Hayallerim, Delorean ve Sen: Hobbit Destanı: Bilbo, seni özlemişim.

4 Mayıs 2012

Hobbit Destanı: Bilbo, seni özlemişim.


İçim kıpır kıpır bu aralar. Uzun yıllardır aklımın arka köşesinde bekledi Hobbit okunmak için. Hep ikinci geldi, ertelendi durdu. Artık zamanıdır dedim geçenlerde. Sinemada, o büyülü salonda izlediğim The Hobbit'in fragmanının üstümdeki etkisi göz ardı edilemez tabii. Yüzükleri Efendisi'ni sinemada ilk izleyişimi hatırlıyorum. Epikliğin doruk noktalarından biriydi. İçimde yarattığı heyecan tarif edilemezdi. Eve döndüğümüzde dönemin popüler arama motoru Yahoo'da Yüzüklerin Efendisi turu atmıştım saatlerce. O gün bugündür Hobbit'i hep okumak istedim. Yazdığım gibi geçenlerde bu özlemi dindirdim.
Kitabı okurken aklımda tutmaya çabaladığım en önemli şey Tolkien'in kitabı Yüzüklerin Efendisi üçlemesinden çok önce yazdığıydı ve zihnimi her olayı ve karakteri Yüzüklerin Efendisi'ne bağlama takıntısından arındırmaya çalıştım. Bir ölçüde başardım bunu. Bilbo Baggins'le çıktım dağlara, Frodo'nun ileride aynı yerlerden geçeceğini düşünmemeye çalışarak.
Hobbit'in daha ilk sayfalarında Gandalf'la karşılaştım. Özlem gidermek isterdim onunla; fakat Gandalf daha bizleri tanımıyor tabii. Eh olsun dedim.
Gandalf Bilbo'yu, Bilbo'ya sormadan cücelerin Yalnız Dağ'daki hazinelerini onlardan çalan ejderha Samug'dan geri alma maceralarının hırsızı olarak atıyor. "Hırsız" hazineyi çalacak olan. Eh, Gandalf bu. Her zaman gizemli olmuştu. Hikayenin en başında da öyle. Neden Hobbitköy'de sessiz sakin yaşayan Bilbo Baggins'i bu maceraya uygun görmüştür bilinmez. Bilbo Gandalf'ın kapısının eşiğinde ortaya çıkışından itibaren heyecanlı bir maceranın en gözde ve şanslı karakterlerinden biri oluyor. 13 cüce ile -Thorin, Balin,Dwalin, Kili, Fili, Dori, Nori, Ori, Oin, Gloin, Bifur, Bofur, Bombur- Dağ'a doğru yola çıkıyor. Yol üzerinde Ayrıkvadi'ye de düşüyor yolu. İşte orada Aragorn ve Arwen'i düşünmeden edemedim. Öyle ki Elrond'un geçtiği sayfalarda Yüzüklerin Efendisi'nde dolanırken buldum zihnimi. Lanetim Yüzüklerin Efendisi'nin çok genç yaşımda hayatıma Hollywood tarafından sokulmasıdır. Öyle ki kitapları kendim keşfedip, bütün efsaneyi okuma fırsatı edinip -kronolojik olarak- ondan sonra Peter Jackson'un yarattığı muhteşem Orta Dünya'yı zevkle izlemek isterdim. Oysa hiçbir şey bilmeden daldım bu evrene ve zihnim Jackson'un Orta Dünyası'nın kölesi oldu. Bütün görselliği ile... Gerçi kitabı okurken Jackson'un yaratıcı ekibinin elinden çıkma birçok Orta Dünya güzelliği ile görselleştirebildim maceraları. İlki tabiki Bilbo'nun mağaralarda bulduğu yüzük. Hobbit'te yüzüğün hikayeye hatırı sayılır büyüklükye katkısı var; fakat daha sonraki üçlemede anlatılan Tek Yüzük efsanesi daha Tolkien'in zihninde doğmuş değil. Gene filmlerden görüpte kitaba yerleştirdiklerim arasında Mithril var, hani o kılıç geçirmeyen ve Frodo'yu ölümden kurtaran incecik ve hafif zırh. Eh, en nihayetinde Ayrık Vadi'de filmdeki şekliyle beraber belirdi zihnimde Bilbo'nun orayı ziyareti boyunca.

Hobbit hakkında yazmak isterken gene Yüzüklerin Efendisi'nde buldum kendimi. Kısaca Hobbit'i sonunda okumuş olmaktan gurur duyuyorum ve kitabın -artık katlanmış, kullanılmış-kapağına baktıkça mutlu oluyorum. The Hobbit Aralık 2012'de vizyonda. Daha çok bekleyeceğim.

Karşınızda Bilbo Baggins'in ete kemiğe bürünmüş gençliği!
The Hobbit filminden bir kare
13 Cüce Yoldaş
- En başta duran Thorin -


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...