İstanbul Modern 4 Haziran'a kadar 14 senedir barındığı binadan
taşınmadan evvelki son sergisini, "Liman"ı ağırlıyor. Farklı
dönem ve disiplinlerden 34 sanatçı ve kolektifin resim, heykel, model, gravür,
çizim, fotoğraf, video ve yerleştirmelerinden bir seçki sunan serginin
küratörlüğünü Çelenk Bafra ve Levent Çalıkoğlu üstleniyor.
Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Mayıs 2017
18 Nisan 2016
Zeren Badar
New York'ta yaşayan Türk asıllı sanatçı ve fotoğrafçı Zeren Badar'ın işlerine bakıyorum ve neşeleniyorum. Badar klasik resimleri çeşitli obje ve yiyecekler kullanarak yeniden yorumluyor, klasiği önümüze mizah dolu ve absürd kombinasyonlarla seriyor. Bu yeni oluşumlarda klasik imge bambaşka anlamlara bürünüyor, geçmişten yüzler bize muzır muzır bakıyor.
New York based Turkish artist Zeren Badar's wonderfully playful works gave me so much joy. Badar reinterprets classical paintings with various objects and foods, and serves them to viewers with a humorous twist.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
New York based Turkish artist Zeren Badar's wonderfully playful works gave me so much joy. Badar reinterprets classical paintings with various objects and foods, and serves them to viewers with a humorous twist.
20 Aralık 2015
Trash Riot
Philadelphia'lı kolaj sanatçısı Trash Riot'ın ellerinden çıkma harikalar diyarına buyur ediyorum sizi. Sanatçının bilim-kurguyu retroyla seviştirip fütüristik ama zaman çizgisinde hiçbir yere oturtulamayan fantastik görsellerinin bir kısmı aşağıda. Akşam akşam bu fantastikliklere kalp açtım, hülyalara daldım. Sizin de gözlerinize afiyet olsun. Daha fazlası için buraya tıklayıp Facebook sayfasına ya da Instagram hesabına bir göz atın.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
I hereby welcome you to a parade of wondrous visuals by the hands of Philadelphia based artist Trash Riot. Science-fiction and retro images make love in his works and the results are seriously beautiful and fantastic collages. These made my evening. Hope you enjoy them as much. For more click here for artist's Facebook page or here for his Instagram profile.
13 Aralık 2015
Döngü | Cycle
Bir yıl daha yaşanmışların ve zamanın esiri
olarak geride kalmaya hazırlanıyor. Yeni yılın başlangıcını 1 Ocak kılan herhangi
bir doğal emare yok. Modern yılbaşı kutlamalarının kökeni antik Roma'ya tarihleniyor. İsmini Ocak (İngilizce: January) ayına veren iki yüzlü Roma
tanrısı Janus bu aya sembolik bir önem döşüyor. Değişim ve başlangıçların tanrısı
olan Janus’un bir yüzü geçmişe, diğeri ise geleceğe doğru bakıyor.
Aynı mevsimsel döngülerden geçecek ama ayrı
günler deneyimlenecek bir yıl yaklaşıyor. Yeni yıldan önce geçmiş ve gelecek mevsimleri,
yaşantıları ve sanatı anmak adına üstat Bruegel’in 1565’te yaptığı, yılın farklı
zamanlarını tasvir ettiği tablo serisini paylaşayım dedim. Altı parçalık
serinin sadece beş tanesi günümüze ulaşmış. Köylülerin gündelik uğraşlarını ve hayatlarını resmeden Bruegel kendi çağının sıradan günlerini kaydettiği ahşap panolarda geçmişin parçalarını kaydediyor, geçmişten kesitleri fırçasıyla ölümsüzleştiriyor.
Another year is about to end. Soon we are off to repeat the all familiar cycle of a year. Why does the new year start on January the 1st? Nature didn't set this, it is all man's doing. The modern celebration of the new year can be traced back to ancient times. The Romans had a two faced God named Janus. The month January is named after him. Janus' one face is looking back, to the past, and the other one is faced to the future. It is the god of doorways and beginnings.
