuş ve yetenekli/yeteneksiz birçok ünlünün sokaklarda rast gelinebileceği şehir. Fakat şehri yerinde deneyimlediğimde karşımda ruhsuz bir asfalt yığını bulmuştum. Şehir, kilometrelere yayılan, birbirinden uzak ve alakasız mahallelerinin yarattığı bütünsüzlük hissi, arabasız yaşamın zorluğu, sokaklarındaki evsizleri, gecenin tekinsizliği ve yer yer aşırı züppeliği yüzünden bana kendini sevdiremedi; ama hiçbir şeyin sadece kötü yüzü olmadığı gibi Los Angeles'ın da kendine has güzellikleri var: Okyanusun sesi, sahilleri, çeşit çeşit insanları ve mekanları, güneşi, palmiyeleri ve beklemediğiniz bir anda kendini hissettiriveren California hissi.
Son seyahat bana Venice Beach'te keyifli bir akşamüstünün anılarını kazandırdı. En sevdiklerimden olan Six Feet Under'da kullanılan eve götürdü beni güzel insan Fırat; ve etrafında dizinin karakterlerinin hayaletlerini taşıyan evin önünde kavalyem oldu. An elimizden kaçmadan fotoğrafladık, sakladık ve geri dönüp baktığımızda sevgiyle hatırladık.
Fırat'ın beni götürdüğü ikinci adres ise American Horror Story'nin birinci sezonunda kullanılan Rosenheim Malikanesi idi. Dizinin dördüncü sezonunun posteri yeni yayınlandı.

17 Ağustos 2014

Deliduman

Deliduman şu anda çok satanlar listesinin başlarında. Romanı okuma kararını Başucumuzda Kitap'taki Deliduman yazısını görünce aldım .Emrah Serbes'in son romanının bu kadar popüler olmasının sebeplerinden biri kuşkusuz Gezi hakkında olması. Aslında Gezi hakkında demek romanı biraz yanlış tanıtmak olabilir. Onun yerine Deliduman'ın, Çağlar İyice adlı 17 yaşındaki delikanlı ve onun insanları hakkında olduğunu söylemek daha yerinde. Direniş'in derdi de insan değil miydi?

12 Ağustos 2014

Road Trip | Araba Yolculugu

Güzel insanlarla beraber arabaya atlayıp uzaklara doğru yola koyulmanın keyfi nasıl anlatılır? "Roadtrip" kültürü diye bir şey var! Yolda olmanın zevkine en çok uzun süren araba yolculuklarında varıldığına inanıyorum. Her şeyden önce gerçekten yol üzerinde olmanın, dağları, ormanları, görkemli vadileri teker teker arkada bırakmanın, görerek ve sindirerek, kendi koşullarınla ilerlemenin mümkün olduğu bir yolculuk biçimi olduğu için kalbimde yeri çok ayrı.
En son Birleşik Devletler'in batı yakasındaki Kaliforniya araba yolculuğumuz sırasında çektiğim fotoğraflara bakarken, gezinin araba odaklı kısmını birçok farklı karede yakaladığımı fark ettim. Fotoğraflara bakarken kendimi tekrar arabanın içinde saatlerce yolculuk ederken, kah müzik dinleyip kah sohbet ederken, yer yer de sadece sessizliğin tadını çıkarırken buldum.
Birçok ufak an geliyor aklıma: hafif acıkmaya başlayan midelerimizi tutsun diye elden ele badem dolaştırmalarımız, benzinci molasında markette dolanıp arabanın bir eksiği var mı acaba diye kafa yoruşlarımız, camdan yansıyan ışıkların dışarıdaki manzaralarla oynayışı, şehrin yolun sonunda belirdiği anlar ve o anlara uygun şarkıları çalışımız.
Bu fotoromana benzer paylaşım gelecek Kaliforniya postları için fragman niteliğinde olsun.  Eyalette görülebilecek bazı yerler o kadar dünya dışı hissettiriyorlar ki, tüm o hisleri en samimi ve duru şekilde ifade edebileceğime olan inancım az. Gene de deneyeceğim. Şimdilik sizleri road trip atmosferine davet ediyorum.

