Meksika doğumlu Amerikalı yazar Salvador Plascencia'nın Kağıt İnsanlar'ı, basılı olduğu kağıt üzerinde daha önce hiçbir kitapta görmediğim oyunlar yapan, deneysel, Latin Amerika'nın büyülü gerçekçiliğiyle dans eden postmodernist bir roman. Yazar, okuyucuya sadece harfleri, kelimeleri, süslü cümleleriyle değil, kağıdı kullanarak; baskılı sayfaların sunabileceği imkanları da kullanarak ulaşıyor. Sayfaları bilindik şekilde kullanmak yerine sütunlara bölüyor; metinleri aynı sayfa içerisinde farklı farklı yönlere doğru yerleştiriyor. Bazen bir bölümü tamamen karalıyor/sansürlüyor.9 Nisan 2017
Kağıt İnsanlar
Meksika doğumlu Amerikalı yazar Salvador Plascencia'nın Kağıt İnsanlar'ı, basılı olduğu kağıt üzerinde daha önce hiçbir kitapta görmediğim oyunlar yapan, deneysel, Latin Amerika'nın büyülü gerçekçiliğiyle dans eden postmodernist bir roman. Yazar, okuyucuya sadece harfleri, kelimeleri, süslü cümleleriyle değil, kağıdı kullanarak; baskılı sayfaların sunabileceği imkanları da kullanarak ulaşıyor. Sayfaları bilindik şekilde kullanmak yerine sütunlara bölüyor; metinleri aynı sayfa içerisinde farklı farklı yönlere doğru yerleştiriyor. Bazen bir bölümü tamamen karalıyor/sansürlüyor.
Etiketler:
Amerikan Edebiyatı,
Büyülü Gerçekçilik,
Kitap,
Roman,
Salvador Plascencia
28 Ocak 2017
10½ Bölümde Dünya Tarihi
Julian Barnes'la yeni tanıştık. Kendisi bir İngiliz roman yazarı. Çağdaşımız. Adı sık sık kitap raflarından gözüme çalınsa dahi yazdığı sayfalarla buluşmamız yakın geçmişte benim ani bir kararla kitabı elime almamla başladı. Neydi beni çeken? Kuşkusuz eserin adının yadsınamayacak bir etkisi var: 10½ Bölümde Dünya Tarihi. On buçuk. Neden on değil? Ya da on bir? İster istemez merak ediyorum. Kitaba roman demek fazla keyfi oluyor; elimizdeki bütün, aslen birbiriyle alakasız (görünen) öykülerden oluşuyor. Elbette hepsini birbirine bağlayan bir üst kurgu mevcut; fakat bölümler birbirlerini mantıksal anlamda takip etmiyorlar. Uzun lafın kısası elimizdeki eser birbirinden bağımsız 10,5 bölümden oluşuyor ve geçmişe bir başka bakarak hiç sormadığımız soruları sormamıza ön ayak oluyor.
Etiketler:
Books,
İngiliz Edebiyatı,
Julian Barnes,
Kitap
2 Aralık 2016
Westworld

*Metin spoiler içermiyor.*
Westworld bu senenin en şahane işlerinden biri. HBO'nun yeni muhteşemliği Jonathan Nolan ve Lisa Joy tarafından yaratıldı. Yaratıcı ekibin yanında oyuncu kadrosu da şahane: Anthony Hopkins, Evan Rachel Wood, Jeffrey Wright, James Marsden, Thandie Newton... 1973 yapımı aynı adlı filmden esinlenen dizi eski işlerin (tabiri caizse) "geri dönüşüm"ünün nasıl olabileceği konusunda ders verir nitelikte. Hali hazırda var olan bir hikayenin yeniden ziyaret edilip, yepyeni bir bakış açışı ve yaratıcı enerjiyle ele alınıp nasıl müthiş bir iş çıkarılabileceğinin canlı kanıtı (lafım size kötü yeniden çevrimler, berbat kitap uyarlamaları ve aynı hikayeleri aynı sıkıcı döngüde anlatmaktan bıkmayan yapımcılar). Hikayesinden bahsetmekten özellikle kaçınacağım. Tembellikten değil; seyre başladığınız ilk andan itibaren öyküye kafa yormanızı Westworld deneyiminin önemli bir parçası olduğuna inandığımdan.
30 Ekim 2016
Uluru
Bu ara adını çok anıyorum. Sevgiyle, özlemle, hayranlıkla. Avustralya'nın neredeyse tam ortasına oturan Uluru'dan; hiçbir fotoğrafın, anlatının veya sözün sizi onunla karşılaştığınız ana hazırlayamayacağı yerden bahsediyorum.
Rehber ve ansiklopedilerde Avustralya'nın arka bahçesi diye de anılan Kuzey Toprakları'nda kum taşından oluşan bir kaya formasyonu olarak tanıtılan Uluru, bu toprakların vahşi doğasında, çölün ortasında, kızıl bir kum denizinin içinde yerden yükselir. Yerin üzerindeki kısmı tamamı bile değildir aslında. Neredeyse üçte ikisi yerin altında, gözden ıraktadır. Oysa çevresini dolaşmak için 13,000 adım atmak gereken bu muazzam kayanın daha da büyük olabileceği fikri insan zihnini yorar.

