Hayallerim, Delorean ve Sen: Bilim Kurgu
Bilim Kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilim Kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2014

Godzilla

Başlığım Hollywood aynı hataları yapmaktan vazgeçmeyecek sanırım. Endüstrinin en yeni hatalarından biri de Godzilla. Klasik canavar filmlerinden Godzilla'yı 60. yılında tekrar beyaz perdeye yönetmen Gareth Edwards taşımış. Edwards, ilk uzun metrajlı filmi -ki Godzilla'da ikinci uzun metrajlı filmi oluyor- Monsters'ı (bilim kurgu) 500.000 $ gibi makul bir bütçe ile çekmiş. Filmin getirdiği hasılat ise 4.000.000 $'ın üzerinde. Bu göz ardı edilemez kazanç ve Monsters dikkatleri Edwards'a çekmiş ve kendisi Godzilla'nın yönetmen koltuğuna oturmayı başarmış. Ne yazık ki Godzilla'da iyi yönetilmiş dedirten hemen hemen hiçbir şey yok.

12 Mayıs 2014

Mülksüzler

Le Guin’in 20. yüzyıl klasikleri arasına giren bilim kurgu romanı Mülksüzler (The Dispossessed) muhteşem bir roman. 1974’te yayımlanan romanı ütopya-distopya edebiyatına iliştirmek kolay. Asıl zor olan bu iki tür arasındaki yerini belirleyerek, romandaki dünyaların omurgalarını kurcalamakta.

17 Mart 2014

Europa Report

Europa Report, esaslı bir bilim kurgu filminin pek nadir çekildiği günümüzde, türün severlerinin dikkatini çeken bir film olarak yazılmayı hak ediyor. Ekvadorlu Sebastián Cordero’nun yönetmenliğini üstlendiği 2013 yapımı film, geniş çaplı bir araştırma yapmak üzere Jüpiter’in uydularından Europa’ya gönderilen insanlı uzay aracı Europa One’ın yolculuğunu, bulunan arşiv materyalleri üzerinden gerçekçi bir atmosfer oluşturarak anlatıyor.  

15 Ekim 2013

Gravity


Sinemada büyülenmeyi özlemişim. Ekranda gördüğünün zihinde koca koca ağır kapıları açmasını, kapının ardındaki harikulade güzelliklerle baş başa kalmayı özlemişim.

3 Ağustos 2013

Black Mirror

Black Mirror, televizyondaki en lezzetli minik seyirlikler arasında. BBC’nin –şimdilik- iki sezonlu, toplamda birbirinden bağımsız altı bölümden oluşan mini dizisi bizi gelecek olasılıklarla buluşturuyor.

26 Kasım 2012

Firefly


Fantezi severlerin görmezlikten gelemeyeceği bir adam Joss Whedon. Parıldayan vampirler çıkmadan önce bize Buffy'i veren adam o. Ardından gelen Angel ise Buffy ile yaratılan o muhteşem çikolatalı dondurmanın üstüne akıtılan daha da leziz çikolata sosu gibi. Buffy ve Angel'i izlemediyseniz son dönemin en  büyük gişe canavarı The Avengers'ı izlemiş olmalısınız. Filmin yönetmeni: Joss Whedon. Ya da gene son dönemde korku türünde en yenilikçi işlerden biri olan The Cabin In The Woods'dan söz edelim. Yaratıcılardan biri gene Whedon (Filmle ilgili yazmıştım. Okumak için buraya tıklayın.). Kısacası burada fantastik türün ustası bir adamdan söz ediyoruz.

Sayın Whedon'ın en özel projelerinden birinden bahsedeceğim bu yazıda: Firefly'dan.

