Hayallerim, Delorean ve Sen: Dark Shadows

21 Mayıs 2012

Dark Shadows


Dark Shadows vizyona girdiğinde ister istemez daha bir hızlı attı kalbim.  Oldum olası rengârenk ve masalsı olanı griye ve sıradana tercih ettim. Eh, Tim Burton’da yarattığı onlarca masalsı dünya ile yer etti bilinçte, adını duyduğumda kulaklarımı kabartır oldum. Bu sene iki filmle çıkacak karışımıza. İlki –yazının da konusu- Dark Shadows. İkincisi Frankenweenie. Klasik korku hikayelerinin kilometre taşlarından Frankenstein’ın Burton elinden çıkması; Mary Shelley izleyebilseydi keşke. Her neyse. Dark Shadows’da Burton’un filmlerinde görmeye alışık olduğumuz Johnny Depp başrolde. Depp, Barnabas Collins rolünde. Barnabas 18. yüzyılda Amerika’da Amerikan Rüyası’nı gerçekleştirebilmiş,  tutunmayı başarmış, bir kasabaya adını vermiş köklü Collins ailesinden. Collins ailesinin Barnabas’a tutkun Angelique adlı hizmetçisi, Barnabas’ın başka bir güzele aşık olması ile beraber kıskançlık krizine giriyor. Kaderin cilvesine bakın ki Angelique baya yetenekli bir cadı çıkıyor ve Barnabas’ı vampir yaparak lanetliyor ve onu tabuta koyup uzun yıllar boyu hapsediyor. Barnabas bir rastlantı sonucu 1972 yılında esaretinden kurtuluyor ve olaylar gelişiyor. Film hakkında çok şey yazmışım gibi gelmesin kesinlikle; anlattıklarımın hepsi hemen hemen filmin ilk iki dakikasında oluyor.
 Film hakkında çok olumlu şeyler yazamayacağım; olay örgüsü çoğunlukla kaypak bir zeminde ilerliyor. Karikatürize edilmiş tiplerimizle yetiniyoruz. Benim favori karakterim Collins ailesinden geriye kalmış üç beş kişiden biri olan ve Chloë Grace Moretz’in canlandırdığı Carolyn. Çok yetenekli güzel bir oyuncu olacak hatun. Erkek arkadaşlarımın arasında kendisine derin bir hayranlık besleyenler var. Haydi bakalım.
Carolyn’i kendiniz izleyin.
Collins Malikanesi kesinlikle titiz bir çalışmanın ürünü. Daha pek kocaman değilken izlediğim Rose Red Konağı filmine adını veren konaktaki tekinsizliği hissediyor insan. Gerçi filmin genel seyri böyle bir tekinsizlik havası için fazla coşkulu ve mizah dolu. Gene de sonuçta ana karakterimiz bir vampir, onu çevreleyen mekan yeterince ürkütücü olduğunu kanıtlamalı. Collins Malikanesi hakkını veriyor.
Johnny Depp’in vampir makyajı ise filmin birçok sahnesinde sakil duruyor. Sanki amatör bir makyözün elinden çıkmış gibi. Burton’un aradığı görünüş bu muydu bilemem; fakat seyir zevki açısından önümüze daha inandırıcı bir vampir koysaydı daha iyi olurdu.  Kötü cadı rolündeki Angelique’un beden bulduğu Eva Green ise sadece güzelliği – ve derin dekolteleri - ile etkileyebiliyor insanı.
En nihayetinde Burton evrenine eklenen son halka Dark Shadows. Kusurları pek bol. Yönetmeni sevenler izlesinler filmi; Burton ve Burton-Depp işbirliği hatırına mesela.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...