We'll experience the same cycles all over again in this upcoming year. Winter will give way to spring and spring will lay the grounds for summer. And then autumn, and then -yet again- the winter. Before the new year I'd like to celebrate all past and future seasons, all kinds of experiences and art. And in the name of my little celebration I invite Master Bruegel to my humble corner of the internet. Back in 1565 Bruegel painted six panels (unfortunately only five of them made it to our century) in which he depicted different times of a year. In these paintings we see the ordinary lives of peasants set in different seasons. Buregel saves moments of humanity in these precious paintings, immortalizes slices of past with his brush.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Another year is about to end. Soon we are off to repeat the all familiar cycle of a year. Why does the new year start on January the 1st? Nature didn't set this, it is all man's doing. The modern celebration of the new year can be traced back to ancient times. The Romans had a two faced God named Janus. The month January is named after him. Janus' one face is looking back, to the past, and the other one is faced to the future. It is the god of doorways and beginnings.
We'll experience the same cycles all over again in this upcoming year. Winter will give way to spring and spring will lay the grounds for summer. And then autumn, and then -yet again- the winter. Before the new year I'd like to celebrate all past and future seasons, all kinds of experiences and art. And in the name of my little celebration I invite Master Bruegel to my humble corner of the internet. Back in 1565 Bruegel painted six panels (unfortunately only five of them made it to our century) in which he depicted different times of a year. In these paintings we see the ordinary lives of peasants set in different seasons. Buregel saves moments of humanity in these precious paintings, immortalizes slices of past with his brush.
![]() |
| Karda Avcılar (Ocak) | The Hunters in the Snow (January) |
9 Aralık 2014
Manzarasız Bir Oda | A Room Without A View
İstanbul'74 Karaköy, 15 Aralık'a kadar Kezban Arca Batıbeki'nin Manzarasız Bir Oda sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergiye Batıbeki'nin çektiği, babası Atıf Yılmaz'ın fantastik komedi filmi Aaahh Belinda'dan kısa bir uyarlama eşlik ediyor. Atıf Yılmaz'a sevgimi bilenler bilir -ipucu: Blog'un adına bir daha bakın!-. Batıbeki'nin Nurgül Yeşilçay ve Yiğit Karaahmet'le yeniden çektiği kısa filmin haberi beni heyecanlandırdı. Biraz geç de olsa sonunda sergiyi gezme imkânı yakaladım.
Batıbeki'yi ilk defa İstanbul Modern'in Türkiye'den modern ve çağdaş kadın sanatçıların eserlerinden yarattığı Hayal ve Hakikat sergisindeki işi Kitsch Oda Projesi ile tanımış ve eserinden etkilenmiştim. Ardından Atıf Yılmaz'ın kızı olduğunu keşfettim. Hayal ve Hakikat sergisinde bir kafesin içine yerleştirdiği oda vasıtasıyla bizi yeni İstanbul kimliklerini düşünmeye, çılgınca şehirleşirken kaybolan, parçalanan, yanlış taşınan bütün o kültür artıklarından doğma yeni bir yaşam biçimiyle yüzleşmeye davet ediyordu. Eseri üzerinden şimdiki ve geçmiş zamandaki kadın figürlerine uzanıyordu. Manzarasız Bir Oda'da ise aynı duyguları daha geniş bir alanda, beş panodan oluşan obje-resimleri ve nostaljik değer taşıyan onlarca nesne ile gerçekleştiriyor. Serginin adından da rahatça çıkarılabilecek anlamlardan olan kıstırılmışlığı panolarındaki manzaranın üstünü kafesle örterek, boyut ve perspektif ile oynayarak yaratıyor.
Sanatçının panolarından, sergi alanındaki yerleştirmelerinden oldukça etkilendim. Gidin görün derim. Farkındayım, biraz son dakika hatırlatması oluyor; ama siz vakit ayırmaya çalışın.
