Hayallerim, Delorean ve Sen: Quills

16 Ocak 2013

Quills


Quills, Marquis de Sade'ın son yıllarını yeniden kurgulayan çarpıcı bir Philip Kaufman (Henry & June, The Unbearable Lightness of Being) filmi. Marquis rolünde harikalar yaratan Geoffrey Rush'a ünlü isimler Joaquin Phoenix ve Kate Winslet eşlik ediyor.


Film gerçek olaylara dayandığını ilan ederek açılıyor. Fransa'nın Terör Dönemi sonrasında, Sade'ın Charenton Akıl Hastanesi'ndeki günleri konu ediliyor. Hastanenin başındaki Rahip Coulmier'i Phoenix canlandırıyor.
Sade yazdığı erotik metinleri çamaşırcı kız Maddy (Kate Winslet) yardımıyla hastaneden dışarı sızdırmayı başarır; kitapları Fransa'nın arka sokaklarında kapış kapış satılırken Napolyon hükümeti Sade'ın dinsiz ve cinsellikle dolu metinlerinden rahatsız olur. Hastalarının resim, oyun ve diğer çeşitli etkinliklerle ilerleme göstereceğine inanan idealist Rahip Coulmier'in aksine akıl hastalarını çok daha sert ve vahşi yöntemlerle tedavi eden -işkence eden- Dr. Royer-Collard (Michael Caine), hükümet emri ile Charenton'a düzeni sağlaması -Sade'ın yazdıklarının bir daha hastaneden çıkmamasını sağlaması- için gönderilir. Sade uslanmayı reddeder. Onu susturmaya çalışanların baskısı arttıkça, Marki'nin hayal gücü coşar.
Sade'ın cinsel muhafazakarlığa, dinsel ikiyüzlülüğe açtığı savaş, filmdeki Marki portresinde onu yaşadığı kapalı ve tutsak hayatta aklı başında tutan en önemli unsur olarak göze çarpıyor. Marki'nin bu tutunuşu, ifade özgürlüğünün ölümcül önem de oluşunun da kanıtı. Marki'ye sansür uygulamak ve onu susturmak için gönderilen Dr. Collard'ın sadist -ironi- ve sübyancı kişiliği, Marki'yi susturmaya çalışmanın ne kadar çarpık -Sade'ın yazılarının çarpıklığına rağmen- olduğunu simgeliyor sanki. Collard'ın tek yönlü karakteri, Maddy, Coulmier ve Marki'nin karakterlerinin üzerinde incelikle durulması ile dengeleniyor. Akıl hastanelerini mesken tutan filmlerin çoğunlukla dünyadaki deliliğe ayna tutma görevini üstlenmeleri boşuna değil. Quills'te de bu tür yansımaları bulmak zor değil.
Filmin en dokunan noktalarından biri ise Marki'nin eserlerinde hep rastlandığı üzere iyi karakterlerin başlarına felaketler üşüşmesi, kötülerin ise varlıkları pek zarar görmeden devam etmeleri hayatlarına. Bu ayrımın keyfiliği ise malum. Kim her zaman iyi, kim her zaman kötü olabilir?
Quills büyük isimlerle dolu kadrosuna ve sinemaya çeşitli türlerde başarılı ürünler vermiş yönetmenine rağmen kıyıda köşede kalmış ilginç ve etkileyici bir film. Başyapıt değilse bile, izlenmeye değer.

Dipnot: Marquis de Sade rolüyle Geoffrey Rush'ın Oscar'a aday olduğunu da söylemekte fayda var.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...