7 Ağustos 2014

İtalya II: Verona

Keyifli koşuşturmacaların ortasında olduğum için paylaşımların arasını oldukça açmak durumunda kaldım. Olsun! Yavaş yavaş, sindire sindire yazmak istiyorum burada. Bir nefese sığdırmaya çalışmadan anlatmaya başlayayım o zaman. Bir önceki İtalya iletisinden hatırlarsınız belki, ufak araba yolcuğumuz da Garda Gölü'ne uğramıştık. Göl gezinin ara durağıydı, varış noktamız ise Verona idi. Verona, Romeo ve Juliet'in şehri olarak biliniyor dünyada. Verona sadece bu aşkın mekanı olmaktan ibaret değil. O, güzel, alımlı ve tarih dolu bir İtalya şehri. UNESCO Dünya Mirası listesinde olduğunu da belirtmeli.


16 Temmuz 2014

İtalya I: Garda Gölü

Geçtiğimiz hafta minik ama güzeller güzeli bir seyahate çıktım! Üç gün İtalya'da dolandık, keyiflendik ve günlük hayata dönmek istemedik. Burada seyahat hakkında yazmak, yazdıkça o güzel hissi hatırlamak beni mutlu ediyor.  İtalya'yı birkaç parça halinde yazacağım. İlk kısımda Garda Gölü'nü ağırlıyoruz.
Garda Gölü, İtalya'nın en büyük gölü ve kıyısı boyunca bin bir güzelliğe gebe bir göl. Araba ya da bisiklet ile sahil şeridinde yola çıkıldığında ardı ardına dizilmiş kasabalar sizi bekliyorlar.
Göl ile yollarımız seyahatin hem gidiş hem dönüş kısmında kesişti. Kıyısında kitap okumak, elinizde leziz bir İtalyan dondurması ve karşınızda göl manzarası ile sahilde bir bankta oturmak, yüzmek, güzelliğin ve çirkinliğin tarihi üzerine düşünmek ya da hiçbir şey düşünmeden sadece nefes almak için harikulade bir yer Garda Gölü. Yüzmek isterseniz gölün en güneyinde kalan Sirmione'nin turkuaz rengi sularına bırakın kendinizi. Sirmione ayrıca tam sahilde duran orta çağdan kalma kalesi ve sularındaki kuğuları ile masalsı bir kasaba. Sokaklarında, pencerelerinde çiçekler asılı evler göreceksiniz. Kısacası Garda Gölü'nde mutlu hissedeceksiniz. Yoldayken, insanın dertlerden ve stresten uzak ruh haline mükemmel bir eşlikçi Garda.


15 Temmuz 2014

Sosyalleşelim.

Sosyal medyayı yetkin bir şekilde kullanmaktan milyonlarca kilometre uzak olsam da ben de kendi çapımda, minik bir köşe yaratmaya çalışıyorum farklı platformlarda. Bu çabama destek maiyetinde ve sizleri bilgilendirmek, yönlendirmek için bir post hazırlayayım dedim.
Bloglovin, birçok blogu takip etmeyi ve yenilerini keşfetmeyi mümkün kılan yararlı bir platform. Ancak yeni yeni rutinime dahil etmeyi başarmış olsam da Bloglovin'den oldukça memnunum. Hayallerim, Delorean ve Sen'i Bloglovin kullanarak takip etmek için şurayı tıklayabilirsin. Böylece Blogger'ın oldukça ilkel kalan takip sisteminden daha iyi bir sistemle yeni içerikten haberdar edilebilir ve beğendiğin postları Bloglovin'de profiline ekleyebilirsin.
Aynı zamanda en son katıldığım alanlardan olan Instagram'daki hesaba (@handeaykun) da bir göz atabilirsin. Kişisel paylaşımlardan ziyade etraftaki güzellikleri paylaşacağım gibi görünüyor. Tabi ki tüm bu süreç kendi kendine evrilecek ve zamanla ortaya çıkacak minik bir Instagram fotoğrafları dağcığındaki hazineleri heyecanla bekliyorum.

