Hayallerim, Delorean ve Sen

30 Nisan 2014

Güzel Şeyler

İnternet denilen dipsiz kuyuda sonsuz güzellikte keşiflere yelken açabiliyor insan. Yeni insanlar, hayatlar, eserler, yerler tanımak için başvurulan ilk mecralardan internet. Aynı zamanda milyonlarca bloga da ev sahipliği yapıyor. Blog yazmaya başladığımdan beri takip ettiklerimin yanında, yol boyunca rastladığım ve kısa zamanda favorilerim arasına giren bloglardan oluşan bir liste paylaşmak istiyorum sizlerle. Göze ve zihninize ziyafetin garanti olduğu kanaatindeyim.

26 Nisan 2014

Avokado VI


Avokado 1: Senelerdir izleme niyetindeydim. Dün izledim. Silent Hill'den bahsediyorum. Bir oyun uyarlaması olan 2006 yapımı bu korku filminden beklentim olması gerekenden fazlaydı sanırım. O yüzden film bitiminde ağzımda kalan tattan hiç hoşlanmadım. Yapısal bir bozukluğu var gibi geldi. Bazılarının bu bana yabancı gelen yapının, filmin bir oyun uyarlaması olmasından kaynaklanan bir gereklilik olduğunu yazdığını okudum. Katılmıyorum. Oyunu severlere hoş gelen kurgu benim için oldukça kuruydu. Güzel korku filmine hasretim.

22 Nisan 2014

The Grand Budapest Hotel

Wes Anderson'ın son filmi The Grand Budapest Hotel, izleyeni kendine hayran bıraktırıyor ve seyrin ardından geriye hoş bir tat bırakıyor. Anderson'ın hikaye anlatıcılığını sevenleri hayal kırıklığına uğratmayacağına inanıyorum. Dinamik ve mizah dolu bir şekilde, masalsı bir atmosferde hem neşeli hem buruk bir hikaye anlatılıyor. Benim kalbime dokunan kısmı masalsı tasarımı oldu. Kurgu Zubrowka ülkesinde geçen hikayeye eşlik eden tüm set ve set detayları, filmi bir görsel şölene çeviriyorlar. Renklerin müthiş kullanımını da not etmeli. Filmin sanat yönetmeni Adam Stockhausen ile yapılan bir röportajı okumak için buraya, filmin baş grafik tasarımcısı Annie Atkins'le yapılan röportaj için de buraya tıklayın. Aşağıdaki filmle ilgili görsellerin tadını çıkarın ve The Grand Budapest Hotel'i izleyin.

13 Nisan 2014

Český Krumlov & Schiele

Český Krumlov, Cek Cumhuriyeti’nde UNESCO Dünya Mirasları Listesi’ne alınmış minik, sevimli bir şehir. Şehrin, tarihi şehir merkezinin dokusu bozulmamış. Sezon dışında gidildiğinde sokaklarında insanlar tarafından boğulmadan geziliyor Český Krumlov’da.Güzel bir gün ve keyifli bir gece geçirdiğim şehirde seyahat ile ilgili detayları, şehre beraber gittiğim dostum G.’nin blogu From Das Egg’de okuyabilirsiniz. Ben burada şehrin nasıl hissettirdiğini ve neler düşündürttüğünü kısaca yazmak istiyorum.
Ekşi Sözlük’te yazmış bir kullanıcı: “Küçücük fıçıcık bir Prag”. Prag’ın sokaklarındaki binalar daha bir uzun boylu. Onların sokağa düşen gölgeleri de Prag’ı gizemli bir şehir yapıyor. O gizem Český Krumlov da yok. Yerine neşeli bir köy havası var. Vltava Nehri’nin hemen yanına sıralanmış kafeleri, şehre yukarıdan bakan eski kalesi ve taşlar döşeli sokakları neşe veriyor. Gitmeden önce yapılan küçük bir araştırmada şehirde Egon Schiele’nin de yaşamış ve bu Bohemya parçasının birçok resmini yapmış olduğunu öğreniyorum. Bu resimlerde şehrin ruhunu aramak gerektiğine inanıyorum. Fotoğraf makinemden çıkan görüntülerle, Schiele’ninkileri karşılaştırıyorum. Renkleri izliyorum. Sanatçının gözünden ile gezginin gözünden şehir arasındaki farklarda bir melankoli var. Her gördüğüm yeri büyük adamların gözlüklerinden de deneyimleyebilsem keşke. Henry Miller’ın Paris tasvirleri zihnimde, şehrin sokaklarını arşınlasam. Belki sonra…

Aşağıda Schiele’nin resimleri ile benim fotoğraflarımı bulacaksınız. 

