Hayallerim, Delorean ve Sen: Film
Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mayıs 2020

Dönüş, Selam ve Öneriler

2020'de hortlamaya karar verdim. Geçmişi temize çekiyorum. Yazıp yazıp paylaşmadıklarımı paylaşmaya, Hayallerim, Delorean ve Sen üzerinden paylaşacak bir şeyim kalmadığında ise veda etmeye karar verdim. Şimdilik devam... Aşağıda üç beş önce bir Mart ayında yazdığım ama kilerde kalmış bir öneri / inceleme listesiyle başlayalım. Üç sene uzun zaman. O zaman yazdıklarım şimdi sakil geliyor. Yine de metinlere mümkün olduğu kadar dokunmamaya gayret ediyorum. İçimden hepsini silmek ve yok etmek gelse dahi, üretimleri dünyayla paylaşmaktan korkmamayı öğrenmek lazım. Ufak ufak başlıyorum.
...

3 Şubat 2016

AFK | AMB: Tracks

Tracks Avustralya çölünün eşsizliğini ekranda ölümsüzleştiren, gerçek bir olaya dayanan ve Avustralyalı oyuncu Mia Wasikowska’nın başrolde olduğu ve aktrise Adam Driver'ın eşlik ettiği 2013 yapımı bir uzun metraj. 1977’de Avustralya’nın Outback adıyla tanınan kurak ve devasa arka bahçesinin en önemli ve gelişmiş yerleşim merkezi olan Alice Springs’den köpeği ve dört devesiyle Batı’ya, Hint Okyanusu kıyılarına kadar sürecek uzun yürüyüşüne başlayan Robyn’in yolculuğu National Geographic dergisinde takip edildi ve kitlelerde merak uyandıran bir hikaye oluverdi. Robyn’in eşine rastlanmamış yolculuğunu dergi için Amerikalı fotoğrafçı Rick Smolan ölümsüzleştirdi. Yürüyüşünü tamamladıktan iki yıl sonra 1980’de yolculuğunu kitaplaştırdı. Tracks adını verdiği kitap Thomas Cook seyahat kitabı ödülüyle taçlandırıldı.

10 Ocak 2016

Avustralya: Filmler & Kitaplar | Australia: Movies & Books

Mekânları edebiyat ve filmle ilişkileri üzerinden tanımayı, sanatçı ve yaratıcıların zihinlerinden eserlerine dökülen yorumlardan beslenmeyi seviyorum. Özellikle Avustralya gibi çok özel bir yerin eserlere yansıyışını incelemek, bunların içerisinde kendi Avustralya'mdan parçalar yakalamak, coğrafyanın üzerine yeniden düşünmek ve işlenen konular ve motifler bağlamında ülkeye yeni açılardan bakmak hem keyifli hem de öğretici.

Bu seride seçtiğim kitapları ve filmleri tanıtmayı, seyahatin farklı boyutlardaki uzantılarını incelemeyi amaçlıyorum. Yazılanlar ve çekilenler o yerin kolektif hafızasına kazınıyorlar ve bence bu izlerin seyahatlerimize ve dünya algımıza çok değerli etkileri var.

Bu post bir giriş niteliğindedir.

Serideki iletileri paylaşırken Türkçe başlıklarda AFK kısaltmasını/etiketini, İngilizce olanlarda ise AMB kısaltmasını/etiketini kullanacağım.

Sevgiler!

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

I love getting to know new places through their relationships with literature and movie. The creators' minds reflect pieces of those corners so uniquely on their works and it nurtures the general understanding of one place, widens it's personality and create new possibilities of perception for the traveler.

That's why I'd like to give birth to a new series in which I'll introduce books and movies and explore their relations in different dimensions. Written words and visuals are inscribed to the places they're set in and I think that those inscriptions can be very valuable for our travels and perspective.

This post is purely introductory.

While posting parts of the series I'll be sharing/tagging them with abbreviations: AFK for Turkish, AMB for English.

Loads of love!