8 Temmuz 2014

Münih Film Festivali: Predestination & The Zero Theorem

Son postun üzerinden geçen zamanı, önümüzdeki günlerde dolu dolu içerik ile telafi edeceğim. İlk olarak Münih Film Festivali’ni konuk edeceğiz bloga. Festival, 27 Haziran-5 Temmuz arasında gerçekleşti. Yoğun bir dönemime denk gelse de festivali es geçmeye gönlüm el vermedi. Programdaki altı filmi izleme şansım oldu, burada da birkaç tanesini paylaşacağım sizlerle. Öncelikle festival hakkında birkaç ufak bilgi vereyim: Bu sene 32.’si düzenlenen festivalde yönetmenler ağırlandı, ödüller dağıtıldı, film ve parti paketleriyle festivali çeşitlendirmeye gidildi. Festivalin Cinemerit Ödülü -onur ödülü diyebileceğimiz- aktör Udo Kier’e verildi. Kendisinin soğuk bakışlarına hiç alışamamış olsam da sinemadaki geçmişi ve varlığı tartışılmaz bir isim Kier. Festivalin büyük ödülü diyebileceğimiz Arri/Osram Ödülü yarışında Tayfun Pirselimoğlu’nun, başrolünde Ercan Kesal olan son filmi Ben O Değilim de vardı; Ben O Değilim ödülü alamasa da, filmi yarış listesinde görmek ve izleme şansını yakalamış olmak güzeldi. Arri/Osram Ödülü Cannes’da da En İyi Senaryo ödülüne layık görülen Leviathan’a gitti. Bu yazıda iki filmi yazacağım: Predestination ve The Zero Theorem.

8 Haziran 2014

Legoland

Legoland zincirinin Almanya'daki ayağı Bavyera'nın Günzburg şehrinde misafirlerini bekliyor. Yedi farklı bölgeye sahip tema parkında çoğunlukla küçüklere yönelik oyuncaklar olsa da park lego ve minyatür severleri oldukça memnun edecek şekilde tasarlanmış. Özellikle parkın tam ortasına konumlandırılmış Miniland'de legolarla yeniden yaratılmış 1:20 ölçeğindeki Avrupa manzaraları insanı mest ediyor. Detaylara verilen özeni takdir etmemek zor. Miniland'de yeniden yaratılan mekanlar arasında Berlin, Neuschwanstein Kalesi, ünlü Allianz Arena, Venedik ve Hollanda var. Miniland ayrıca yedi ayrı Star Wars sahnesinin lego versiyonlarını da barındırıyor. 
Lego yaratıcılığın sınırsızlığını vurgulayan ve dinamik kalmayı başaran bir oyuncak. Seviyoruz. Canı çeken varsa şurada çevrimiçi olarak kendi lego tasarımlarını hayata geçirebilirler. Fotoğraflardan sonra, en aşağıda The Lego Story adlı kısa animasyon filmi bulacaksınız. Lego'nun hikayesini anlatan bu animasyonu izleyin derim.

