Hayallerim, Delorean ve Sen: Prag

6 Kasım 2012

Prag

Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı? Lisedeki coğrafya öğretmenimizin en sevdiği sorulardandı. Ne okuyan, ne de gezen birbirlerinden daha fazla şey bilmek zorunda değiller. Her ikisinin de bir yolu yordamı var sanırım. Ne okuduğun ve nasıl okuduğun, nasıl ve nereleri gezdiğin kadar önemli.
Daha önce hiç gezi yazısı kaleme almadım. Nereden başlayacağımı da tam bilemediğimden görsel destekli ufak bir giriş yazısında karar kıldım. Odak noktası Prag. Prag'da görülebilecekler başlığı altında toparlayabiliriz sanırım okuyacaklarınızı. Aşağıda şehrin ruhunu ve bütününü yansıtmaktan uzak, bir hayli ufak kalan seçki kendi deneyimlerimle şekillendi.

Prag 1100 yıllık tarihi olan eski bir şehir. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'na da başkentlik yapmış. İçinde birçok farklı dinden ve kültürden çoğunluklarla yoğrulmuş, çok katmanlı ve çok kültürlü. Farklı farklı kaynaklarda Prag için "Masal Şehir" denildiğini görebilirsiniz. Yakın tarihe kadar komünizmin hüküm sürdüğü toprakların bir parçası. Uzun geçmişi hem şehrin hem ülkenin varlığını şekillendirmiş. Şehrin görülmezse olmazlarından Charles Köprüsü (Karluv most), Prag'ı çevreleyen Vltava Nehri'nin üzerinde sessiz sakin konumlanmış. Köprünün bir tarafında Prag Kalesi tepede heybetli yükseliyor. Kale tarafında köprüden çıkıp ileriye doğru giderseniz yeşil kubbeli St. Nicholas Kilisesi'ne varıyorsunuz. Komünist Çekoslovakya'da gizli polis Amerikalıları gözetlermiş St. Nicholas'ın çatısından. Gene şehrin bu kısmında John Lennon Duvarı'nı görebilirsiniz. 1980'lerden beri John Lennon'dan ilham alan grafitilerle bezeli duvar ayrıca hükümet ve sistem eleştirilerinin de bir sembolü. Duvarın sahibi Malta Şövalyeleri duvarın boyanmasına izin veriyorlar. John Lennon Duvarı sokağın ve gençliğin ruhu. Tepede uzanan Prag Kalesi ise dünyanın en büyük antik kalesi ünvanına sahip. Görülmeyi hak ediyor. Gene Charles Köprüsü'nün bu tarafında kalan Kampa Müzesi ve Franz Kafka Müzesi görülmeye değerler. Kampa Müzesi'nde modern Çek sanatından seçme eserleri inceleyebilirsiniz. Franz Kafka Müzesi ise özellikle yazarı sevenler için tavsiye edilebilir. Müzenin içinin kafkaesk tasarımı ise yazara yakışır bir müze hazırlanmaya çalışıldığının kanıtı.
Charles Köprüsü'nün öbür yanında uzanan Eski Şehir kısmı ise müzeleri, restoranları, sokakları ile turist çılgınlığının kalbi. Seks Makineleri Müzesi, Balmumu Heykelleri Müzesi, Çikolota Müzesi gibi kalitesi düşük fakat girişi pahalı ilginç müzeleri bulabileceğiniz Eski Şehir'i yaşamanın en güzel şekli bana göre sokaklarında yürümek, binalarına hayran olmak ve her bir taşın üzerinden geçmiş farklı farklı insanları hayal etmekte saklı. Şehrin bu kısmından temin edilecek çoğu servis, yemek, içecek vb. gibi şeyler maalesef hep bol bol ücretlendirilmiş. Ara sokaklarda denk gelebileceğiniz ufak ve güzel mekanlar için gözlerinizi dört açın. Bakeshop da onlardan biri. Bu ufak kafede onlarca çeşit kek, kurabiye, tatlı ve atıştırmalık bulabilirsiniz.
Güneye doğru inmeye devam edersiniz karşınıza Kadife Devrimi'ne ev sahipliği yapmış büyük Wenceslas Meydanı çıkar. Bu meydan kalabalık bir alışveriş caddesini de kesiyor ve günün hemen hemen her saati dopdolu. Meydandan girişine ulaşabileceğiniz Lucerna Pasajı'na bir girmeyi ihmal etmeyin. Wenceslas Meydanı'ndan çok da uzak olmayan, cadde üzerindeki McDonalds'ın üstünde ve bir Casino'nun yanında kalan Komünizm Müzesi bilgilendirici olmasının yanında çok zayıf kalan görsel desteği ve hoşuma gitmeyen birkaç posteri ile benim için sınıfta kaldı. Komünizm Müzesi'ne birkaç yüz metre uzakta kalan Mucha Müzesi ise tam bir güzellikler şöleni. Art Nouveau akımının öncülerinden, Prag doğumlu Çek sanatçı Alfons Mucha'nın eserlerini, sanatı ve özel hayatı etrafında dönen fotoğrafları müzede görebilirsiniz.
Eski Şehir Meydanı'ndan yukarı doğru yürürseniz Josefov'a, Prag'ın yahudi mahallesine ulaşırsınız. Josefov'da görüp gezebileceğiniz sinagoglar, bir Yahudi Müzesi, küçücük bir alanda binlerin yattığı Eski Yahudi Mezarlığı ve yemek yiyebileceğiniz güzel koşer restoranlar var. Ayrıca Museum of Decorative Arts'ı da gezmeye zaman ayırın. İçinde Bohemya'dan toplanma mücevherler, çeşit çeşit saatler -kol,cep,duvar-, biblolar, süs eşyalar, cam objeler, kıyafetler, eski posterler bulacaksınız. Modern İspanyol tasarım dünyasına da bir bakış atabileceğiniz bir sergi var şu aralar ayrıca müzede.
Aşağıda Prag'da dolanacak ayakların görebilecekleri şeylerin fotoğrafları dizili.
Sürekli değişen John Lennon Duvarı
Kasım 2012

Kampa Müzesi bahçesinden
Komünizm Müzesi'nden
Bakeshop vitrini
Fusion Hotel'den
Fusion Hotel'in zemin katında yer alan kafe Soup in the City'i deneyin.
Kafka Müzesi'nin Girişi
Prag Kalesi'nin içindeki St. Vitus Katedrali
Narodni Caddesi üzerindeki Cafe Louvre 1902 yılından beri açık. Masalarında aklınıza gelebilecek
herhangi bir şeyi not edebilmeniz için sürekli kağıt ve kalem tutuluyor.

Old Town Square'de -Eski Şehir Meydanı- binalar
Charles Köprüsü'nden Prag Kalesi

John Lennon Duvarı'ndan
Kuklalar



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...