10 Kasım 2015

Wild

Cheryl Strayed’in 2012'de yayınlanan otobiyografik romanı Wild (Yaban) bizi Amerika’nın vahşi doğasına ve genç bir kadının iç dünyasına davet ediyor. Kitabın kurgusu güzel; geriye dönüşlerle hikayesini parça parça doldururken kalbini de attığı her adımla tamir eden Cheryl’in yolculuğu ilham verici. Bu kadının yaşanmışlıklarında ve cümlelere kurguladığı yolculuğunda insana dokunan pek çok şey var. Yıpranmış bir ruhla yürümeye başladığı Pacific Crest Trail (PCT) yürüyüş yolunda ayakkabıları eskir sırt çantasının altında ezilirken Cheryl kendini yeniliyor, iyileşiyor. Romanı okurken onunla üzerinde beraber yürüdüğümüz PCT ise son sayfadan sonra çok özleniyor. Yeniden çöllere, dağlara, krater göllerine dönesi geliyor insanın. Strayed, insan doğası ile vahşi doğayı zekice bir araya getiriyor.

18 Mayıs 2015

Avokado | Avocado VII

Selam dostlar! 2015'in ilk avokadosu. Keyfini çıkarın.

------------------------------------------------------------------------------------

Hello friends! First Avocado post of 2015. And for the first time ever in English too. Enjoy! (Find the English text below.)

------------------------------------------------------------------------------------

Avokado 1: Wayward Pines yayınlanmaya başladı! Geçtiğimiz sene Comic Con San Diego'da da çok beklenen dizinin ilk bölümünü ön gösteriminde izleme şansını yakalamış, gösterimin ardından gerçekleşen panelde ise dizi ekibini dinlemiş, bu yeni proje için oldukça heyecanlanmıştım. O zamandan beri Waywad Pines'ın yayın tarihi bilinmez ileri tarihlere atılıyordu. Sonunda şanslı günün 14 mayıs olacağı açıklandı. Fox'un yeni dizisi aynı zamanda M. Night Shyamalan'ın ilk televizyon projesi. Shyamalan'ın adı son dönemlerde hayal kırıklığıyla anılıyor olsa da (evet, The Last Airbender faciasından söz ediyorum) onunla ilişkiledirilen projelerin merak edildiğini reddedemezsiniz. Shyamalan'ın adı dizinin pazarlanmasında rol oynayacaktır; fakat benim bu işe zaman ayıracak olmamın asıl sebebi oyuncuları ve hikâyesi olacak. Hikayenin bağımlılık yaratacağını ve her bölümün sonunda bir diğerini merakla bekleyeceğimizi öngörüyorum. Dizi Blake Crouch'un Pines adlı gerilim romanından uyarlanma. Roman kolay ama sürükleyici bir okumalık vaat ediyor; heyecanlı bir öyküde kendini kaybetmek isteyenler için öneririm. Dizi hakkında daha detaylı bir yazı için Postkolik'in Mayıs sayısına bir bakın derim; Wayward Pines'ı, panelden geriye kalanları ve izlenimleri yazdım.

30 Ocak 2015

Force Majeure

Force Majeure (Turist) İsveçli yönetmen Ruben Östlund’un son filmi. Geçtiğimiz sene (2014’e geçen sene demek size de garip geliyor mu?) Filmekimi’nde izleme şansını yakalamış, çok beğenmiş, sizlerle de paylaşmayı planlamıştım. Fırsat olmadı. Akademi geçen hafta Oscar adaylarını açıkladığında Force Majeure’u aday listesinde görememek beni üzdü. Oysa orada olmayı hak eden bir film –ah evet, Akademi’nin haksızlık yaptığı diğer binlerce güzelim eserin hayaletleri etrafımızda dolanıyor-.

11 Aralık 2014

9 Kisses

The New York Times Magazine'ın yapımcılığını üstlendiği dokuz sevimli video yayınlandı. 9 Kisses adlı projede bu sene adını bolca duyduğumuz aktör ve aktrisler, çiftler halinde minik, samimi öyküleri canlandırmışlar. Benedict Cumberbatch ve Reese Witherspoon'un videosu dayanılmaz çekici. Videoları izlemek için buraya tıklayın.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

The New York Times Magazine produced a series of lovely videos. The project called 9 Kisses gathers actors and actresses and pairs them up in nine small, intimate stories. The one with Benedict Cumberbatch and Reese Witherspoon is just unbearably seductive. To watch the videos click here.