7 Nisan 2014

Torchwood

Değeri tam anlaşılamamış bir Doctor Who spin-off’u Torchwood. Fark etmeyen olduysa da ekleyeyim: Torchwood, Doctor Who’nun anagramı. Sevimli bir detay.  Davies döneminde Doktor’un en sevilen yoldaşlarından biri haline gelen Kaptan Jack Harkness’ı ve Birleşik Krallık'taki uzaylılarla ilgili konularla ilgilenmesi için yaratılan oluşum Torchwood'u merkezine oturtan dizinin dört sezonu mevcut. İlk iki sezonda her bir bölümde yeni bir gizemi çözme sistemi ile ilerleniyor. Son iki sezon ise büyük hikaye örgüleriyle sürükleyici birer mini dizi formatındalar. Üçüncü sezonun alt adı Children of Earth, dördüncü sezonunki ise Miracle Day.


-Yazıda dizinin herhangi bir sürprizi ele verilmiyor! Gönül rahatlığıyla okuyun.-

25 Mart 2014

Kentsel İsyan Projesi

Gezi Parkı Sanat Kolektifi'nin iki gün önce Youtube kanallarından yayınladıkları Kentsel İsyan Projesi videosu, devletin eliyle harap edilen, yıkılan, yok edilen İstanbul'a güzel sanatlar yolu ile yakılan bir ağıt niteliğinde. Video ayrıca isyana davet ediyoruz hepimizi. AKP'nin kültürü, geçmişi umursamadan birbiri ardına yok ettiği, yok etmeye çalıştığı ormanlara, sinemalara, parklara, sokaklara, bostana, sanata ve tarihe dans ediyor bedenler. İsyan etmemek elde değil. İstanbul'u yıkım değil, güzellik kurtaracak. 30 Mart'ta oy vermeyi ihmal etmeyin. Bütün bunları durdurmak, daha fazla zarar verilmesini önlemek bizim elimizde.


23 Mart 2014

Uçuç Böceği: Murat Palta

Osmanlı kültürünün ve tarihinin tepeden zorla üstümüze zorlandığı şu dönemde, Murat Palta'nın minyatür sanatıyla yeniden yorumladığı sinema klasikleri serisi insana bir nefes aldırtıyor. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki ile günümüz dünyasındaki güzellikler arasında bir köprü görevi görüyor bu illüstrasyonlar. Afişlerdeki detaylara dikkat edin! Palta, afişleri 2012'de üniversite bitirme tezi için hazırlamış. İyi bir not alacağını biliyormuş; ama bu kadar ilgi çekeceğini ve beğenileceğini hiç düşünmemiş. Lafı uzatmadan ben sizi afişlere yalnız bırakayım.
Inception

21 Mart 2014

Mavi Dalga


Başka Sinema, Mart ayında Türk sinemasında pek işlenmeyen bir çağı merkezine oturtan bir yapımı ağırlıyor. Zeynep Dadak ve Merve Kayan'ın yönetmenliğini yaptıkları ve senaryosunu yazdıkları, 2013'te Altın Portakal'da En İyi İlk Film, En İyi Senaryo ve En İyi Kurgu ödüllerine layık görülen Mavi Dalga'dan bahsediyorum. Ödülleri hak edip etmediği bir yana, Türkiye'nin orta sınıf gençliği, şimdiki zamanın yeni yetmeleri hakkında samimi bir film olması istenmiş Mavi Dalga'nın. Yer yer kotarılmış. Bütünde ise eksikleri olan bir film olmuş. Gene de bu satırlarda konusundan ve karakterlerinden dolayı izlenmesi tavsiye edilecek. Müzik ve müzik kullanımı da epey hoş. Kadın yönetmen kıtlığı çeken coğrafyamızda, bu işe imza atan iki cesur kadının ellerinden çıkma bir film olması da Mavi Dalga'nın izlenmesi için sunacağım diğer sebep.