Hayallerim, Delorean ve Sen: Edebiyat
Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Edebiyat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Haziran 2020

Kara Köpek

Virüs belasının devam ettiği ama dükkanların nefes almaya başladığı bir günde mahallede kitapçıdayım. Kara Köpek yeni çıkanlar rafında. İnsanlık, karanlık, köpeklik, başkalık ve Kadıköy hakkında bir kitap. LGBTİ+ edebiyatımızın en tazelerinden. Uçuk pembe kapağındaki iddialı çizimde yer alan karakterlerle bakışıyoruz. Parmak uçlarım kağıdın dokusuna temas ediyor. Eve dönerken sırt çantamda ağırlığını hissediyorum.

29 Mart 2015

Alıntılar | Quotes

Gönül verdiğim, hayranlık duyduğum, eserlerinden ve yaptıklarından esinlendiğim insanların (kurgu karakterlerin) sözleri bazen düşündürtüyor, çoğunlukla ilham veriyor ve bazı talihsiz zamanlarda ise söyleyenden soğutuyorlar. Alıntıların belli bir kuvveti olduğunu inkar edemezsiniz; ben onların ilham gücüne, söyleyen ile kurulan gönül bağına katkılarına inanıyorum. Açıp güzel alıntılar, sözler arayanlardan değilim; organik şekilde karşıma çıkan sözlerle kalıyor ilişkim. Bir söz çorbasında kaybolmaya niyetim yok; kişilerin isimlerinin mirasına değer katan, beni gülümseten alıntıları sizlerle paylaşmaya karar verdim. Duyduklarınızı yeniden değerlendirin, ilk defa karşılaştıklarınızın sizin için ne anlama gelebileceğini, bu sözden ne öğrenebileceğiniz düşünün. Gelin beraber esinlenelim.


"Bir kadın olarak, ülkem yok. Bir kadın olarak, bir ülkem olsun istemiyorum. Bir kadın olarak, bütün dünya benim ülkem." - Virginia Woolf

"Acılar hatıralaşınca güzelleşir." - Cemil Meriç

"Aslında var olduğumdan tam emin değilim. Ben, okuduğum tüm yazarlarım; tanıştığım tüm insanlarım; sevdiğim tüm kadınlarım; ziyaret ettiğim tüm şehirlerim." - Jorge Luis Borges

"Bir partiye her zaman muz götür, Rose: muzlar iyidir!" - The Doctor (Doctor Who)


--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Quotes by people (and fictional characters) I admire and look up to make me think. They are mostly inspirational, although there have been occasional incidents where the words harmed the image of the person who said it. All in all I value the wisdom of the ones who excite me with their works and legacy. You can't deny the power of a good quote; I strongly believe in their inspirational power and their potential to strengthen the bond between the listener and the sayer. I don't seek quotes; but if one crosses my path organically I open my heart to it. My intention with this post is not to lose myself in a word salad but to share beautiful (and sometimes fun) quotes with you, which value the legacy of the quoted and make me smile. If you heard one before, do think about it again. If it is the first time, consider what the words mean or what you can learn from them. Let's get inspired.


“As a woman I have no country. As a woman I want no country. As a woman, my country is the whole world.” - Virginia Woolf

"Sorrows become beautiful as they turn into memories." - Cemil Meriç

“I am not sure that I exist, actually. I am all the writers that I have read, all the people that I have met, all the women that I have loved; all the cities I have visited.” - Jorge Luis Borges

“Always take a banana to a party, Rose: bananas are good!” - The Doctor (Doctor Who)

27 Haziran 2013

Misafir Var: İki Farklı Yorum

Geçtiğimiz ekim ayında Blog'da ilk misafiri ağırlamıştım. Bugün güzel insanım İzlem Görer'i konuk ediyorum. Sayın Görer, şiiri yazısının merkezine alarak yorum farklarından söz ediyor; fakat edebiyatın ve sanatın bütün dallarına uzayabilecek bir tartışma bu.
İki konuğumun da, Blog'da üstünde durmadığım -duramadığım- türler/konular üzerine yazılarının bu ufak köşeyi çeşitlendirmesinden duyduğum memnuniyeti dile getiremem. Daha fazla uzatmadan lafı İzlem'e bırakıyorum.


İki Farklı Yorum

Kemal Özer
Edebiyatta zaman içinde bir yapıtı çözümlerken, geleneksel 'klasik sorgulama biçimi' değişmiş ve metnin ana fikri yerine metnin derin yapısındaki anlamı bulmaya yönelik sorgulama biçimleri için farklı edebiyat kuramları ortaya çıkmıştır. Alımlama estetiği ve okur merkezli kuram da bunlardan bir tanesidir. Bu kurama göre, farklı okurlar yapıtı farklı biçimlerde metnin iç tutarlığına aykırı olmayacak şekilde elde ettiği nesnel verileri birleştirerek kendi öznelliği içinde yorumlamakta özgürdürler. Fakat "Eserin anlamını yazardan daha iyi kimse bilemez. Eserin gerçek anlamı yazarın düşündüğü anlamdır." gibi yerleşmiş yaygın bir düşünce kalıbı vardır bazı çevrelerce. Okur merkezli kuram açısından yazarın nerede durduğu ya da metnin toplumsal-tarihsel bağlamı konuları çok açık değildir. Bu kurama göre zaten yazarın konumunu sorgulama amacı güdülmesine gerek yoktur. Çünkü yazarın anlatmak istediği ile anlattığı şey her zaman aynı olmayabilir. Ne demek istediğini açıklarken eksik söyleyebilir; kendisi de yanılabilir. Yazarın eseri yazarken kafasında her zaman tek bir amaç bulunduğu da iddia edilemeyebilir. Amacı, eseri yazarken değişebilir; bir takım aşamalardan geçebilir.

