Hayallerim, Delorean ve Sen: Bulut Atlası

24 Nisan 2013

Bulut Atlası


İngiliz yazar David Mitchell'ın romanı Bulut Atlası, altı farklı yer ve zamanda karşımıza çıkan kurmaca karakterler üzerinden insanlık tarihinin bir haritasını çiziyor. Bu harita içine katılan metafiziksel öge ile epik bir dünya tarihi atlasına dönüşüyor ve okuyucuyu insanı insan yapan birçok unsur hakkında düşünmeye davet ediyor. Altı yüz küsur sayfada altı farklı kısımda 19. Yüzyıldan başlayan ve gelecekte bilinmeyen tarih sonrası çağlara uzanan kurmaca bir gidişata tanık oluyoruz. Kitabın arka kapağına ulaşıldığında ise kalpte bir korku kalıyor; içten içe bu kurmaca gidişatın gelecekte insanlığın başına geleceklerden çok farklı olmayabileceği hissiyatı insanı ürpertiyor.


Böyle geniş çaplı bir açılışı biraz toplayabilmek adına kısa kısa altı bölüm hakkında yazmakta fayda var. İlk bölüm Adam Ewing’in bölümü. 1850’de Yeni Zelanda’da yaptığı noterlik görevinden evine dönmeye çalışan Ewing, bu yolculuğunda beyaz adamın kurduğu güç imparatorluğunun ezdiği diğer ırkların acılarına tanık oluyor. İkinci bölümde aile mirasından mahrum bırakılmış genç müzisyen Robert Frobisher, Belçika’da finansal sıkıntılarına çare bulmaya çalışıyor ve yaşamını, standartlarını düşürmeden devam ettirmeye çalışırken kendisi ve müziği ile ilgili sorunlarla boğuşuyor. Romanın üçüncü bölümü 1970’ler Amerika’sında yaşayan gazeteci Luisa Rey’in hayatına açılıyor. Luisa Rey tehlikeli olduğundan şüphelendiği bir nükleer santral hakkında araştırma yaparken başına çok büyük belalar açıyor. Bir sonraki hikayede ise günümüz İngiltere’sinde yayıncı Timothy Cavendish’in başından geçen talihsiz serüvenleri okuyoruz. Son iki kısım  gelecekte geçiyor. Bay Cavendish’in kısmını takiben Sonmi~451 adlı android garson kızın sisteme başkaldırışının hikayesi geliyor. Son kısım ise gelecekteki bir tarihöncesi döneme ait. Yerli Zachry’nin gözünden medeniyetin çöküşünden sonra geriye kalanları okuyoruz.Zachry'nin kısmı hariç diğer bütün hikayeleri kitapta ikiye ayırılmışlar. Ewing'in hikayesi ile başlayıp, orada bitiyor Bulut Atlası.
Birbirinden bu kadar ayrık duran hikayelerin biçimleri ve dilleri de birbirinden farklı. Ewing’in kısmı günce, Frobisher’ınki mektup, Luisa’nın başından geçen olaylar roman, Timothy’nin kısmı anı kitabı, Sonmi~451’in hikayesi röportaj formatında. Zachry’ye ait kısım ise bir konuşma metnini anımsatıyor. Dilleri ise hikayelerin geçtiği zamanlara uygun düşen şekilde. Bu biçimsel özellikler altı kısmın birbirine kenetlenmesine yardımcı olan unsurlar. Altı karakterin hikâyeleri zaman, mekân ve nitelik bakımından hayli farklılık gösterse de hepsinin çıkış noktası hemen hemen aynı yer: insanın güç hırsından doğma kötülükler. Roman boyunca kötülüklerin birçok farklı çeşidini okuyoruz. Geçmiş zamanda geçen kısımlar belgesel ve tarihi roman hissiyatı yaratıyor. Gelecek zamanda geçen son iki kısım ise distopik dünyalarıyla uyarıcı nitelikteler.
Hayal gücünü tetikleyen, okuması keyifli bir roman Bulut Atlası.

Dipnot: Kitabın 2012 yapımı bir film uyarlaması mevcut. Yönetmenliğini Wachowski Kardeşler ve Tom Tykwer'ın üstlendiği film büyük bütçeli ve bol yıldızlı bir yapım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...