Hayallerim, Delorean ve Sen: Aspidistra

4 Ocak 2013

Aspidistra

George Orwell büyük İngiliz yazarlardan. Hayvan Çiftliği ve 1984 romanlarıyla tanıdığımız yazarın Aspidistra (Keep the Aspidistra Flying, 1936) isimli romanı ise en az bu iki ünlü eserinde barındırdığı kadar toplumsal eleştiri ve kinizm barındırıyor. 1984'te sistem eleştirisini, oluşturduğu distopik dünyada yapan Orwell, Aspidistra'da kendi vaktinden uzaklaşmıyor ve mekanını 1930'ların Londra'sı seçiyor.

Ana karakter Gordon Comstock eğitimli ve yazma yeteneği olan bir adamdır. Geniş bir aileden gelmesine rağmen akrabalarının içinde bulundukları cansız haller, evlenmeme ve üreyememe sorunları ile elinde bir amca, bir teyze ve bir de abla kalan Gordon Para-Tanrı'sına savaş açmıştır. Çağının orta aşağı-sınıfının kaderi olan hayatı yaşamaktan tiksinir. Hayatta kalabilmek ve zevk almadan, bir ölü gibi yaşamanın sembolü olarak da dar gelirli orta sınıfın sınıf atlama sevdasından evlerinin camlarına koymaya bayıldığı çiçeksiz bir zambak türü olan aspidistrayı seçer. Aspidistra onun en büyük düşmanıdır. Aspidistra bütün ikiyüzlülüğü ve sürünerek yaşarken, her sabah evden çıkıp iyi işlerine gidip, akşamında eve dönen, düşünmeyen insanların ruhsuzluklarını taşır. Gordon, bu sınıftan kimselerin en büyük umudu ve mutluluğu olan "iyi iş" fırsatlarını dikkatle reddeder. Gordon şair olmak ister ve gündüzleri çok az para getiren kötü işinde çalışırken geceleri de şiir yazmaya çalışır; ama maddi olanaksızlığın yarattığı uygunsuz ortamda -açlık, soğuk, sigarasızlık- üretemez. Paradan sakınma hali paranın onu daha da kuvvetli etkilemesine sebep olur. İnsanın parası olmadığında yaşayamayacağı Londra'da giderek güçsüzleşir, dengesizleşir ve dibe yuvarlanır. En dipte paradan kurtulacağına inanarak düşüşünü durdurabilecek gelişmeleri engeller. Para ile savaşının arka planında Gordon gibi küçük insanları yutan kapitalist sistem, ürünler, markalar, reklamlar, tüketim ve daha da çok tüketim vardır. Gordon bu çılgınlıkta şehrin üstünde uçacak savaş uçacaklarını bekler durur ve uygarlığın bu ayağının yok olmasını içtenlikle diler. Prensiplerinden vazgeçmezken çevresindeki insanlarla olan ilişkileri gergin, huzursuz bir hal alır. İnsanlarla yakınlaşmanın tek yolunun da para olduğunu düşünür Gordon. Dışarıda yemek yiyip, içmek ve muhabbet edip sosyalleşmek paradır; kız arkadaşı mutlu edebilmek için alınan çiçekler, hediyeler, ona ısmarlanan yemekler, tiyatro, sinema, gezi... Hepsi paradır. Kitapta hakkında çok az bilgi verilen Rosemary, Gordon'un evvelden çalıştığı bir reklam şirketinde tanıştığı sevimli bir kadındır. Bu kadın Gordon'un hem sivri düşüncelerle ve savaşla dolu diyarında ona yardım eder; zaman zaman da ona parasızlığını hatırlatan bir uğursuzluk halini alır.  Yakın arkadaşı, paralı fakat işçi sınıfından biri gibi yaşamayı ve düşünmeyi isteyen, iyi kalpli Ravelston ile buluşmalarında konuşulmayan -ama varlığından şüphe duyulmayan- Para-Tanrısı kuralları geçerlidir. Ravelston, Gordon'un ufacık bütçesine zarar vermemek adına onunla yemeğe çıkmaz. Gordon gururludur. Hesabı Ravelston'ın ya da herhangi başka birinin ödemesine katlanamaz. Bu tür "sadakalar" kabul edilemez.
Gordon'un kişisel başkaldırısı tek olmaya mahkumdur. Aynı zamanda çökmeye de. Ravelston'ın kapitalizmin son demlerini yaşadığına ve bundan sonra sosyalizmin geleceğine olan inancının boş çıkacağını, Orwell kitabın sonunda Gordon'un sisteme teslim oluşu ve iyi bir işe girişi ile gösterir okuyucuya.
Roman, Orwell'in kendisinin de dahil olduğu bu dar gelirli sınıfa bakışı, onu yorumlayışı ile değerli bir okumalık.
Aspidistra'nın, Rosemary'nin Helena Bonham Carter tarafından canlandırıldığı bir 1997 film uyarlaması da mevcut.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...