Batıbeki'yi ilk defa İstanbul Modern'in Türkiye'den modern ve çağdaş kadın sanatçıların eserlerinden yarattığı Hayal ve Hakikat sergisindeki işi Kitsch Oda Projesi ile tanımış ve eserinden etkilenmiştim. Ardından Atıf Yılmaz'ın kızı olduğunu keşfettim. Hayal ve Hakikat sergisinde bir kafesin içine yerleştirdiği oda vasıtasıyla bizi yeni İstanbul kimliklerini düşünmeye, çılgınca şehirleşirken kaybolan, parçalanan, yanlış taşınan bütün o kültür artıklarından doğma yeni bir yaşam biçimiyle yüzleşmeye davet ediyordu. Eseri üzerinden şimdiki ve geçmiş zamandaki kadın figürlerine uzanıyordu. Manzarasız Bir Oda'da ise aynı duyguları daha geniş bir alanda, beş panodan oluşan obje-resimleri ve nostaljik değer taşıyan onlarca nesne ile gerçekleştiriyor. Serginin adından da rahatça çıkarılabilecek anlamlardan olan kıstırılmışlığı panolarındaki manzaranın üstünü kafesle örterek, boyut ve perspektif ile oynayarak yaratıyor.
Sanatçının panolarından, sergi alanındaki yerleştirmelerinden oldukça etkilendim. Gidin görün derim. Farkındayım, biraz son dakika hatırlatması oluyor; ama siz vakit ayırmaya çalışın.
14 Kasım 2014
Richard Avedon
Richard Avedon
20. yüzyılın önemli moda fotoğrafçılarından. Onlarca yıl boyunca Vogue ve Harper’s
Bazaar için çalışmış Avedon’un moda dünyası için çektiği fotoğraflarının
yanında birçok portre ve mural çalışması mevcut. Geçtiğimiz aylarda Münih’teki Brandhorst Müzesi'nde Avedon'un eserlerinden oldukça ilgi çekici bir seçki sergideydi. Sergide murallerinin yanında Avedon'un Observations ve In the American West adlı kitaplarından portreler vardı. Beyaz bir arka planın önündeki kişileri olabildiğince minimal fotoğraflayan Avedon'un ortaya çıkardığı portrelerde yakalanan anlar baskı üzerinde muazzamlaşıyor; özellikle In the American West projesinin içindeki portreler çok güçlü. Ünlü simaların portrelerini incelemek ise ayrı bir keyifti. Henry Miller'ın yüzündeki çizgileri, Humphrey Bogart'ın onlarca karakter taşımış yüzünü, Chaplin'in şeytan pozunu ve daha nice ismin ölümsüzleşmiş anlarını miras bırakıyor bize Avedon.
Aşağıda sergide çekilmiş birkaç fotoğraf bulacaksınız.

7 Ekim 2014
Uçuç Böceği XVIII
Bazı günler güzelliklere daha fazla tutunası geliyor insanın. Öyle günler için dursun güzel şeyler bu köşede. Günün ilhamı ve Blog'un rengi olsunlar. Resimler Clare Elsaesser'den, illüstrasyonlar Aitch'ten ve kolajlar Eugenia Loli'den.
4 Haziran 2014
Uçuç Böceği XVII
Blogun tumblr ayağını açma sebebim buradaki görselleri temiz ve toplu bir şekilde tumblr sayfasında toparlamak ve böylece birbirini tamamlayan iki kardeş blog oluşturmaktı. Zamanla tumblr'daki Hayallerim, Delorean ve Sen kendi kendini besleyen, renkli, eğlenceli, arada bir Blogger'daki kardeşinde neler olup bittiğini de önemseyen ama çoğunlukla tek başına da mutlu ve mesut bir oluşum haline geldi. Yeni Uçuç Böceği'nde sizlerle ne paylaşmalıyım diye düşünürken çözümün çok uzakta aranması gerekmediğini fısıldadı kafamdaki ses. tumblr'da burada paylaşmadığım birçok güzellik var! Uzun zamandır karma görsellerden oluşan bir Uçuç Böceği de hazırlamamıştım, bir görsel şölenin vakti çoktan gelmişti. Kısacası okuyucu, aşağıya bir göz at, hoşuna giderse arada bir de Hayallerim, Delorean ve Sen'in tumblr'daki kardeşine uğramayı eksik etme.