2 Aralık 2014

Avokado VII

Yılın son ayına girerken, biten senenin ardından pişmanlıklara prim vermemek adına bir avokado postunu uygun buldum.

Avokado 1: Cat Power bir önceki hafta sonu Babylon'un konuğuydu. Pazar akşamında dinlemeye gittiğim hüzünlü sesli kadını karşımda kanlı canlı izlemek içimde karışık hisler uyandırdı. Konser sonrası geçmiş konserleri hakkında yazılar okuyunca oturtabildim sanırım deneyimlediğim şeyi: Cat Power, gerçek adıyla Chan Marshall, sahnede sürekli ne yapacağını bilemiyor gibi gözüküyordu. Eski röportajlarında birçok kez sahne korkusundan bahsetmiş. Bir şarkıya başlar gibi yapıp ardından o şarkıyı çalmak istemediğine kanaat getirip bir başkasına sürüklüyordu dinleyiciyi. Yer yer abarttığını düşündüğüm özürlerinden çıkarttığım kadarıyla zaten sahne performansına kendisinin de pek bir güveni yoktu. Gene de seçtiği şarkıları güzel güzel söyledi, bizden sesini esirgemedi. Seyirciyle muhabbet de etti; bazen ne konuşulduğunu pek duyamasak da diyaloğun içindeki kişiler için oldukça keyifli bir hadise olmuştur eminim.

18 Ekim 2014

The Disappearance of Eleanor Rigby: Them

Türkçe adıyla Aşkın Halleri, Filmekimi vasıtasıyla izleyiciyle buluşma imkanı buldu. Aslen hikayenin biri kadının, diğeri erkeğin perspektifinden anlatılan iki film (Him ve Her adlarıyla) şeklinde tasarlanıp çekilen The Disappearance of Eleanor Rigby’nin, Filmekimi’nde iki filmin tek bir filme kurgulanmış Them versiyonunu izleme şansı yakaladık. Bir çiftin ilişkilerinin dağılma sürecinin anlatıldığı Aşkın Halleri’nin yönetmeni Ned Benson ve film Benson’ın ilk uzun metrajı.

8 Temmuz 2014

Münih Film Festivali: Predestination & The Zero Theorem

Son postun üzerinden geçen zamanı, önümüzdeki günlerde dolu dolu içerik ile telafi edeceğim. İlk olarak Münih Film Festivali’ni konuk edeceğiz bloga. Festival, 27 Haziran-5 Temmuz arasında gerçekleşti. Yoğun bir dönemime denk gelse de festivali es geçmeye gönlüm el vermedi. Programdaki altı filmi izleme şansım oldu, burada da birkaç tanesini paylaşacağım sizlerle. Öncelikle festival hakkında birkaç ufak bilgi vereyim: Bu sene 32.’si düzenlenen festivalde yönetmenler ağırlandı, ödüller dağıtıldı, film ve parti paketleriyle festivali çeşitlendirmeye gidildi. Festivalin Cinemerit Ödülü -onur ödülü diyebileceğimiz- aktör Udo Kier’e verildi. Kendisinin soğuk bakışlarına hiç alışamamış olsam da sinemadaki geçmişi ve varlığı tartışılmaz bir isim Kier. Festivalin büyük ödülü diyebileceğimiz Arri/Osram Ödülü yarışında Tayfun Pirselimoğlu’nun, başrolünde Ercan Kesal olan son filmi Ben O Değilim de vardı; Ben O Değilim ödülü alamasa da, filmi yarış listesinde görmek ve izleme şansını yakalamış olmak güzeldi. Arri/Osram Ödülü Cannes’da da En İyi Senaryo ödülüne layık görülen Leviathan’a gitti. Bu yazıda iki filmi yazacağım: Predestination ve The Zero Theorem.

