Hayallerim, Delorean ve Sen: No: Propagandanın Derin Sularında

3 Ekim 2012

No: Propagandanın Derin Sularında

No -Hayır- (Yönetmen: Pablo Larrain, Şili yapımı) hem günümüz Türkiye'sine kurabileceğimiz paralellikler ile, hem de şiddet ve güç savaşlarının bir türlü eskimeyen yüzlerine çevrilen kamerası ile dikkat çekici bir yapım. Başrolünde Gael Garcia Bernal var. 1988'de Pinochet liderliğindeki Şili'de geçiyor film. Pinochet'nin 15 yıllık dikta rejimine darbeyi vuran referandum sürecinin propaganda aşamasına detaylı bir bakış atıyoruz.
Referandumda Pinochet'nin bir sekiz yıl daha hüküm sürmesi oylanıyor. Evetçiler ve Hayırcılar karşı karşıyalar. Tabi ki kart Evetçiler'in elinde; Pinochet ve askeri gücü toplumu baskı ve korku altında istedikleri gibi yönlendiriyorlar. Terör ve şiddet eşliğinde anti-komünist nutuklarla semizletiliyor diktatörlük. Sesini yükseltenin sesi kesiliyor. Hayır yanlıları ise -Pinochet'e muhalefet partilerden oluşan grup- her gece kendilerine televizyonda verilecek 15 dakikalık propaganda süresini ellerinden geldiğince etkili kullanmanın peşindeler. 15 dakikada kitleleri etkileyebilmeli ve halkın çoğunluğunu Hayır demeye ikna etmeliler. Reklam sektörünün yaptığı da farklı bir şey değil. Ürünleri satmak için pazarlama yolunda reklamcılığın durduğu yer inanılmaz önemli. Ürüne verilen hikaye ve ona eşlik eden cezbedici görseller ile kitleler o ürünü satın almaya itiliyor. Pinochet'yi devirmek isteyen muhalefet grup da reklamın gücünü kullanmaktan çekinmiyor ve 15 dakikalık TV propagandası için ünlü ve başarılı reklamcı René Saavedra (Gael Garcia Bernal) ile iletişime geçiyorlar. Seneler süren baskıdan sonra (süregelen fiziksel ve zihinsel şiddet, gözaltı altında ölümler, cinayetler...) ellerine geçen bu şansın heyecanı ile atmosferi karanlık, şiddet dolu görüntüleri ile seyircileri şoke etmeyi ve onlara gerçeği göstermeyi hedefleyen örnek bir propaganda videosu hazırlayan Hayırcılar, Rene'nin resme dahil olması ile bambaşka bir yol çiziyorlar kendilerine. Başarılı reklamcı, göz boyamanın ve "ürün" satmanın inceliklerini bildiğinden karanlık atmosferli bu videonun görevi yerine getirmeyeceğinden bahsediyor. Halkın yeterince mutsuzluk yaşadığından bahsediyor ve artık mutluluk görmek istediğinin altını çiziyor. No kampanyası logosundaki gökkuşağı ile yoluna hızla devam ediyor. Pinochet yanlıları da aynı hızla çalışmalarına devam ediyorlar ve onların kampanyasının başına da René'nin çalıştığı reklam ajansının patronu geliyor. Bu şekilde ilerleyen film metni ve alt metni ile kıymetli bir seyirlik halini alıyor. 20. yüzyılın diktatörü bol tarihinden yakın bir zamana bakan film hem günümüz dünyasında medyanın elindeki muazzam güç hakkında düşünmeye davet ediyor bizleri hem de kısa ve metin bağlamında kuvvetli çağrışımları olan adı No ile her türlü şiddete, diktatörlüğe, faşizme ve hak hırsızlığına HAYIR demeye çağırıyor.
Filmde reklamcılık sektöründen yola çıkılarak işlenen medya unsurunun rolü çok kritik. René ve patronunun üstlendiği mikrodalga fırın reklamı projesini ele alalım. Kesinlikle güvenli olmayan ve radyasyon yayan bu alet gülümseyen, halinden ve yeni mikrodalga fırınından memnunmuş gibi görünen güzel ve alımlı kadınlarla pazarlanıyor. İnsanlara yalan söyleniyor. Bilinçli bir saptırma söz konusu. İşte medyanın korkutucu tarafı burada. Pinochet gibi gerçek diktatörlerden kurtulma yolunda en kuvvetli araçlardan biri olan medyanın kendisi de patlamayı bekleyen bir bomba gibi. Nitekim günümüzde kullanımı da aynı şekilde tehlikeli. Beyin yıkama ve aptallaştırma aracı olarak medya şimdiki zamanın en tehlikeli düşmanlarından. İyi ellerde kuvvetli bir müttefik olduğu da inkar edilemez tabii ki.
Bernal'in oyunculuğu takdire şayan. René'nin arada kalmışlığını -hem hayır kampanyası için çalışan devrimci ruhlu yoldaş, hem de iktidarın kampanyasını yürüten patronunun şirketinde göz boyayan reklamlar hazırlayan dahi reklamcı- aktörün abartısız oyununda okumak çok rahat. Pinochet iktidarında iyi kazanan ve itibarlı bir reklamcı iken Hayır kampanyası ve onun olası başarısızlığı sonrası her şeyi kaybetme riski var René'nin. Sosyal güvencenin olmadığı bir ülkede bu uçurumun tam kenarında durmak kesinlikle cesaret istiyor. René'nin polisle başı beladan kurtulmayan ve sistemle hiçbir şekilde anlaşamayan karısı da filmin en ilginç karakterlerinden. Film görsel olarak da öykünün geçtiği döneme uygunluğu ile göz dolduruyor ve bu 1988 görselliği ile gerçekliğini besliyor.

Dipnot: No'yu Filmekimi'nde izleyebilirsiniz. Bugün 21:30'da Beyoğlu Sineması'nda gösteriliyor. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...