Hayallerim, Delorean ve Sen: Fantastik
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2014

Godzilla

Başlığım Hollywood aynı hataları yapmaktan vazgeçmeyecek sanırım. Endüstrinin en yeni hatalarından biri de Godzilla. Klasik canavar filmlerinden Godzilla'yı 60. yılında tekrar beyaz perdeye yönetmen Gareth Edwards taşımış. Edwards, ilk uzun metrajlı filmi -ki Godzilla'da ikinci uzun metrajlı filmi oluyor- Monsters'ı (bilim kurgu) 500.000 $ gibi makul bir bütçe ile çekmiş. Filmin getirdiği hasılat ise 4.000.000 $'ın üzerinde. Bu göz ardı edilemez kazanç ve Monsters dikkatleri Edwards'a çekmiş ve kendisi Godzilla'nın yönetmen koltuğuna oturmayı başarmış. Ne yazık ki Godzilla'da iyi yönetilmiş dedirten hemen hemen hiçbir şey yok.

5 Mayıs 2014

Penny Dreadful

Showtime'ın (bize Dexter'ı ve Masters of Sex'i veren kanal) en yenilerinden Penny Dreadful bu senenin en heyecan verici projelerinden! Uzun zamandır ekranlara dönmesini beklediğim Billie Piper'ı (Doctor Who & Secret Diary of a Call Girl), Eva Green'ı, yeni yetme çağımda pek bir hoşuma giden Josh Hartnett'ı ve usta isim Timothy Dalton'ı bir araya getiren Penny Dreadful, korku türünün en yeni örneklerinden biri olmasının yanında aynı zamanda bir dönem dizisi. 11 Mayıs'ta televizyon prömiyeri gerçekleşecek olan dizinin ilk bölümü çevrimiçi dizi izleme sitelerine düştü bile (bkz. yabancidiziizle).

17 Mart 2014

Europa Report

Europa Report, esaslı bir bilim kurgu filminin pek nadir çekildiği günümüzde, türün severlerinin dikkatini çeken bir film olarak yazılmayı hak ediyor. Ekvadorlu Sebastián Cordero’nun yönetmenliğini üstlendiği 2013 yapımı film, geniş çaplı bir araştırma yapmak üzere Jüpiter’in uydularından Europa’ya gönderilen insanlı uzay aracı Europa One’ın yolculuğunu, bulunan arşiv materyalleri üzerinden gerçekçi bir atmosfer oluşturarak anlatıyor.  

4 Temmuz 2013

Supernatural

Supernatural 2005’ten beri yayınlanan oldukça popüler bir fantastik dizi. Kendini güncel çerçöp fantastik dizilerinden ayıran birçok özelliğe sahip Supernatural, özellikle türe düşkünlüğü olan izleyiciler için değerli bir seri.

23 Eylül 2012

The Science of Sleep

Filmekimi çok yakında. Programda hem Michel Gondry'nin yeni filmini hem de Gael Garcia Bernal'in başrolünde oynadığı No'yu bulmak mümkün. Ben de uzun zamandır tekrardan izlemek istediğim The Science of Sleep'i izlemeyi öne çektim.

4 Mayıs 2012

Hobbit Destanı: Bilbo, seni özlemişim.