4 Haziran 2014

Uçuç Böceği XVII

Blogun tumblr ayağını açma sebebim buradaki görselleri temiz ve toplu bir şekilde tumblr sayfasında toparlamak ve böylece birbirini tamamlayan iki kardeş blog oluşturmaktı. Zamanla tumblr'daki Hayallerim, Delorean ve Sen kendi kendini besleyen, renkli, eğlenceli, arada bir Blogger'daki kardeşinde neler olup bittiğini de önemseyen ama çoğunlukla tek başına da mutlu ve mesut bir oluşum haline geldi. Yeni Uçuç Böceği'nde sizlerle ne paylaşmalıyım diye düşünürken çözümün çok uzakta aranması gerekmediğini fısıldadı kafamdaki ses. tumblr'da burada paylaşmadığım birçok güzellik var! Uzun zamandır karma görsellerden oluşan bir Uçuç Böceği de hazırlamamıştım, bir görsel şölenin vakti çoktan gelmişti. Kısacası okuyucu, aşağıya bir göz at, hoşuna giderse arada bir de Hayallerim, Delorean ve Sen'in tumblr'daki kardeşine uğramayı eksik etme. 

26 Mayıs 2014

Boyhood

Çok heyecan verici bir filmden bahsedeceğim size: Richard Linklater'ın 2014'te vizyona girecek son filmi Boyhood hakkında bu yazı. Linklater'ı seviyorum. Bize Before Sunrise, Before Sunset ve Before Midnight'ı veren adam. Bu üçlemenin kalbinde insanlar ve ilişkiler var. Senelere yayılan filmlerde, karakterlerin, Jesse ve Celine'in değişimlerine tanık oluyoruz. Üç filmde, farklı yaş dönemlerinin sadece birer gününü onlarla geçirmeme rağmen bu karakterlere hissettiğim yakınlık zamanı aşıyor. Bu zaman mevzusu üçlemenin en dokunan taraflarından ayrıca. Her bir filmde Jesse ve Celine'ın daha bir büyüdüğünü/yaşlandığını ve bu sürecin onları nasıl etkilediğini izliyoruz. İlk ve son film arasındaki 18 sene ve karakterlerin eş zamanlı yaşlanışı bu eşsiz seriyi daha de nefis kılıyor. Linklater, Boyhood ile bu deneyimi bir adım ileriye götürüyor.

23 Mayıs 2014

Godzilla

Başlığım Hollywood aynı hataları yapmaktan vazgeçmeyecek sanırım. Endüstrinin en yeni hatalarından biri de Godzilla. Klasik canavar filmlerinden Godzilla'yı 60. yılında tekrar beyaz perdeye yönetmen Gareth Edwards taşımış. Edwards, ilk uzun metrajlı filmi -ki Godzilla'da ikinci uzun metrajlı filmi oluyor- Monsters'ı (bilim kurgu) 500.000 $ gibi makul bir bütçe ile çekmiş. Filmin getirdiği hasılat ise 4.000.000 $'ın üzerinde. Bu göz ardı edilemez kazanç ve Monsters dikkatleri Edwards'a çekmiş ve kendisi Godzilla'nın yönetmen koltuğuna oturmayı başarmış. Ne yazık ki Godzilla'da iyi yönetilmiş dedirten hemen hemen hiçbir şey yok.

22 Mayıs 2014

Agora

Amenàbar'ın 2009 yapımı filmi Agora'yı yeni izlemiş olmanın haklı bir burukluğu var üzerimde. Filmin odak figürü Hypatia adlı Yunan kadın filozof ve gökbilimciyi çok daha önceden tanımak isterdim. Hypatia ayrıca bilinen ilk kadın filozoflardan ve matematiğin annelerinden biri olarak kabul ediliyor.

18 Mayıs 2014

Misafir Var: The Clock

Merhabalar! Blog'da misafir ağırlamaya devam ediyoruz. Her konuk yazarın Hayallerim, Delorean ve Sen'e getirdiği farklı renklere bugün, eski ama taze dostlardan Pelin'in The Clock adlı belgesel hakkında yazdığı yazı ekleniyor. Keyfini çıkarın.

The Clock

Salt Beyoğlu, su sıralar 9 -25 Mayıs 2014 arası, Christian Marclay’in 2010 tarihli eşsiz belgeseli  "The Clock“a ev sahipliği yapıyor.

