Hayallerim, Delorean ve Sen

8 Temmuz 2014

Münih Film Festivali: Predestination & The Zero Theorem

Son postun üzerinden geçen zamanı, önümüzdeki günlerde dolu dolu içerik ile telafi edeceğim. İlk olarak Münih Film Festivali’ni konuk edeceğiz bloga. Festival, 27 Haziran-5 Temmuz arasında gerçekleşti. Yoğun bir dönemime denk gelse de festivali es geçmeye gönlüm el vermedi. Programdaki altı filmi izleme şansım oldu, burada da birkaç tanesini paylaşacağım sizlerle. Öncelikle festival hakkında birkaç ufak bilgi vereyim: Bu sene 32.’si düzenlenen festivalde yönetmenler ağırlandı, ödüller dağıtıldı, film ve parti paketleriyle festivali çeşitlendirmeye gidildi. Festivalin Cinemerit Ödülü -onur ödülü diyebileceğimiz- aktör Udo Kier’e verildi. Kendisinin soğuk bakışlarına hiç alışamamış olsam da sinemadaki geçmişi ve varlığı tartışılmaz bir isim Kier. Festivalin büyük ödülü diyebileceğimiz Arri/Osram Ödülü yarışında Tayfun Pirselimoğlu’nun, başrolünde Ercan Kesal olan son filmi Ben O Değilim de vardı; Ben O Değilim ödülü alamasa da, filmi yarış listesinde görmek ve izleme şansını yakalamış olmak güzeldi. Arri/Osram Ödülü Cannes’da da En İyi Senaryo ödülüne layık görülen Leviathan’a gitti. Bu yazıda iki filmi yazacağım: Predestination ve The Zero Theorem.

8 Haziran 2014

Legoland

Legoland zincirinin Almanya'daki ayağı Bavyera'nın Günzburg şehrinde misafirlerini bekliyor. Yedi farklı bölgeye sahip tema parkında çoğunlukla küçüklere yönelik oyuncaklar olsa da park lego ve minyatür severleri oldukça memnun edecek şekilde tasarlanmış. Özellikle parkın tam ortasına konumlandırılmış Miniland'de legolarla yeniden yaratılmış 1:20 ölçeğindeki Avrupa manzaraları insanı mest ediyor. Detaylara verilen özeni takdir etmemek zor. Miniland'de yeniden yaratılan mekanlar arasında Berlin, Neuschwanstein Kalesi, ünlü Allianz Arena, Venedik ve Hollanda var. Miniland ayrıca yedi ayrı Star Wars sahnesinin lego versiyonlarını da barındırıyor. 
Lego yaratıcılığın sınırsızlığını vurgulayan ve dinamik kalmayı başaran bir oyuncak. Seviyoruz. Canı çeken varsa şurada çevrimiçi olarak kendi lego tasarımlarını hayata geçirebilirler. Fotoğraflardan sonra, en aşağıda The Lego Story adlı kısa animasyon filmi bulacaksınız. Lego'nun hikayesini anlatan bu animasyonu izleyin derim.

4 Haziran 2014

Uçuç Böceği XVII

Blogun tumblr ayağını açma sebebim buradaki görselleri temiz ve toplu bir şekilde tumblr sayfasında toparlamak ve böylece birbirini tamamlayan iki kardeş blog oluşturmaktı. Zamanla tumblr'daki Hayallerim, Delorean ve Sen kendi kendini besleyen, renkli, eğlenceli, arada bir Blogger'daki kardeşinde neler olup bittiğini de önemseyen ama çoğunlukla tek başına da mutlu ve mesut bir oluşum haline geldi. Yeni Uçuç Böceği'nde sizlerle ne paylaşmalıyım diye düşünürken çözümün çok uzakta aranması gerekmediğini fısıldadı kafamdaki ses. tumblr'da burada paylaşmadığım birçok güzellik var! Uzun zamandır karma görsellerden oluşan bir Uçuç Böceği de hazırlamamıştım, bir görsel şölenin vakti çoktan gelmişti. Kısacası okuyucu, aşağıya bir göz at, hoşuna giderse arada bir de Hayallerim, Delorean ve Sen'in tumblr'daki kardeşine uğramayı eksik etme. 