İçim kıpır kıpır bu aralar. Uzun yıllardır aklımın arka köşesinde bekledi Hobbit okunmak için. Hep ikinci geldi, ertelendi durdu. Artık zamanıdır dedim geçenlerde. Sinemada, o büyülü salonda izlediğim The Hobbit'in fragmanının üstümdeki etkisi göz ardı edilemez tabii. Yüzükleri Efendisi'ni sinemada ilk izleyişimi hatırlıyorum. Epikliğin doruk noktalarından biriydi. İçimde yarattığı heyecan tarif edilemezdi. Eve döndüğümüzde dönemin popüler arama motoru Yahoo'da Yüzüklerin Efendisi turu atmıştım saatlerce. O gün bugündür Hobbit'i hep okumak istedim. Yazdığım gibi geçenlerde bu özlemi dindirdim.
Kitabı okurken aklımda tutmaya çabaladığım en önemli şey Tolkien'in kitabı Yüzüklerin Efendisi üçlemesinden çok önce yazdığıydı ve zihnimi her olayı ve karakteri Yüzüklerin Efendisi'ne bağlama takıntısından arındırmaya çalıştım. Bir ölçüde başardım bunu. Bilbo Baggins'le çıktım dağlara, Frodo'nun ileride aynı yerlerden geçeceğini düşünmemeye çalışarak.
Hobbit'in daha ilk sayfalarında Gandalf'la karşılaştım. Özlem gidermek isterdim onunla; fakat Gandalf daha bizleri tanımıyor tabii. Eh olsun dedim.
Gandalf Bilbo'yu, Bilbo'ya sormadan cücelerin Yalnız Dağ'daki hazinelerini onlardan çalan ejderha Samug'dan geri alma maceralarının hırsızı olarak atıyor. "Hırsız" hazineyi çalacak olan. Eh, Gandalf bu. Her zaman gizemli olmuştu. Hikayenin en başında da öyle. Neden Hobbitköy'de sessiz sakin yaşayan Bilbo Baggins'i bu maceraya uygun görmüştür bilinmez. Bilbo Gandalf'ın kapısının eşiğinde ortaya çıkışından itibaren heyecanlı bir maceranın en gözde ve şanslı karakterlerinden biri oluyor. 13 cüce ile -Thorin, Balin,Dwalin, Kili, Fili, Dori, Nori, Ori, Oin, Gloin, Bifur, Bofur, Bombur- Dağ'a doğru yola çıkıyor. Yol üzerinde Ayrıkvadi'ye de düşüyor yolu. İşte orada Aragorn ve Arwen'i düşünmeden edemedim. Öyle ki Elrond'un geçtiği sayfalarda Yüzüklerin Efendisi'nde dolanırken buldum zihnimi. Lanetim Yüzüklerin Efendisi'nin çok genç yaşımda hayatıma Hollywood tarafından sokulmasıdır. Öyle ki kitapları kendim keşfedip, bütün efsaneyi okuma fırsatı edinip -kronolojik olarak- ondan sonra Peter Jackson'un yarattığı muhteşem Orta Dünya'yı zevkle izlemek isterdim. Oysa hiçbir şey bilmeden daldım bu evrene ve zihnim Jackson'un Orta Dünyası'nın kölesi oldu. Bütün görselliği ile... Gerçi kitabı okurken Jackson'un yaratıcı ekibinin elinden çıkma birçok Orta Dünya güzelliği ile görselleştirebildim maceraları. İlki tabiki Bilbo'nun mağaralarda bulduğu yüzük. Hobbit'te yüzüğün hikayeye hatırı sayılır büyüklükye katkısı var; fakat daha sonraki üçlemede anlatılan Tek Yüzük efsanesi daha Tolkien'in zihninde doğmuş değil. Gene filmlerden görüpte kitaba yerleştirdiklerim arasında Mithril var, hani o kılıç geçirmeyen ve Frodo'yu ölümden kurtaran incecik ve hafif zırh. Eh, en nihayetinde Ayrık Vadi'de filmdeki şekliyle beraber belirdi zihnimde Bilbo'nun orayı ziyareti boyunca.

Hobbit hakkında yazmak isterken gene Yüzüklerin Efendisi'nde buldum kendimi. Kısaca Hobbit'i sonunda okumuş olmaktan gurur duyuyorum ve kitabın -artık katlanmış, kullanılmış-kapağına baktıkça mutlu oluyorum. The Hobbit Aralık 2012'de vizyonda. Daha çok bekleyeceğim.

Karşınızda Bilbo Baggins'in ete kemiğe bürünmüş gençliği!
The Hobbit filminden bir kare
13 Cüce Yoldaş
- En başta duran Thorin -