4 Haziran 2014

Uçuç Böceği XVII

Blogun tumblr ayağını açma sebebim buradaki görselleri temiz ve toplu bir şekilde tumblr sayfasında toparlamak ve böylece birbirini tamamlayan iki kardeş blog oluşturmaktı. Zamanla tumblr'daki Hayallerim, Delorean ve Sen kendi kendini besleyen, renkli, eğlenceli, arada bir Blogger'daki kardeşinde neler olup bittiğini de önemseyen ama çoğunlukla tek başına da mutlu ve mesut bir oluşum haline geldi. Yeni Uçuç Böceği'nde sizlerle ne paylaşmalıyım diye düşünürken çözümün çok uzakta aranması gerekmediğini fısıldadı kafamdaki ses. tumblr'da burada paylaşmadığım birçok güzellik var! Uzun zamandır karma görsellerden oluşan bir Uçuç Böceği de hazırlamamıştım, bir görsel şölenin vakti çoktan gelmişti. Kısacası okuyucu, aşağıya bir göz at, hoşuna giderse arada bir de Hayallerim, Delorean ve Sen'in tumblr'daki kardeşine uğramayı eksik etme. 

1 Haziran 2014

Münih: Westpark

Westpark, Münih'in en geniş şehir parklarından. Mimar Peter Kluska tarafından tasarlanan ve 1983'te yapımı tamamlanan parkta bira bahçeleri, oyun parkları, yürüyüş ve bisiklet parkurlarının yanı sıra karşılaşmayı hiç ummadığınız Asya manzaraları mevcut. Parkın Küçük Asya olarak adlandırılan kısmında Nepal'de yapılmış bir pagoda, Çin ve Japon Bahçeleri ve içinde bir Buda heykeliyle sala sizi bekliyorlar. Münih'in bana çoğunlukla fazla ağdalı gelen Bavyera kültüründen kaçmak için ideal bir mekan Westpark. Küçük Asya, uzak coğrafyalarda, size çok yabancı başka insanları ve yaşamları düşündürtüyor, insanın içini daha fazlasını görme ve deneyimleme isteği ile dolduruyor. Şehirde yaşıyorsanız, güneşli bir günde kitabınızı alıp gidin. Münih'e seyahatinizde yolunuz düştüyse de şehirdeki bahçe ve zevk kültürünü ilginç öğelerle harmanlayan bu parkı rotanıza ekleyin.

30 Mayıs 2014

Stroke Art Fair | ARTMUC

Münih'te Mayıs ayının başında, Stroke Art Fair birçok sanatçıyı ve galeriyi bir mekanda topladı. Eserleri ve ilgili müşteriyi agresif olmayan, pazarlamayı değil sanatı ve sanatçıyı öne çıkaran bir anlayışta bir araya getiren organizasyonda çektiğim birkaç fotoğraf aşağıda. Paylaşımın geç geldiğinin farkındayım. Bu fırsatla aynı mekanda (Praterinsel'de) 1 Haziran'a kadar bir başka sanat fuarı ARTMUC'u gezebileceğinizi not düşeyim buraya. Keyifli hafta sonları!

26 Mayıs 2014

Boyhood

Çok heyecan verici bir filmden bahsedeceğim size: Richard Linklater'ın 2014'te vizyona girecek son filmi Boyhood hakkında bu yazı. Linklater'ı seviyorum. Bize Before Sunrise, Before Sunset ve Before Midnight'ı veren adam. Bu üçlemenin kalbinde insanlar ve ilişkiler var. Senelere yayılan filmlerde, karakterlerin, Jesse ve Celine'in değişimlerine tanık oluyoruz. Üç filmde, farklı yaş dönemlerinin sadece birer gününü onlarla geçirmeme rağmen bu karakterlere hissettiğim yakınlık zamanı aşıyor. Bu zaman mevzusu üçlemenin en dokunan taraflarından ayrıca. Her bir filmde Jesse ve Celine'ın daha bir büyüdüğünü/yaşlandığını ve bu sürecin onları nasıl etkilediğini izliyoruz. İlk ve son film arasındaki 18 sene ve karakterlerin eş zamanlı yaşlanışı bu eşsiz seriyi daha de nefis kılıyor. Linklater, Boyhood ile bu deneyimi bir adım ileriye götürüyor.

