Hayallerim, Delorean ve Sen: İsterik: Erotik Roman Olmayan Roman

11 Ekim 2012

İsterik: Erotik Roman Olmayan Roman


Sahaflarda karşıma çıktığı vakit aklımda onu herkesin elindeki Fifty Shades of Grey’ine karşı kalkanım olarak kullanmak vardı. Türkçe adıyla Grinin Elli Tonu adlı erotik roman hâlen en çok satanlar rafında başta duruyor. Ben de bu başarısını anlayamıyor ve benim günümüz toplumunun kolektif bir delilik halinde savrulup durduğuna olan inancım güçleniyor. Öyle ki elle tutulur her eleştiri yazısında kitabın edebi niteliğinin yokluğunun altı çiziliyor. Sırf erotik diye de okuyamam ben. Eh haliyle bu erotik çılgınlığın içinde kendime bir yer bulmak için arayışa girdim.
Dediğim gibi sahaflarda rastlaştık İsterik (Looking for Mr. Goodbar, 1975) ile. İsterik’in 1975’te Altın Kitaplar’dan çıkma baskısını aldım hemen. Daha önce hakkında ne duymuşluğum vardı ne de yazarı tanıyordum. Arka kapağındaki yazıyı ve kitabın çıktığı dizinin Doğan Hızlan başkanlığındaki bir kurul tarafından hazırlandığını okuyunca, kapağına bakınca kendi Grinin Elli Tonu kitabımı bulduğuma inandım. Eh, erotik roman kategorisine girmeyen ama benim kendisini bu beklentilerle edindiğim İsterik -o konuda beni haksız çıkartmış olsa da- rahat okunabilen, kahramanı ve dönemini etkili bir şekilde betimleyebilen, güzel ve ortalama üstü bir kitap.
Roman bir cinayet zanlısının sorgusu ile açılıyor. Zanlı Gary barda tanıştığı ve daha sonra evine gidip beraber olduğu kadını öldürmekle suçlanıyor. İtirafın gelmesi uzun sürmüyor ve itirafın ardından, nasıl sonlandığını bildiğimiz hikâyenin öbür kahramanını anlatmaya başlıyor bize yazar. Theresa’yı anlatıyor Rossner.
Theresa çocukluğunda geçirdiği sıkıntılı hastalık dönemleri ve karmakarışık aile ilişkisi ile içine kapanık yetişir. Üniversitede eğitim gördükten sonra öğretmenliğe başlar. 60’lı yılların sonuna denk gelen bu dönemde kadın hareketleri ateşlenmeye başlamış ve kadınlar toplumda yeni kimlik arayışları ile farklı farklı alanlarda boy göstermeye başlamışlardır. Aynı zamanda yaklaşan cinsel devrim ve uyuşturucu çağı ile beraber Theresa kendini bulmaya, tanımaya ve geçmişini halı altına süpürmeye çalışırken ikili bir hayat sürmeye başlar. Gündüzleri küçük öğrencilerini seven ve işine bağlı öğretmen iken geceleri barlarda eve götürebileceği erkekler arar. Yazar Judith Rossner, Theresa’nın bu ikili hayatına giden yolu her şeyi bilen anlatıcının gözünden inceleyerek ve hafif hafif ama yerinde analizler yaparak anlatmış. Theresa’nın isterikleştiği durumlarda Theresa’nın iç monologları ve anlatıcının birbirleri içinde kaybolduğu izlenimi veren cümle ve paragraflar ise romanın çatısını kuvvetlendiriyor.
Romanı ilginç kılan bir başka detay ise hikâyenin gerçek bir cinayete dayanması. Roseanne Quinn, New York’ta yaşayan bir öğretmen iken barda tanıştığı ve evine aldığı bir adam tarafından 1973’te öldürülüyor.
Kitabın yeni bir basımı yok gibi duruyor. Altın Kitaplar’dan çıkma eski basımını sahaflarda ya da gittigidiyor gibi sitelerde bulabilirsiniz.

Dipnot: Kitabın 1977 yapımı, başrolünde Diane Keaton’ın oynadığı bir film uyarlaması var.
Roseanne Quinn


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...