Etiketler:
Film,
illüstrasyon,
Resim,
Sanat,
Tumblr,
Türkan Şoray,
Uçuç Böceği
30 Mayıs 2014
Stroke Art Fair | ARTMUC
Münih'te Mayıs ayının başında, Stroke Art Fair birçok sanatçıyı ve galeriyi bir mekanda topladı. Eserleri ve ilgili müşteriyi agresif olmayan, pazarlamayı değil sanatı ve sanatçıyı öne çıkaran bir anlayışta bir araya getiren organizasyonda çektiğim birkaç fotoğraf aşağıda. Paylaşımın geç geldiğinin farkındayım. Bu fırsatla aynı mekanda (Praterinsel'de) 1 Haziran'a kadar bir başka sanat fuarı ARTMUC'u gezebileceğinizi not düşeyim buraya. Keyifli hafta sonları!
18 Mayıs 2014
Misafir Var: The Clock
Merhabalar! Blog'da misafir ağırlamaya devam ediyoruz. Her konuk yazarın Hayallerim, Delorean ve Sen'e getirdiği farklı renklere bugün, eski ama taze dostlardan Pelin'in The Clock adlı belgesel hakkında yazdığı yazı ekleniyor. Keyfini çıkarın.
Salt Beyoğlu, su sıralar 9 -25 Mayıs 2014 arası, Christian Marclay’in 2010 tarihli eşsiz belgeseli "The Clock“a ev sahipliği yapıyor.
The Clock
Salt Beyoğlu, su sıralar 9 -25 Mayıs 2014 arası, Christian Marclay’in 2010 tarihli eşsiz belgeseli "The Clock“a ev sahipliği yapıyor.
Etiketler:
Belgesel,
Film,
Konuk Yazar,
SALT,
Sanat
30 Nisan 2014
Güzel Şeyler
İnternet denilen dipsiz kuyuda sonsuz güzellikte keşiflere yelken açabiliyor insan. Yeni insanlar, hayatlar, eserler, yerler tanımak için başvurulan ilk mecralardan internet. Aynı zamanda milyonlarca bloga da ev sahipliği yapıyor. Blog yazmaya başladığımdan beri takip ettiklerimin yanında, yol boyunca rastladığım ve kısa zamanda favorilerim arasına giren bloglardan oluşan bir liste paylaşmak istiyorum sizlerle. Göze ve zihninize ziyafetin garanti olduğu kanaatindeyim.
22 Nisan 2014
The Grand Budapest Hotel
Wes Anderson'ın son filmi The Grand Budapest Hotel, izleyeni kendine hayran bıraktırıyor ve seyrin ardından geriye hoş bir tat bırakıyor. Anderson'ın hikaye anlatıcılığını sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacağına inanıyorum. Dinamik ve mizah dolu bir şekilde, masalsı bir atmosferde hem neşeli hem buruk bir hikaye anlatılıyor. Benim kalbime dokunan kısmı masalsı tasarımı oldu. Kurgu Zubrowka ülkesinde geçen hikayeye eşlik eden tüm set ve set detayları, filmi bir görsel şölene çeviriyorlar. Renklerin müthiş kullanımını da not etmeli. Filmin sanat yönetmeni Adam Stockhausen ile yapılan bir röportajı okumak için buraya, filmin baş grafik tasarımcısı Annie Atkins'le yapılan röportaj için de buraya tıklayın. Aşağıdaki filmle ilgili görsellerin tadını çıkarın ve The Grand Budapest Hotel'i izleyin.
Etiketler:
Film,
Görsel,
Sanat,
Tasarım,
Wes Anderson
12 Şubat 2014
Avokado V

Avokado 1: Getty Yayınları, sanal kütüphanesi ile kitap ve sanat severleri heyecanlandırıyor. 200'den fazla kitabı çevrim içi olarak okuma ve indirme olanağı sunuyorlar. Getty Müzesi'ndeki birçok şaheser hakkında bilgi edinmek için ya da sadece günü güzelliklerle doldurmak için bu kitaplığa bir göz atın. Kütüphaneye buradan ulaşabilirsiniz.