23 Mayıs 2014

Godzilla

Başlığım Hollywood aynı hataları yapmaktan vazgeçmeyecek sanırım. Endüstrinin en yeni hatalarından biri de Godzilla. Klasik canavar filmlerinden Godzilla'yı 60. yılında tekrar beyaz perdeye yönetmen Gareth Edwards taşımış. Edwards, ilk uzun metrajlı filmi -ki Godzilla'da ikinci uzun metrajlı filmi oluyor- Monsters'ı (bilim kurgu) 500.000 $ gibi makul bir bütçe ile çekmiş. Filmin getirdiği hasılat ise 4.000.000 $'ın üzerinde. Bu göz ardı edilemez kazanç ve Monsters dikkatleri Edwards'a çekmiş ve kendisi Godzilla'nın yönetmen koltuğuna oturmayı başarmış. Ne yazık ki Godzilla'da iyi yönetilmiş dedirten hemen hemen hiçbir şey yok.

22 Mayıs 2014

Agora

Amenàbar'ın 2009 yapımı filmi Agora'yı yeni izlemiş olmanın haklı bir burukluğu var üzerimde. Filmin odak figürü Hypatia adlı Yunan kadın filozof ve gökbilimciyi çok daha önceden tanımak isterdim. Hypatia ayrıca bilinen ilk kadın filozoflardan ve matematiğin annelerinden biri olarak kabul ediliyor.

18 Mayıs 2014

Misafir Var: The Clock

Merhabalar! Blog'da misafir ağırlamaya devam ediyoruz. Her konuk yazarın Hayallerim, Delorean ve Sen'e getirdiği farklı renklere bugün, eski ama taze dostlardan Pelin'in The Clock adlı belgesel hakkında yazdığı yazı ekleniyor. Keyfini çıkarın.

The Clock

Salt Beyoğlu, su sıralar 9 -25 Mayıs 2014 arası, Christian Marclay’in 2010 tarihli eşsiz belgeseli  "The Clock“a ev sahipliği yapıyor.

12 Mayıs 2014

Mülksüzler

Le Guin’in 20. yüzyıl klasikleri arasına giren bilim kurgu romanı Mülksüzler (The Dispossessed) muhteşem bir roman. 1974’te yayımlanan romanı ütopya-distopya edebiyatına iliştirmek kolay. Asıl zor olan bu iki tür arasındaki yerini belirleyerek, romandaki dünyaların omurgalarını kurcalamakta.

5 Mayıs 2014

Penny Dreadful

Showtime'ın (bize Dexter'ı ve Masters of Sex'i veren kanal) en yenilerinden Penny Dreadful bu senenin en heyecan verici projelerinden! Uzun zamandır ekranlara dönmesini beklediğim Billie Piper'ı (Doctor Who & Secret Diary of a Call Girl), Eva Green'ı, yeni yetme çağımda pek bir hoşuma giden Josh Hartnett'ı ve usta isim Timothy Dalton'ı bir araya getiren Penny Dreadful, korku türünün en yeni örneklerinden biri olmasının yanında aynı zamanda bir dönem dizisi. 11 Mayıs'ta televizyon prömiyeri gerçekleşecek olan dizinin ilk bölümü çevrimiçi dizi izleme sitelerine düştü bile (bkz. yabancidiziizle).

30 Nisan 2014

Güzel Şeyler

İnternet denilen dipsiz kuyuda sonsuz güzellikte keşiflere yelken açabiliyor insan. Yeni insanlar, hayatlar, eserler, yerler tanımak için başvurulan ilk mecralardan internet. Aynı zamanda milyonlarca bloga da ev sahipliği yapıyor. Blog yazmaya başladığımdan beri takip ettiklerimin yanında, yol boyunca rastladığım ve kısa zamanda favorilerim arasına giren bloglardan oluşan bir liste paylaşmak istiyorum sizlerle. Göze ve zihninize ziyafetin garanti olduğu kanaatindeyim.