27 Nisan 2012

A Game of Thrones - Ya Kazanırsın Ya Ölürsün

A Game of Thrones. George R.R. Martin'in A Song of Ice and Fire adlı fantezi roman serisinin ilk kitabının adı ve aynı kitaptan uyarlanan, milyonların gönlündeki tahtlara oturan başarılı HBO dizisi. Kurmaca, ortaçağı andıran, Westeros diyarında geçen hikaye hanedanların birbirleri ile taht, iktidar ve güç için giriştikleri kavgalar, savaşlar ve oyunlar olarak çok yüzeysel bir şekilde özetlenebilir. Diziyi izleyenler bilecektir, karakterler boldur ve hikaye birçok paralel katmandan oluşur. Kitabı okuyanlar da bilir: Dizideki karakter bolluğu romandakini aratmasa da, dizinin her bir karakterin üzerinde kitaptaki gibi duramamasının yarattığı belli bir eksiklik var; fakat dizinin birçok hüneri kitabı okuyanları bile onu izlerken bu tür eksiklikleri gözardı edebilmesini sağlıyor. Kitaptaki olay ve düşünce akışı ve neden-sonuç ilişkisine verilen derinlik, dizide -koşullar gereğince ve doğal olarak- sığ kalır.  Gene de dizinin çok başarılı bir adaptasyon olduğu su götürmez. HBO, George R.R. Martin'le bütün prodüksiyon, çekim ve seriyi hayata geçirme sürecinde çok yakın çalışmış ve yazar senaryoyu ve diziyi nasıl beğendiğini birçok röportajda dile getiriyor. Eh serinin yaratıcısının beğenisi de önemli bir unsurdur. (Her zaman olmamakla beraber. Bakınız: Kubrick'in Stephen King uyarlaması olan The Shining. Stephen King bu filmden nefret ettiğini söyler. Bahsettiğimiz Stanley Kubrick'tir ve Stephen King bence daha minnettar olmalı.)

George R.R. Martin
Bendeniz ilk kitabı geçenlerde bitirdim. Çok daha önce girişmeliydim seriye; fakat rutin hayat bir kitap katili. Genelde uyarlamaların kaynak eserlerine uyarlamalara göre öncelik veririm. Köklere saygı diyebilirsiniz. Ya da sadece o eserin evrim sürecini bütün yoğunluğu ile birinci elden yaşamak istemek. Çekirdekten kabuğa ilerleme felsefemi de pek bir sever ve çoğunlukla ona uygun davranırım.

O yüzdendir ki Taht Oyunları ile ilgili yazmam, konuşmam, tartışmalara katılmam çok geç oldu. Olsun, açığı kapıyorum ve acelem yok. Serinin bütün kitaplarının tadını çıkarmak birincil görevim.
Bu yazıyı okuyacakların çoğu şu an dizinin yayınlanan ikinci sezonuna kafa yormakla meşgullerdir sanırım. Serinin ikinci kitabı olan A Clash of Kings'i okumadan, ikinci sezonu izlemeyeceğim (Birinci sezon serinin ilk kitabından, ikinci sezon ise ikinci kitaptan uyarlama). O yüzden olası "spoiler"lara karşı duyarlı davranalım lütfen!

Bahsetmeden edemeyeceğim: Dizinin açılış jeneriği gördüğüm en güzel, en yaratıcı ve en heyecan verici jeneriklerden biri. Artık klasikleşmiş ve belki de klişeleşmiş olan "eskimiş parşömen harita jeneriği" yerine böylesi yaratıcı ve yenilikçi bir harita fikrine kesinlikle şapka çıkarılmalı. İzleyiciye hikayenin geçtiği coğrafya ve mekanları tanıtmada çok başarılı. Jenerik sezon boyunca gelişiyor ayrıca. Hikayenin dalları yeni mekanlara uzandığında o mekanların jeneriğe eklendiklerini görüyoruz.

Jeneriği bir daha izlemek isteyenler veya izlememiş olanlar için:

20 Nisan 2012

Travis Louie

Travis Louie'yu duydunuz mu? Kendisi tuhaflıklar dünyasının rüyamsı karakterlerini yumuşak dokunuşlu kalemi ile görsel şölenlere dönüştürme ustası. Onun kadınları, erkekleri bu dünyada değiller, hepsi bir tür kırma. Mutantlaşmış portreleri ile (ahtapot saçlı kadın, keçi adam, iskelet kafa - bütün karakterler hayvanlar, bitkiler, çeşitli canavarlar ile aynı kapta yoğuruluyor)  bizim dünyamıza karşı duruyorlar ve parlak, cam gibi gözlerle bizi izliyorlar.  Louie'nin ilham kaynağı çevresinde gözlemledikleri ve gerçekten yaşamış ve tarihin sayfalarına gömülmüş, tuhaf hikayelere sahip onlarca insan. Sebepsiz yere kaybolan 19. yüzyıl hanımefendisi, ödüllü sıçan yakalayıcısı, zihin okuma gücü olduğuna inanılan bir çiftçi. Hepsi Louie'nin kaleminden geçtikten sonra sıradan görüntülerinden arınıp, onun yarattığı tuhaflıklar diyarında var olmaya devam ediyorlar. 








Travis Louie'nin bloğu: http://travislouie.blogspot.de/
İnternet sitesi: http://www.travislouie.com/