Hayallerim, Delorean ve Sen: Mülksüzler

12 Mayıs 2014

Mülksüzler

Le Guin’in 20. yüzyıl klasikleri arasına giren bilim kurgu romanı Mülksüzler (The Dispossessed) muhteşem bir roman. 1974’te yayımlanan romanı ütopya-distopya edebiyatına iliştirmek kolay. Asıl zor olan bu iki tür arasındaki yerini belirleyerek, romandaki dünyaların omurgalarını kurcalamakta.

Bilim kurgu ve fantezi türlerinin çekiciliği çok uzak, hayali ve büyülü diyarları anlatışlarında değil, dünyamızın bu türlere ait eserlerdeki yansımalarında. Bazı eserlerin açık açık, diğerlerinin daha üstü kapalı yaptığı bu yansıma, romanların arka kapağını kapayıp sırtımıza yaslandığımız anda zihnimizi alı koyuyor. Mülksüzler gibi ustaca yazılmış olanları senelerce aklında yer ediyor insanın. Gazetede tedirgin eden her haberde, sokaktaki her evsizin silüetinde, köşe başlarını nöbet tutan her polisin görüntüsünde bu kitapları anımsıyor insan.

Mülksüzler’in protagonisti fizikçi/devrimci Shevek, Anarres adlı toplumsal organizmanın hayatta kalmasını en öne koyan anarşik bir gezegende doğar. Bu gezegen Urras adlı başka bir gezegen ile ikili bir sistemin parçasıdır. Hangi gezegenden bakıldığına bağlı olarak bir gezegenin diğerinin ayı olduğu bu sistemde iki gezegen de diğerini dışlar. Urras günümüz dünyasını andıran, içinde birçok ülke barındıran ve güçlünün zayıfı egemenliği altına aldığı bir gezegen. İlk bakışta birbirinden soyutlanmış bu iki gezegen arasında köprü olmaya çalışan Shevek’in hikâyesini okuyoruz; fakat Mülksüzler, üç yüz küsur sayfasında insan doğası, geçmiş, gelecek, devrim, devlet yapısı, ideoloji, sevgi, mülk ve özgürlük konusunda biricik düşüncelere sahip. Betimlediği iki gezegenin de eksiğini ve fazlasını okuyucuya aktarmayı kendine görev bilmiş Le Guin, gelmiş geçmiş en ütopik distopik ya da distopik ütopik eserlerden birini hediye etmiş bizlere. Başta bahsettiğim, romanı bu iki türden herhangi biri ile etiketlemenin zorluğu işte tam burada yatıyor.

Le Guin’in siyah-beyaz ayrımı yapmayıp bizlere insanlığın ve onun kurduğu/kuracağı her sistemin eksiklerini yazmasından umutsuzluk duymamalı. Le Guin bizlere, Shevek’i ve onun olağanüstü zihninden geçenleri aktarırken dönüşümün, mücadelenin ve dönüşün daimi olduğu mesajını veriyor.


Bir bilim kurgu eseri olarak ise oldukça detaylı ve okuması keyifli. Yazarın anarşist Anarreslilerin düşünce biçimlerini, hayatlarını, dillerini ve hislerini anlatışına hayran kalmamak elde değil. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...