26 Nisan 2014

Avokado VI


Avokado 1: Senelerdir izleme niyetindeydim. Dün izledim. Silent Hill'den bahsediyorum. Bir oyun uyarlaması olan 2006 yapımı bu korku filminden beklentim olması gerekenden fazlaydı sanırım. O yüzden film bitiminde ağzımda kalan tattan hiç hoşlanmadım. Yapısal bir bozukluğu var gibi geldi. Bazılarının bu bana yabancı gelen yapının, filmin bir oyun uyarlaması olmasından kaynaklanan bir gereklilik olduğunu yazdığını okudum. Katılmıyorum. Oyunu severlere hoş gelen kurgu benim için oldukça kuruydu. Güzel korku filmine hasretim.

22 Nisan 2014

The Grand Budapest Hotel

Wes Anderson'ın son filmi The Grand Budapest Hotel, izleyeni kendine hayran bıraktırıyor ve seyrin ardından geriye hoş bir tat bırakıyor. Anderson'ın hikaye anlatıcılığını sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacağına inanıyorum. Dinamik ve mizah dolu bir şekilde, masalsı bir atmosferde hem neşeli hem buruk bir hikaye anlatılıyor. Benim kalbime dokunan kısmı masalsı tasarımı oldu. Kurgu Zubrowka ülkesinde geçen hikayeye eşlik eden tüm set ve set detayları, filmi bir görsel şölene çeviriyorlar. Renklerin müthiş kullanımını da not etmeli. Filmin sanat yönetmeni Adam Stockhausen ile yapılan bir röportajı okumak için buraya, filmin baş grafik tasarımcısı Annie Atkins'le yapılan röportaj için de buraya tıklayın. Aşağıdaki filmle ilgili görsellerin tadını çıkarın ve The Grand Budapest Hotel'i izleyin.

13 Nisan 2014

Český Krumlov & Schiele

Český Krumlov, Cek Cumhuriyeti’nde UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne alınmış minik, sevimli bir şehir. Şehrin, tarihi şehir merkezinin dokusu bozulmamış. Sezon dışında gidildiğinde sokaklarında insanlar tarafından boğulmadan geziliyor Český Krumlov’da.Güzel bir gün ve keyifli bir gece geçirdiğim şehirde seyahat ile ilgili detayları, şehre beraber gittiğim dostum G.’nin blogu From Das Egg’de okuyabilirsiniz. Ben burada şehrin nasıl hissettirdiğini ve neler düşündürttüğünü kısaca yazmak istiyorum.
Ekşi Sözlük’te yazmış bir kullanıcı: “Küçücük fıçıcık bir Prag”. Prag’ın sokaklarındaki binalar daha bir uzun boylu. Onların sokağa düşen gölgeleri de Prag’ı gizemli bir şehir yapıyor. O gizem Český Krumlov da yok. Yerine neşeli bir köy havası var. Vltava Nehri’nin hemen yanına sıralanmış kafeleri, şehre yukarıdan bakan eski kalesi ve taşlar döşeli sokakları neşe veriyor. Gitmeden önce yapılan küçük bir araştırmada şehirde Egon Schiele’nin de yaşamış ve bu Bohemya parçasının birçok resmini yapmış olduğunu öğreniyorum. Bu resimlerde şehrin ruhunu aramak gerektiğine inanıyorum. Fotoğraf makinemden çıkan görüntülerle, Schiele’ninkileri karşılaştırıyorum. Renkleri izliyorum. Sanatçının gözünden ile gezginin gözünden şehir arasındaki farklarda bir melankoli var. Her gördüğüm yeri büyük adamların gözlüklerinden de deneyimleyebilsem keşke. Henry Miller’ın Paris tasvirleri zihnimde, şehrin sokaklarını arşınlasam. Belki sonra…

Aşağıda Schiele’nin resimleri ile benim fotoğraflarımı bulacaksınız. 