30 Nisan 2014

Güzel Şeyler

İnternet denilen dipsiz kuyuda sonsuz güzellikte keşiflere yelken açabiliyor insan. Yeni insanlar, hayatlar, eserler, yerler tanımak için başvurulan ilk mecralardan internet. Aynı zamanda milyonlarca bloga da ev sahipliği yapıyor. Blog yazmaya başladığımdan beri takip ettiklerimin yanında, yol boyunca rastladığım ve kısa zamanda favorilerim arasına giren bloglardan oluşan bir liste paylaşmak istiyorum sizlerle. Göze ve zihninize ziyafetin garanti olduğu kanaatindeyim.

26 Nisan 2014

Avokado VI


Avokado 1: Senelerdir izleme niyetindeydim. Dün izledim. Silent Hill'den bahsediyorum. Bir oyun uyarlaması olan 2006 yapımı bu korku filminden beklentim olması gerekenden fazlaydı sanırım. O yüzden film bitiminde ağzımda kalan tattan hiç hoşlanmadım. Yapısal bir bozukluğu var gibi geldi. Bazılarının bu bana yabancı gelen yapının, filmin bir oyun uyarlaması olmasından kaynaklanan bir gereklilik olduğunu yazdığını okudum. Katılmıyorum. Oyunu severlere hoş gelen kurgu benim için oldukça kuruydu. Güzel korku filmine hasretim.

22 Nisan 2014

The Grand Budapest Hotel

Wes Anderson'ın son filmi The Grand Budapest Hotel, izleyeni kendine hayran bıraktırıyor ve seyrin ardından geriye hoş bir tat bırakıyor. Anderson'ın hikaye anlatıcılığını sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacağına inanıyorum. Dinamik ve mizah dolu bir şekilde, masalsı bir atmosferde hem neşeli hem buruk bir hikaye anlatılıyor. Benim kalbime dokunan kısmı masalsı tasarımı oldu. Kurgu Zubrowka ülkesinde geçen hikayeye eşlik eden tüm set ve set detayları, filmi bir görsel şölene çeviriyorlar. Renklerin müthiş kullanımını da not etmeli. Filmin sanat yönetmeni Adam Stockhausen ile yapılan bir röportajı okumak için buraya, filmin baş grafik tasarımcısı Annie Atkins'le yapılan röportaj için de buraya tıklayın. Aşağıdaki filmle ilgili görsellerin tadını çıkarın ve The Grand Budapest Hotel'i izleyin.

23 Mart 2014

Uçuç Böceği: Murat Palta

Osmanlı kültürünün ve tarihinin tepeden zorla üstümüze zorlandığı şu dönemde, Murat Palta'nın minyatür sanatıyla yeniden yorumladığı sinema klasikleri serisi insana bir nefes aldırtıyor. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ile günümüz dünyasındaki güzellikler arasında bir köprü görevi görüyor bu illüstrasyonlar. Afişlerdeki detaylara dikkat edin! Palta, afişleri 2012'de üniversite bitirme tezi için hazırlamış. İyi bir not alacağını biliyormuş; ama bu kadar ilgi çekeceğini ve beğenileceğini hiç düşünmemiş. Lafı uzatmadan ben sizi afişlere yalnız bırakayım.
Inception

21 Mart 2014

Mavi Dalga


Başka Sinema, Mart ayında Türk sinemasında pek işlenmeyen bir çağı merkezine oturtan bir yapımı ağırlıyor. Zeynep Dadak ve Merve Kayan'ın yönetmenliğini yaptıkları ve senaryosunu yazdıkları, 2013'te Altın Portakal'da En İyi İlk Film, En İyi Senaryo ve En İyi Kurgu ödüllerine layık görülen Mavi Dalga'dan bahsediyorum. Ödülleri hak edip etmediği bir yana, Türkiye'nin orta sınıf gençliği, şimdiki zamanın yeni yetmeleri hakkında samimi bir film olması istenmiş Mavi Dalga'nın. Yer yer kotarılmış. Bütünde ise eksikleri olan bir film olmuş. Gene de bu satırlarda konusundan ve karakterlerinden dolayı izlenmesi tavsiye edilecek. Müzik ve müzik kullanımı da epey hoş. Kadın yönetmen kıtlığı çeken coğrafyamızda, bu işe imza atan iki cesur kadının ellerinden çıkma bir film olması da Mavi Dalga'nın izlenmesi için sunacağım diğer sebep.