Hayallerim, Delorean ve Sen: 10½ Bölümde Dünya Tarihi

28 Ocak 2017

10½ Bölümde Dünya Tarihi

Julian Barnes'la yeni tanıştık. Kendisi bir İngiliz roman yazarı. Çağdaşımız. Adı sık sık kitap raflarından gözüme çalınsa dahi yazdığı sayfalarla buluşmamız yakın geçmişte benim ani bir kararla kitabı elime almamla başladı. Neydi beni çeken? Kuşkusuz eserin adının yadsınamayacak bir etkisi var: 10½ Bölümde Dünya Tarihi. On buçuk. Neden on değil? Ya da on bir? İster istemez merak ediyorum. Kitaba roman demek fazla keyfi oluyor; elimizdeki bütün, aslen birbiriyle alakasız (görünen) öykülerden oluşuyor. Elbette hepsini birbirine bağlayan bir üst kurgu mevcut; fakat bölümler birbirlerini mantıksal anlamda takip etmiyorlar. Uzun lafın kısası elimizdeki eser birbirinden bağımsız 10,5 bölümden oluşuyor ve geçmişe bir başka bakarak hiç sormadığımız soruları sormamıza ön ayak oluyor.

Kitap büyük bir keyifti. İnsanlık tarihine alışılagelmedik hikayelerle dokunan ve bize hayalperest bir zihnin edebi filtresinden geçtikten sonra itinayla seyreltilmiş, kurgudan ibaret bile olsa ağızda acı ve ekşi tat bırakan mizahi bir metin var elimizde. Mitlere, teröre, dine ve absürdlüklerine, hayatta ama eksik kalmaya, felaket ve sanat ilişkisine değiniyor Barnes.

Anlatısının içinde parantez açan yazar, kitabın isminde buçukluk olarak temsil edilen bölümde ise aşkın tüm bu denklemin içindeki yerini irdeliyor. Samimi bir deneme olan bu kısımda sanata, kurmacaya, aşkın sanattaki yerine büyüteç tutuyor. Aşkın insanlığı kurtaracağını, aşksız olmayacağını söylüyor. Kitabın kesirinde aşk yatıyor.


Aşk ... insanın görüşünü berraklaştırır: Göz yuvarlağının önündeki cam sileceğidir. Hiç ilk âşık olduğunuzdaki kadar net görebildiniz mi her şeyi? (10½ Bölümde Dünya Tarihi, s. 262)

10½ Bölümde Dünya Tarihi birbirinden apayrı ama birbirine incecik iplerle bağlı öykülerle dimdik ayakta duran bir dünya tarihi antolojisi olarak tanımlanabilir. Görünmeyen, yazılmayan, hem olmuş hem de hiç olmamış olayları yorumlayan, yazan, belgeleyen ve düşündüren bir kitap. Okudukça gerçekliğe farklı bir yerden bakmamızı sağlıyor: Ya bu böyle olsaydı? Peki o gerçekten öyle değil miydi? Şunun neresi kurgu, neresi gerçek? Ve daha nicesi.

Okuması keyifli, üzerine düşünmesi keyifli kitap.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...