Hayallerim, Delorean ve Sen

26 Şubat 2014

Uçuç Böceği XVI

Bunun 2014'ün ilk Uçuç Böceği olduğuna inanmak istemiyorum; ama benim inançsızlığımın gerçekleri değiştirmeyeceği de ortada. Zaman öyle hızlı uçup gidiyor ki. Bir saniye durup güzellikleri takdir etmeye vakit ayırmayı es geçmemek lazım. Uçuç Böceği de tam olarak bununla alakalı bir seri. On altıncısına geldiğimiz serinin bu ayağında ilk önce leziz bir yazı tipi tasarımı var. Natalie Hallman, alfabenin harflerini Egon Schiele'nin eserlerinden kestiği parçalarla oluşturmuş ve ortaya bu güzel çalışma çıkmış. Robert Downey Jr.'ı da konuk ediyorum; sevimli iki tane polaroid fotoğrafıyla.
David Tennant'ı düşünüyorum sık sık. Onun Doktor'u inanılmaz bir deneyimdi ("Doktor mu?" diyenleri buraya alayım.). Kısacası Doctor Who'yu ve Tennant'ı anmak, diziyi özlediğimi ve yeni Doktor ile tanışmak için sabırsızlandığımı yazmak istedim. 
En alttaki üç poster ise Laurent Durieux'nun klasik filmlere yeni bir bakışla yarattığı poster serisine aitler.

20 Şubat 2014

American Horror Story

American Horror Story (kısaca AHS), 2011’den beri yayında olan antoloji özelliği taşıyan başarılı, izlemesi pek bir zevkli korku draması. Glee’nin yaratıcıları Ryan Murphy ve Brad Falchuk’un imzasını taşıyan AHS, hayatımda daha önce fark etmediğim bir boşluğu doldurdu; korku dizisi boşluğunu. Murphy, Glee’den önce Nip Tuck’ı yaratmış ve Glee’nin –bence oldukça sinir bozucu- festivalimsi ve coşku dolu atmosferinden sonra yeniden karanlık bir projenin kendisine iyi geleceğini düşünmüş.

12 Şubat 2014

Avokado V


Avokado 1: Getty Yayınları, sanal kütüphanesi ile kitap ve sanat severleri heyecanlandırıyor. 200'den fazla kitabı çevrim içi olarak okuma ve indirme olanağı sunuyorlar. Getty Müzesi'ndeki birçok şaheser hakkında bilgi edinmek için ya da sadece günü güzelliklerle doldurmak için bu kitaplığa bir göz atın. Kütüphaneye buradan ulaşabilirsiniz.

10 Şubat 2014

Almost Human

Almost Human, Fringe’in yapımcılarından J.H. Wyman’ın yarattığı ve J.J. Abrams'ın yapımcılığını üstlendiği dizi. Geçtiğimiz Ağustos ayında görücüye çıktı. 2048 yılında distopik diyebileceğimiz bir gelecekte geçen dizi, teknolojinin yardımıyla büyümeye devam eden suç dünyası ile savaşan polislerin –özellikle bir detektifin- hikâyesini anlatıyor.

23 Ocak 2014

Lucid Dream


Hatırlıyorum. Bir binanın çatı katında, çatının kenarında duruyordum. Anlaşılmaz kötü güçlerden kaçacak yerim kalmamıştı; ama nerede olduğumun bilincindeydim. Uçabilirsin dedim kendime ve bıraktım boşluğa bedeni. Kollarımı çırptım çılgınca. Yere bir metre kala yer çekimine karşı savaşı kazandım. Biraz uçtuktan sonra, sığ suda yüzmekten bıktığım zamanlardaki gibi kalktım ayağa birden. Yürüdüm gittim.

22 Ocak 2014

Submarine

The Secret life of Walter Mitty'i izledikten bu kadar kısa bir süre sonra, içinde tekrar Ben Stiller'ı barındıran başka bir filme daha açtım kalbimi. Stiller projeye bu sefer yapımcı olarak dahil oluyor. İyi ki de oluyor. Submarine, Richard Ayoade'ın yönetmenliğinde 2010 yılında çekilmiş, sıcacık, renkli bir büyüme filmi. 15 yaşındaki Oliver Tate'in bakış açısından, genç adamın hayatından bir kesiti izlediğimiz film, ergenlik ve büyüme acılarını ele alışı ile Salinger'in meşhur -Türkçe'de aynı zamanda Gönülçelen başlığıyla da yayınlanan- Çavdar Tarlasında Çocuklar'ına  selam veriyor. Bu selamın tesadüfen olmadığı, filmin Holden Caulfield'dan izler taşıdığı savunulabilecek karakteri Oliver'ın kız arkadaşına uzattığı kitaplardan birinin Salinger'in romanı oluşuyla netleşiyor, bu saygı duruşu gülümsetiyor.

19 Ocak 2014

Under the Dome

Stephen King'in 2009 yılında yayınlanan romanı Under the Dome'dan uyarlanan aynı adlı CBS dizisinin ilk sezonu bu yaz yayınlanmıştı. İlk bakışta konusu çok ilginç gelen dizi, izlendikten sonra çok üzüyor, harcanan vakte değmiyor. Normalde burada çoğunlukla beğendiğim eserleri/dizileri/kitapları paylaşmama rağmen Under the Dome hayal kırıklığını paylaşmak, derdimi anlatmak istedim.

16 Ocak 2014

Kış Güneşi ve Yeşil

Yazın keyifli, sıcak ve festival havası kışın kendini belli belirsiz bir melankoliye bırakıyor. Gene de güneş dolu nadir kış günlerinde başka hiçbir mevsimde tadamayacağınız bir ferahlık ve berraklık sarıyor insanın etrafını. Bir de yeşille birleşince güneş ışınları keyiflenmemek mümkün mü? Bu günlerin tadını çıkartmalı. Sokakta, parkta, bahçede, göl kenarında olmalı insan. Kış güneşi ile banyo yapmalı, yaprağı düşmüş ağaçların çıplak dallarında dans eden güneş ışığına tanık olmalı. 
Şimdi bulutlarla kaplı şehrimin üstü. Geçtiğimiz haftanın güzel bir gününden fotoğraflara bakıp güneşi özlüyorum. Sizlerle de paylaşayım dedim.