Etiketler:
Avokado,
Dizi,
Doctor Who,
Kitap,
Sanat
23 Ocak 2014
Lucid Dream
Hatırlıyorum. Bir binanın çatı katında, çatının kenarında duruyordum. Anlaşılmaz kötü güçlerden kaçacak yerim kalmamıştı; ama nerede olduğumun bilincindeydim. Uçabilirsin dedim kendime ve bıraktım boşluğa bedeni. Kollarımı çırptım çılgınca. Yere bir metre kala yer çekimine karşı savaşı kazandım. Biraz uçtuktan sonra, sığ suda yüzmekten bıktığım zamanlardaki gibi kalktım ayağa birden. Yürüdüm gittim.17 Aralık 2013
Uçuç Böceği XV
Brezilyalı illüstrator Frederico Birchal, popüler film ve dizi kostümlerinden esinlenerek yeni bir seri yaratmış. Kostümlere indirgenerek minimalist bir tarzda yeniden yorumlanan sevilen yapıtların, sevimli ve göze çok hoş gelen görsellerini aşağıda bulabilirsiniz. Aralarında en sevdiğim Back to the Future üçlemesine ait olan. Sanatçının tumblr sitesi için tıklayın.
Etiketler:
Film,
Frederico Birchal,
illüstrasyon,
Sanat,
Tasarım,
Uçuç Böceği
6 Ekim 2013
Marokkanische Teppiche und die Kunst der Moderne
Münih'teki Pinakothek der Moderne'de 5 Ocak'a kadar gezilebilecek Fas Kilimleri ve Modern Sanat sergisi (Marokkanische Teppiche und die Kunst der Moderne), günümüz sanatının kaynağına alternatif bir bakış sunuyor. Kadınlar tarafından işlenen bu kilimlerin çağdaş sanatçıları ve eserlerini nasıl etkilemiş olabilecekleri sorusu üzerine düşünerek gezdiğinizde göze çarpan detaylarda bugünün sanatından bir şeyler bulabilir, renklere hayran kalabilirsiniz. Şehirdeyseniz bir göz atın derim. Aşağıda bazı kilimlerin detaylarının fotoğraflarını bulabilirsiniz.*
27 Kasım 2012
11 Kasım 2012
Uçuç Böceği: Alphonse Mucha
Alphonse Mucha 1880 doğumlu Çekoslovak ressam ve grafik sanatçısı. Mucha geniş yelpazede eserler verdi: resimler,posterler,reklam afişleri,kitap çizimleri... Eserleri Art Nouveau stilindedir. Eserlerinin çoğunda kadınları kullanır; sağlıklı, güzel ve çekici kadınlar. Bu Uçuç Böceği'ni tamamen Mucha'ya adıyorum. Resim ve illüstrasyonları ile dünyaya verdiği güzellikler için...
| Autumn, 1896 |
Etiketler:
Alphonse Mucha,
Art Nouveau,
Çek Cumhuriyeti,
grafik,
illüstrasyon,
Resim,
Sanat,
Uçuç Böceği
18 Mayıs 2012
Georgia O'Keeffe
Öyle güzel insanlar var ki dünya üzerinde. Hayranlık duyulası. Ruha dokunan hikayeleri, çeşit çeşit yetenekleri ve duruşları ile cesaret veren, insanın içini ısıtan, gülümseten, meraklandıran insanlar. Georgia O'Keeffe o insanlardan. Resimleri ve hayatı ile ilham veriyor bana. Resimlerinde yaşamanın ağırlığından hafifçe sıyrıldığımı hissediyorum, o an sadece süzülüyor havada, hafifliği ile keyif veriyor.
O'Keeffe 20. yüzyıla adını kazımış, başarılı bir Amerikalı ressam. Bu onun için söylenebilecekler arasında en azı. 1887 doğumlu. Genç yaşlarından itibaren resim yapmaya başlıyor, sanat üzerine eğitim görüyor. New York'ta sanatçı çevresine girmesi uzun sürmüyor ve adını duyurması ise daha da kısa sürüyor. Bunlar onun hikayesinin tekdüze ve paketlenmiş bir özeti. Her şeyin ardında cesur ve yalın bir kadın O. Çiçeklerin ve doğanın kadını. Hayatının uzun yıllarını New Mexico'da çölün ortasında, restore ettirdiği eski bir çiftlik evinde geçiriyor. Çölde dolaşıyor, çölde uzanan kafataslarında güzelliği buluyor, rüzgarı dinliyor ve yukarılara doğru uzanan kocaman kayaları onlarca defa tekrar tekrar resmediyor. En sevdiğim O'Keeffe işte bu. Çöle aşık kadın.
