Otobüs
Karlı bir Moskova sabahıydı. Aslında Moskova'da değildim,
Almanya'nın batısında, Fransa sınırına yakın bir şehir olan Karlsruhe'deydim.
Şubat ayıydı ama karlı da değildi aslında, hele sabah hiç değildi, dümdüz akşam
olmuştu. Liseden arkadaşlarım Murat, Kerim ve Serhat'la buluşmuştum o gün. Ayrı
evlerde kendi küçük hayatlarımızdan sıkılmış, bir iki birşey içmek istemiştik.
Gayet ortalama bir buluşma olmuştu, hiçbirimizin siyah beyaz hayatlarına renk
katmamıştı buluşma, hava almıştık ve para harcamıştık. Safi zarar olduğunu fark
ettiğimde “E hadi ben kaçtım.” deyip Murat'ın cümlesini bile bitirmesini
bekleyemeden ayrıldım yanlarından. Aslında ne muhabbetti canımı sıkan ne de
gereksiz harcanan para; Semih'ti Serhat'tı Osman'dı. Kuruyup kalmıştım bir sürü
adamın arasında yıllardır. Üstelik de Avrupa'ya gelmişiz hepimiz, hala dışarı
çıkarken Hasan, Rıfat, Orhan...