7 Nisan 2014

Torchwood

Değeri tam anlaşılamamış bir Doctor Who spin-off’u Torchwood. Fark etmeyen olduysa da ekleyeyim: Torchwood, Doctor Who’nun anagramı. Sevimli bir detay.  Davies döneminde Doktor’un en sevilen yoldaşlarından biri haline gelen Kaptan Jack Harkness’ı ve Birleşik Krallık'taki uzaylılarla ilgili konularla ilgilenmesi için yaratılan oluşum Torchwood'u merkezine oturtan dizinin dört sezonu mevcut. İlk iki sezonda her bir bölümde yeni bir gizemi çözme sistemi ile ilerleniyor. Son iki sezon ise büyük hikaye örgüleriyle sürükleyici birer mini dizi formatındalar. Üçüncü sezonun alt adı Children of Earth, dördüncü sezonunki ise Miracle Day.


-Yazıda dizinin herhangi bir sürprizi ele verilmiyor! Gönül rahatlığıyla okuyun.-

25 Mart 2014

Kentsel İsyan Projesi

Gezi Parkı Sanat Kolektifi'nin iki gün önce Youtube kanallarından yayınladıkları Kentsel İsyan Projesi videosu, devletin eliyle harap edilen, yıkılan, yok edilen İstanbul'a güzel sanatlar yolu ile yakılan bir ağıt niteliğinde. Video ayrıca isyana davet ediyoruz hepimizi. AKP'nin kültürü, geçmişi umursamadan birbiri ardına yok ettiği, yok etmeye çalıştığı ormanlara, sinemalara, parklara, sokaklara, bostana, sanata ve tarihe dans ediyor bedenler. İsyan etmemek elde değil. İstanbul'u yıkım değil, güzellik kurtaracak. 30 Mart'ta oy vermeyi ihmal etmeyin. Bütün bunları durdurmak, daha fazla zarar verilmesini önlemek bizim elimizde.


23 Mart 2014

Uçuç Böceği: Murat Palta

Osmanlı kültürünün ve tarihinin tepeden zorla üstümüze zorlandığı şu dönemde, Murat Palta'nın minyatür sanatıyla yeniden yorumladığı sinema klasikleri serisi insana bir nefes aldırtıyor. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ile günümüz dünyasındaki güzellikler arasında bir köprü görevi görüyor bu illüstrasyonlar. Afişlerdeki detaylara dikkat edin! Palta, afişleri 2012'de üniversite bitirme tezi için hazırlamış. İyi bir not alacağını biliyormuş; ama bu kadar ilgi çekeceğini ve beğenileceğini hiç düşünmemiş. Lafı uzatmadan ben sizi afişlere yalnız bırakayım.
Inception

21 Mart 2014

Mavi Dalga


Başka Sinema, Mart ayında Türk sinemasında pek işlenmeyen bir çağı merkezine oturtan bir yapımı ağırlıyor. Zeynep Dadak ve Merve Kayan'ın yönetmenliğini yaptıkları ve senaryosunu yazdıkları, 2013'te Altın Portakal'da En İyi İlk Film, En İyi Senaryo ve En İyi Kurgu ödüllerine layık görülen Mavi Dalga'dan bahsediyorum. Ödülleri hak edip etmediği bir yana, Türkiye'nin orta sınıf gençliği, şimdiki zamanın yeni yetmeleri hakkında samimi bir film olması istenmiş Mavi Dalga'nın. Yer yer kotarılmış. Bütünde ise eksikleri olan bir film olmuş. Gene de bu satırlarda konusundan ve karakterlerinden dolayı izlenmesi tavsiye edilecek. Müzik ve müzik kullanımı da epey hoş. Kadın yönetmen kıtlığı çeken coğrafyamızda, bu işe imza atan iki cesur kadının ellerinden çıkma bir film olması da Mavi Dalga'nın izlenmesi için sunacağım diğer sebep.