29 Mayıs 2012

Total Recall


Total Recall (1990
Total Recall benim kadar eski, Schwarzenegger’in kaslarını sergilediği distopik bir bilimkurgu filmi. Başkahramanımız Quaid’in gerçeği pek bir kaypak zemin üzerine kurulu, öyle ki bu gelecekte hafıza silebilen ve yeni anıları kolaylıkla beyine yerleştirebilen teknoloji mevcut. O da bütün bu yapay gerçeklik karmaşasından nasibini alıyor. Quaid dünyada sıradan bir hayat yaşıyor, yanında gencecik Sharon Stone’un canlandırdığı güzel bir hatun da var; ama o daha fazlasını arıyor ve sanal tatil anıları üretip, o anıları zihne yükleyen Rekall firmasında buluyor kendini Quaid. Mars’a yapacağı bir tatilin anısının yerleştirilmesi işleminde bir şeyler çok ters gidiyor ve bütün film boyunca sürecek kimlik bunalımına giriyor Quaid. Konu ve gidişatı hakkında detaylı bilgi vermeyeceğim; fakat filmi günümüzden bakıp irdelediğimizde elimizde zayıf bir film olacağı aşikar. Oysa 1990’da Total Recall bilimkurguda birçok yenilik ve cesur atılımlar sergilemiş. Filmin özel efektleri kesinlikle çok ince bir çalışmanın ürünleri. Aynı özenin başrol oyuncusunda da gösterilmiş olmasını dilerdim. Schwarzenegger bir aksiyon tanrısı olabilir; fakat oyunculuğa yeteneği kol kaslarının çeyreği kadar bile değil. Gerçi ondaki bu “poker face” yeteneği ile politikada az biraz bir yerlere gelmiş olması şaşırtıcı da değil. İyi yalan söyleyebileceği tartışılmaz; ya da en azından ne zaman yalan söylediğini anlamayacağınız kadar mimiksiz ve robotik hatlara sahip diyelim. (Bkz. Kristen Stewart) Filmin yönetmeni Paul Verhoeven. Total Recall’dan önce çektiği son film RoboCop, ki onu tanımayan yoktur.
Total Recall’daki gerçeğin sorgulanışının filme kattığı derinlik çok önemli. Seyirci de Quaid ile beraber film boyunca olanları sorguluyor ve birçok anlarda seçim yapmaya zorlanıyor. Kimin iyi kimin kötü olduğunun anlaşılamadığı sahneler filmin en iyileri. Saf kötü karakterlerin çirkin kahkahaları, sürekli altı çizilen kötücül planları ve abartılı yüz mimiklerinden ne kadar haz etmiyorsam, saf iyiliğin tarafındakilerin de sürekli kendi savaşlarının en iyisi ve kendilerinin en onurlu olduğu yönündeki sarsılmaz inançlarından da o kadar bayıyorum. Evet.
Sharon Stone Lori rolünde
En nihayetinde Total Recall fena bir seyirlik değil. Bir iki aya başrolünde bu sefer Colin Farrell’in oynadığı, yeniden çekim olan Total Recall’da girecek vizyona. Orijinal filmi izleyip, sonrasında yeni versiyonu ile karşılaştırmak isteyenler için doğru bir zaman.
2012 yapımı Total Recall'un posteri
Total Recall (1990) fragmanı:

15 Mart 2012

Açlık Oyunları

Çok heyecanlıyım! Açlık Oyunları'nın (Hunger Games) dünya çapında sinemalarda vizyona girmesine bir hafta kaldı! Hunger Games, yazar Suzanne Collins'in Açlık Oyunları üçlemesinin ilk kitabından uyarlandı. Kitabın adı da Açlık Oyunları. 2008'de yayınlanan ilk kitap birçok ülkede çok satanlar listesine girmeyi başardı. Benim kütüphaneme düşmesi ise geçtiğimiz Aralık ayını buldu. Şanslıydım ki üçlemenin bütün kitapları Türkçe'ye çevrilmiş ve basılmışlardı. Bir solukta okumanın zevki ayrı olsa da, çok çabuk tüketmekte üzdü beni. Eh, şansım gene yaver gitti ve gişelere oynayacağı aşikar, Woody Harrelson gibi kuvvetli bir ismi de bünyesinde barındıran (ki kendisi çok ilginç bir karaktere hayat veriyor filmde) bir yapım olan Hunger Games'in vizyon tarihi benim kitapları bitirmemden çok da uzak bir tarihe düşmedi! Kitapları önersem de, edebi yönden güçlü eserler okumayı seven kitapseverler, kitabı okuyunca hayal kırıklığına uğrayabilirler. Hikayesi güçlü; fakat yazın yönünden zayıf bir üçleme bu. Gene de fanteziyi sevenler, kendini kaptırıp gerçekliklerinden kaçmak isteyenlere Açlık Oyunları'na bir şans vermelerini tavsiye ederim. Kitabın konusuna gelince: Gelecekteyiz ve distopik bir dünya ile karşılanıyoruz. Panem adlı bir ulus, eski zamanın Kuzey Amerika'sında hüküm sürüyor. Panem, tüketim çılgınlığının son safhada yaşandığı merkezi Capitol'den ve Capitol'ün çılgın yaşam tarzına devam etmesini sağlayan, Capitol'ün kölesi ve tedarikçisi mıntıkalardan oluşuyor. Her sene 12 mıntıkadan seçilen bir kız ve bir erkek (onlara haraç deniliyor) Açlık Oyunları adı verilen, günümüzün "reality show"larının varabileceği en vahşi noktalardan biri olarak tanımlayabileceğim bir oyuna zorla sokuluyorlar. Oyunun kuralı basit, 12 kız ve 12 erkek kapalı bir arenaya konuluyor ve arenada canlı kalan son haraç oyunu kazanıyor. Konu ilginizi çekti mi? O zaman sinema biletiniz alın! Ya da daha uzun soluklu bir ilişki arayışı içindeyseniz, Açlık Oyunları Pegasus Yayınları tarafından basılıyor.