Rehber ve ansiklopedilerde Avustralya'nın arka bahçesi diye de anılan Kuzey Toprakları'nda kum taşından oluşan bir kaya formasyonu olarak tanıtılan Uluru, bu toprakların vahşi doğasında, çölün ortasında, kızıl bir kum denizinin içinde yerden yükselir. Yerin üzerindeki kısmı tamamı bile değildir aslında. Neredeyse üçte ikisi yerin altında, gözden ıraktadır. Oysa çevresini dolaşmak için 13,000 adım atmak gereken bu muazzam kayanın daha da büyük olabileceği fikri insan zihnini yorar.

Etiketler:
Australia,
Avustralya,
Fotoğraf,
Gezi,
Photography,
Seyahat
11 Temmuz 2016
Yaz | Summer
Mevsimi ortaladık. Oysa ne kadar çok bekliyoruz yazı! Güneşi, enerjisi, renkleri hep farklı. Yeşil bir başka yeşil oluveriyor; toprak bir başka ışıldıyor. Yüzler gülüyor; sokaklar, parklar, sahiller canlanıyor. Doğa parıldıyor. Masmavi denize çarpıp yansıyan yaramaz güneş ışınları mı bunun sebebi? Yoksa biz mevsime bol keseden anlam yüklediğimiz için mi bunca keyif, kahkaha, huzur? Her ne olursa olsun kesin olan şu: Yaz dediğin güzellik. Yaz dediğin neşe.
Burada beni neşelendiren, -gerçekliğe rağmen- yaşama sevinci dolduran, yumuşacık yaz manzaralarımı derledim. Biraz mevsime güzelleme, biraz saygı duruşu, bolca fotoğraf.
Fotoğraflar yeryüzünün başka başka köşelerinden: Bozcaada, Assos, Tekirdağ, Çorlu... Yollardan, bahçelerden, teraslardan, kalıntılardan, denizden, gökyüzünden kareler.

Burada beni neşelendiren, -gerçekliğe rağmen- yaşama sevinci dolduran, yumuşacık yaz manzaralarımı derledim. Biraz mevsime güzelleme, biraz saygı duruşu, bolca fotoğraf.
Fotoğraflar yeryüzünün başka başka köşelerinden: Bozcaada, Assos, Tekirdağ, Çorlu... Yollardan, bahçelerden, teraslardan, kalıntılardan, denizden, gökyüzünden kareler.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
We are dwelling in the midst of season. Summer is always different, always precious. Here are my summer moments. As a keepsake. To remind me the joyful summer days.

18 Nisan 2016
Zeren Badar
New York'ta yaşayan Türk asıllı sanatçı ve fotoğrafçı Zeren Badar'ın işlerine bakıyorum ve neşeleniyorum. Badar klasik resimleri çeşitli obje ve yiyecekler kullanarak yeniden yorumluyor, klasiği önümüze mizah dolu ve absürd kombinasyonlarla seriyor. Bu yeni oluşumlarda klasik imge bambaşka anlamlara bürünüyor, geçmişten yüzler bize muzır muzır bakıyor.
New York based Turkish artist Zeren Badar's wonderfully playful works gave me so much joy. Badar reinterprets classical paintings with various objects and foods, and serves them to viewers with a humorous twist.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
New York based Turkish artist Zeren Badar's wonderfully playful works gave me so much joy. Badar reinterprets classical paintings with various objects and foods, and serves them to viewers with a humorous twist.
5 Nisan 2016
Bir Kış Günü | A Winter Day
Bavyera’da güzellikler bitmiyor. Geçtiğimiz
ay yaptığım kısa bir ziyarette bir başka köşesini keşfetmek için çıktım
yola. Sırt çantamda fotoğraf makinesi, okunmayı bekleyen son elli sayfasıyla
kitabım, müziklerim ve kağıt kokusuyla burnuma ziyafet çektiren defter ile gara vardım. Beni varış noktasına taşıyacak tren peronda bekliyordu.
Selamlaştık. Kapının birinden girdim ve kendimi cam kenarı koltuklardan
birine yerleştirdim. O tanıdık heyecan hissi benliğimi sardı ve uykunun son kalıntılarını
gözlerimden, zihnimden, vücudumdan sildi. Canlıydım ve yaşıyordum. Her an
kıymetliydi.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
I’ve spent a beautiful day in Bavaria. It’s landscape under snow and sun above, the state granted me magnificent views everywhere I laid my eyes on. My camera, book and crispy new notebook in my backpack I hit the train station early in the morning. The train was already waiting. I hoped on, sat myself on a new seat and felt the familiar feeling rush upon me. The last remains of sleep washed away and I felt alive for I was about to hit the road again, I was to cherish every moment. It’s amazing how one’s troubles vanish in a second.
1 Nisan 2016
21 An + 21 Şarkı
Blog'da yenilik! Sevgili Meriç'in blogunda başlattığı 21 An + 21 Şarkı ilham dolu meydan okuma dönüp dolaştı, kulakların pasını sildikten sonra sevgili Eylül aracılığıyla benim kapımı çaldı. Neden olmasın? dedim, kendi listemi derledim.
1. Keyfini en
hızlı yerine getiren şarkı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