29 Ekim 2012

Misafir Var: Otobüs

Bugün Blog'da güzel ve heyecanlı yeni bir sayfa açılıyor! İlk konuk -komik- yazarımı ağırlıyorum. Blogda konuk ağırlamam bencil nedenlerimden ziyade -blogu güncel tutmanın omuzlarımdaki yükünü azaltmak- paylaşmanın güzelliği ile motive ediliyor. İlk konuğum Sayın Başman. Otobüs adlı kısa öyküsüyle blogu şenlendirecek bugün. Lafı kısa kesiyorum; sözü Otobüs'e bırakıyorum.


Otobüs

    Karlı bir Moskova sabahıydı. Aslında Moskova'da değildim, Almanya'nın batısında, Fransa sınırına yakın bir şehir olan Karlsruhe'deydim. Şubat ayıydı ama karlı da değildi aslında, hele sabah hiç değildi, dümdüz akşam olmuştu. Liseden arkadaşlarım Murat, Kerim ve Serhat'la buluşmuştum o gün. Ayrı evlerde kendi küçük hayatlarımızdan sıkılmış, bir iki birşey içmek istemiştik. Gayet ortalama bir buluşma olmuştu, hiçbirimizin siyah beyaz hayatlarına renk katmamıştı buluşma, hava almıştık ve para harcamıştık. Safi zarar olduğunu fark ettiğimde “E hadi ben kaçtım.” deyip Murat'ın cümlesini bile bitirmesini bekleyemeden ayrıldım yanlarından. Aslında ne muhabbetti canımı sıkan ne de gereksiz harcanan para; Semih'ti Serhat'tı Osman'dı. Kuruyup kalmıştım bir sürü adamın arasında yıllardır. Üstelik de Avrupa'ya gelmişiz hepimiz, hala dışarı çıkarken Hasan, Rıfat, Orhan...

3 Nisan 2012

Huxley - Öteki Dünya'da

Algı Kapıları

Huxley kafamı kurcalıyor bu aralar. Onun Algı Kapıları adlı kitabını (The Doors of Perception) aylar önce okumuştum. Algı Kapıları'nda Sayın Huxley yaşadığı bir meskalin deneyimini okuyucuya olabildiğince anlatmak için sıvamış kolları. Meskalin, Amerika'nın keşfi ile birlikte bulunan bir çeşit kaktüsten üretilen uyuşturucu, kafa yapıcı bir madde. Batı tarafından keşfedilmeden önce ise Yeni Dünya yerlileri ile uzun bir geçmişe sahip bir madde bu.
Huxley'nin meskalin denemesi ise tamamen bilimsel bir çerçeveye oturtulmuş durumda. Madde psikologlar tarafından seçilmiş denekler üzerinde deneniyor ve etkisi ve yararları keşfedilmeye çalışılıyor. Huxley de seve seve denek olmuş. Algı Kapıları'nda adım adım meskalin etkisine giriyor ve maddenin etkisindeyken gördüklerini yazıyor. Bir mağazaya giriyor mesela. Kumaşların katlanmışlığına ve sadece olmuşluklarına hayranlığını dile getirişi inanılmaz. Kitaptan ufak bir alıntı yapacağım: "İkisi de o an için, meskalinin beni elinden kurtardığı dünyaya aittiler; benlikler dünyasına, kendini zorla kabul ettirme dünyasına, aşırı kendine güven, gereğinden fazla değer yüklenen sözcükler ve putlaştırılan fikirler dünyasına."*

Algı Kapıları'nı hatırlayınca çıkamadım içinden. Asıl yazma amacıma gelirsek; Algı Kapıları'nı okuduktan sonra ki adım tabi ki bir nevi devam kitabı niteliğinde olan, gene Huxley tarafından Algı Kapıları'ndan iki yıl sonra yazılmış Cennet ve Cehennem vardı. Cennet ve Cehennem'de ise yazarımız meskalin ve meskalin deneyiminin felsefi temellerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Deneyimin kendisini gözlerde örneklerle  somutlaştırmaya çalışırken, maddenin etkisindeyken görülen ışık, şekil ve benzeri sınıflandırılamaz görüntülerin kaynağını insan zihninde ve felsefe tarihinde arıyor. Deneyim sırasında görülen ışık ve parlaklıkların ardından giderek insanoğlunun mücevher takıntısına, oradan da en değerli taşların vaat edildiği söylenen öteki dünya vaatlerine uzandığı kısım kesinlikle ilginç ve hayran kalınası  bir düşünce zincirinin ürünü. Kitabın adının bir kısmı olan "Cennet"e varışımız bu şekilde oluyor. Dünyaya Huxley üzerinden değişik bir bakış atmak isteyenler için okunması gereken iki güzel deneme bunlar. İmge Kitabevi iki denemeyi bir kitapta birleştirmiş. Alın ve okuyun derim.

*HUXLEY, Aldous: Algı Kapıları , Cennet ve Cehennem. Sayfa 30. İmge Kitabevi.