1 Haziran 2014

Münih: Westpark

Westpark, Münih'in en geniş şehir parklarından. Mimar Peter Kluska tarafından tasarlanan ve 1983'te yapımı tamamlanan parkta bira bahçeleri, oyun parkları, yürüyüş ve bisiklet parkurlarının yanı sıra karşılaşmayı hiç ummadığınız Asya manzaraları mevcut. Parkın Küçük Asya olarak adlandırılan kısmında Nepal'de yapılmış bir pagoda, Çin ve Japon Bahçeleri ve içinde bir Buda heykeliyle sala sizi bekliyorlar. Münih'in bana çoğunlukla fazla ağdalı gelen Bavyera kültüründen kaçmak için ideal bir mekan Westpark. Küçük Asya, uzak coğrafyalarda, size çok yabancı başka insanları ve yaşamları düşündürtüyor, insanın içini daha fazlasını görme ve deneyimleme isteği ile dolduruyor. Şehirde yaşıyorsanız, güneşli bir günde kitabınızı alıp gidin. Münih'e seyahatinizde yolunuz düştüyse de şehirdeki bahçe ve zevk kültürünü ilginç öğelerle harmanlayan bu parkı rotanıza ekleyin.

30 Mayıs 2014

Stroke Art Fair | ARTMUC

Münih'te Mayıs ayının başında, Stroke Art Fair birçok sanatçıyı ve galeriyi bir mekanda topladı. Eserleri ve ilgili müşteriyi agresif olmayan, pazarlamayı değil sanatı ve sanatçıyı öne çıkaran bir anlayışta bir araya getiren organizasyonda çektiğim birkaç fotoğraf aşağıda. Paylaşımın geç geldiğinin farkındayım. Bu fırsatla aynı mekanda (Praterinsel'de) 1 Haziran'a kadar bir başka sanat fuarı ARTMUC'u gezebileceğinizi not düşeyim buraya. Keyifli hafta sonları!

26 Mayıs 2014

Boyhood

Çok heyecan verici bir filmden bahsedeceğim size: Richard Linklater'ın 2014'te vizyona girecek son filmi Boyhood hakkında bu yazı. Linklater'ı seviyorum. Bize Before Sunrise, Before Sunset ve Before Midnight'ı veren adam. Bu üçlemenin kalbinde insanlar ve ilişkiler var. Senelere yayılan filmlerde, karakterlerin, Jesse ve Celine'in değişimlerine tanık oluyoruz. Üç filmde, farklı yaş dönemlerinin sadece birer gününü onlarla geçirmeme rağmen bu karakterlere hissettiğim yakınlık zamanı aşıyor. Bu zaman mevzusu üçlemenin en dokunan taraflarından ayrıca. Her bir filmde Jesse ve Celine'ın daha bir büyüdüğünü/yaşlandığını ve bu sürecin onları nasıl etkilediğini izliyoruz. İlk ve son film arasındaki 18 sene ve karakterlerin eş zamanlı yaşlanışı bu eşsiz seriyi daha de nefis kılıyor. Linklater, Boyhood ile bu deneyimi bir adım ileriye götürüyor.

23 Mayıs 2014

Godzilla

Başlığım Hollywood aynı hataları yapmaktan vazgeçmeyecek sanırım. Endüstrinin en yeni hatalarından biri de Godzilla. Klasik canavar filmlerinden Godzilla'yı 60. yılında tekrar beyaz perdeye yönetmen Gareth Edwards taşımış. Edwards, ilk uzun metrajlı filmi -ki Godzilla'da ikinci uzun metrajlı filmi oluyor- Monsters'ı (bilim kurgu) 500.000 $ gibi makul bir bütçe ile çekmiş. Filmin getirdiği hasılat ise 4.000.000 $'ın üzerinde. Bu göz ardı edilemez kazanç ve Monsters dikkatleri Edwards'a çekmiş ve kendisi Godzilla'nın yönetmen koltuğuna oturmayı başarmış. Ne yazık ki Godzilla'da iyi yönetilmiş dedirten hemen hemen hiçbir şey yok.

22 Mayıs 2014

Agora

Amenàbar'ın 2009 yapımı filmi Agora'yı yeni izlemiş olmanın haklı bir burukluğu var üzerimde. Filmin odak figürü Hypatia adlı Yunan kadın filozof ve gökbilimciyi çok daha önceden tanımak isterdim. Hypatia ayrıca bilinen ilk kadın filozoflardan ve matematiğin annelerinden biri olarak kabul ediliyor.