17 Mart 2014

Europa Report

Europa Report, esaslı bir bilim kurgu filminin pek nadir çekildiği günümüzde, türün severlerinin dikkatini çeken bir film olarak yazılmayı hak ediyor. Ekvadorlu Sebastián Cordero’nun yönetmenliğini üstlendiği 2013 yapımı film, geniş çaplı bir araştırma yapmak üzere Jüpiter’in uydularından Europa’ya gönderilen insanlı uzay aracı Europa One’ın yolculuğunu, bulunan arşiv materyalleri üzerinden gerçekçi bir atmosfer oluşturarak anlatıyor.  

15 Mart 2014

Frozen

Sevimli bir animasyon izledikten sonra insanın kalbinin şenlenişi ve suratına çocuksu bir gülümsemenin yerleşmesine aşıktı belki Walter Disney.  Bugün popüler kültürün, animasyonun ve çocukluğun büyük kısmı hala Disney’in tekelinde. Tema parkları, bitmez tükenmez televizyon/sinema/tiyatro vb. yapımları ile de kendini güncel tutmayı becerebiliyor Disney.

12 Mart 2014

Berkin Elvan

Bugün Blog ikinci yaşına giriyor. Milyonlarca insanın düşüncelerini ve hayatlarını paylaştığı, paylaşma özgürlüğü üzerine kurulu blogların evrensel platformda temsil ettiklerine ters düşen, özgürlükleri kısıtlayan, yaşam alanını daraltan, kendi gibi olmayanı ötekileyip susturmaya çalışan bir hükümete karşı direniyor ülkem. Berkin'in yasını tutuyoruz. Berkin, 14 yaşında gaz kapsülü ile başından vuruldu. 269 gün komada kaldı. 15 yaşında öldü. Özgürlük ve adalet talep ediyoruz. Başka çocuklar ölmesin istiyoruz. Seni unutmayacağız Berkin.

26 Şubat 2014

Uçuç Böceği XVI

Bunun 2014'ün ilk Uçuç Böceği olduğuna inanmak istemiyorum; ama benim inançsızlığımın gerçekleri değiştirmeyeceği de ortada. Zaman öyle hızlı uçup gidiyor ki. Bir saniye durup güzellikleri takdir etmeye vakit ayırmayı es geçmemek lazım. Uçuç Böceği de tam olarak bununla alakalı bir seri. On altıncısına geldiğimiz serinin bu ayağında ilk önce leziz bir yazı tipi tasarımı var. Natalie Hallman, alfabenin harflerini Egon Schiele'nin eserlerinden kestiği parçalarla oluşturmuş ve ortaya bu güzel çalışma çıkmış. Robert Downey Jr.'ı da konuk ediyorum; sevimli iki tane polaroid fotoğrafıyla.
David Tennant'ı düşünüyorum sık sık. Onun Doktor'u inanılmaz bir deneyimdi ("Doktor mu?" diyenleri buraya alayım.). Kısacası Doctor Who'yu ve Tennant'ı anmak, diziyi özlediğimi ve yeni Doktor ile tanışmak için sabırsızlandığımı yazmak istedim. 
En alttaki üç poster ise Laurent Durieux'nun klasik filmlere yeni bir bakışla yarattığı poster serisine aitler.

20 Şubat 2014

American Horror Story

American Horror Story (kısaca AHS), 2011’den beri yayında olan antoloji özelliği taşıyan başarılı, izlemesi pek bir zevkli korku draması. Glee’nin yaratıcıları Ryan Murphy ve Brad Falchuk’un imzasını taşıyan AHS, hayatımda daha önce fark etmediğim bir boşluğu doldurdu; korku dizisi boşluğunu. Murphy, Glee’den önce Nip Tuck’ı yaratmış ve Glee’nin –bence oldukça sinir bozucu- festivalimsi ve coşku dolu atmosferinden sonra yeniden karanlık bir projenin kendisine iyi geleceğini düşünmüş.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...