Aynı zamanda Alfred Stieglitz'e aşıktı O. İkilinin aşkının kuvveti dillere destan. Stieglitz, O'Keeffe'nin güzelim fotoğraflarını çeker senelerce. Yıllanmasını belgeler Georgia'nın, alnına çizgiler eklenmesini izleriz fotoğraflarda. Güzellerdir.
Ne güzel bir şanstır ki Georgia O'Keeffe'nin eserlerinin bir kısmının olduğu geçici bir sergi vardı geçtiğimiz aylarda Münih'te. Gezmekten aldığım keyfi biriktirdim; her gün azar azar kullanıyorum.
O'Keeffe 20. yüzyıla adını kazımış, başarılı bir Amerikalı ressam. Bu onun için söylenebilecekler arasında en azı. 1887 doğumlu. Genç yaşlarından itibaren resim yapmaya başlıyor, sanat üzerine eğitim görüyor. New York'ta sanatçı çevresine girmesi uzun sürmüyor ve adını duyurması ise daha da kısa sürüyor. Bunlar onun hikayesinin tekdüze ve paketlenmiş bir özeti. Her şeyin ardında cesur ve yalın bir kadın O. Çiçeklerin ve doğanın kadını. Hayatının uzun yıllarını New Mexico'da çölün ortasında, restore ettirdiği eski bir çiftlik evinde geçiriyor. Çölde dolaşıyor, çölde uzanan kafataslarında güzelliği buluyor, rüzgarı dinliyor ve yukarılara doğru uzanan kocaman kayaları onlarca defa tekrar tekrar resmediyor. En sevdiğim O'Keeffe işte bu. Çöle aşık kadın.
Aynı zamanda Alfred Stieglitz'e aşıktı O. İkilinin aşkının kuvveti dillere destan. Stieglitz, O'Keeffe'nin güzelim fotoğraflarını çeker senelerce. Yıllanmasını belgeler Georgia'nın, alnına çizgiler eklenmesini izleriz fotoğraflarda. Güzellerdir.
Ne güzel bir şanstır ki Georgia O'Keeffe'nin eserlerinin bir kısmının olduğu geçici bir sergi vardı geçtiğimiz aylarda Münih'te. Gezmekten aldığım keyfi biriktirdim; her gün azar azar kullanıyorum.
![]() |
| Ram's Head |
20 Nisan 2012
Travis Louie
Travis Louie'yu duydunuz mu? Kendisi tuhaflıklar dünyasının rüyamsı karakterlerini yumuşak dokunuşlu kalemi ile görsel şölenlere dönüştürme ustası. Onun kadınları, erkekleri bu dünyada değiller, hepsi bir tür kırma. Mutantlaşmış portreleri ile (ahtapot saçlı kadın, keçi adam, iskelet kafa - bütün karakterler hayvanlar, bitkiler, çeşitli canavarlar ile aynı kapta yoğuruluyor) bizim dünyamıza karşı duruyorlar ve parlak, cam gibi gözlerle bizi izliyorlar. Louie'nin ilham kaynağı çevresinde gözlemledikleri ve gerçekten yaşamış ve tarihin sayfalarına gömülmüş, tuhaf hikayelere sahip onlarca insan. Sebepsiz yere kaybolan 19. yüzyıl hanımefendisi, ödüllü sıçan yakalayıcısı, zihin okuma gücü olduğuna inanılan bir çiftçi. Hepsi Louie'nin kaleminden geçtikten sonra sıradan görüntülerinden arınıp, onun yarattığı tuhaflıklar diyarında var olmaya devam ediyorlar.
Travis Louie'nin bloğu: http://travislouie.blogspot.de/
İnternet sitesi: http://www.travislouie.com/
Etiketler:
Çizim,
Fantastik,
Resim,
Sanat,
Travis Louie
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






















