Hayallerim, Delorean ve Sen: Kasım 2014

30 Kasım 2014

Tim Wendelboe | Oslo

Norveçli barista Tim Wendelboe'nun kendi ismiyle açtığı kahveci Oslo'da Grünersgate'de 1 numarada. 2004 yılında Dünya Barista Şampiyonu olan Wendelboe'nun mekanı bir kahve mabedi. Tüm kahvelerin mekanda kavrulduğu, standardın çok yüksek tutulduğu ve sadece en iyi kahvenin servis edildiği TW'da aynı zamanda evde kendi kahvesini yapmaya meraklılara ve kahve hayranlarına eğitim veriliyor. Kafenin bulunduğu mahalle Grünerløkka Oslo'nun en canlı ve popüler bölgelerinden. Kahvenin Üçüncü Dalgası'nın kasırga gibi estiği günümüzde Wendelboe kahve endüstrisini iyileştirmek için çalışıyor, kahvenin niteliğini, üretim koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Çiftçilerle yakından çalışmaya, hasatların kalitesini yükseltmeye, altyapıyı geliştirmeye odaklı projelere önem veriyor. Tim Wendelboe Oslo'ya gidildiğinde uğranması gereken yerlerden.

Norwegian barista Tim Wendelboe owns a coffee shop named after himself at Grünersgata 1 in Oslo, Norway. The 2004 World Barista Champion's place is a coffee sanctuary. All the coffee served in is roasted here, the standards are very high, baristas are well trained. Only great coffee can be drunk in TW. There are also courses available for the home baristas and coffee enthusiasts. The espresso bar is located in a very lively neighborhood named Grünerløkka. While the Third Wave storms all around the world, Wendelboe works for a better industry and aims to enhance the quality of coffee by working closely with farmers. Tim Wendelboe is a must-visit in Oslo.

25 Kasım 2014

Hayalet Mevsim | Ghost Season

Kullan-at fotoğraf makinasından çıkan üç sevimli fotoğraf artık hayaletleşmeye başlayan yaz hissini, mevsimin sıcaklığını, tasasızlığını hatırlattı. Kumun sıcaklığından yanan ayakları serinleten köpüklü dalgalarının, sahilde içilen kahvelerin ve güneşin altında yatmayı seven sevimli köpek yavrularının vakti gelsin gene. İçimiz ısınsın. 

Three cute photographs came out from the processing of my disposable camera film, and summer, becoming more and more ghostly everyday now, resurrected in the images of burnt feet refreshing in the foamy waves,  Turkish coffees being drunk by the beach and cute puppies enjoying the sun. Let there be summer again.

22 Kasım 2014

Road Trip | Big Sur

Kaliforniya rehberinde şöyle yazıyordu: Big Sur haritada işaretleyebileceğiniz bir yerden ziyade bir ruh halidir. Santa Lucia Dağları'nın okyanusla birleştiği yerde birden yükselen yarlar boyunca uzanan 1 numaralı otobanda (Highway 1) ilerlerseniz karşınıza güneş ışığının doğa ile dansına okyanusun eşlik ettiği, renklerin ve gelip geçen insanların duygularının iz bıraktığı bir coğrafyanın tanığı olursunuz. Bu tanıklığa sürüklenen gezginler orada geçmişe dair izler bulurlar: Henry Miller'ın inzivaya çekildiği bu yeryüzü parçasında yazılan Miller kitaplarından satırların eşliğinde Big Sur, insanlığı, insanı, doğayı, geçmişi-geleceği-şimdiyi içinde evirip çeviren bir kazana dönüşür zihinde- dönemeçli yollarının virajları sembolikleşir. Özgürlüğe yakınlaştığınız hissiyle sarhoş olabilirsiniz burada; havanın güzelliği, bulutların cazibesi, yeşilin inkar edilemez güzelliği sarhoşluğunuzu körükler. Bir keyif halidir Big Sur. Günü güneşinde, gecesi yıldızında saklar yolu buraya düşmüşlerin hayranlığını. Beat kuşağının da mekanlarından eylediği Big Sur'un şiirlerde, kitaplarda, fotoğraflarda, resimlerde ve anılarda yeryüzünün kıymetli bir köşesi olarak kaydı tutuluyor. Bu post da Big Sur etrafında gelişip büyüyen kolektif bilince bir saygı duruşu, bir katkı, bir hatırlatma.

Not: İzlenimlerin kuvvetiyle ikinci plana düşen somut seyahat önerilerini de es geçmek istemiyorum. Big Sur'da görülmesi lazım bir yer olan Henry Miller Memorial Library'i başka bir postta paylaşacağım.

14 Kasım 2014

Richard Avedon

Richard Avedon 20. yüzyılın önemli moda fotoğrafçılarından. Onlarca yıl boyunca Vogue ve Harper’s Bazaar için çalışmış Avedon’un moda dünyası için çektiği fotoğraflarının yanında birçok portre ve mural çalışması mevcut. Geçtiğimiz aylarda Münih’teki Brandhorst Müzesi'nde Avedon'un eserlerinden oldukça ilgi çekici bir seçki sergideydi. Sergide murallerinin yanında Avedon'un Observations ve In the American West adlı kitaplarından portreler vardı. Beyaz bir arka planın önündeki kişileri olabildiğince minimal fotoğraflayan Avedon'un ortaya çıkardığı portrelerde yakalanan anlar baskı üzerinde muazzamlaşıyor; özellikle In the American West projesinin içindeki portreler çok güçlü. Ünlü simaların portrelerini incelemek ise ayrı bir keyifti. Henry Miller'ın yüzündeki çizgileri, Humphrey Bogart'ın onlarca karakter taşımış yüzünü, Chaplin'in şeytan pozunu ve daha nice ismin ölümsüzleşmiş anlarını miras bırakıyor bize Avedon. 
Aşağıda sergide çekilmiş birkaç fotoğraf bulacaksınız.


10 Kasım 2014

Partnachklamm

Geçtiğimiz hafta trene atlayıp şehirden uzaklaşmak, uzun zamandır görmek istediğimiz doğa harikası Partnachklamm'ı keşfetmek istedik. Münih'ten trenle Bavyera'nın güneyine, Garmisch-Partenkirchen şehrine doğru yola çıktık. Bu şehir Güney Bavyera'da yer alan Alp Dağları'nın hemen eteklerinde kurulu; bu da onu doğa yürüyüşleri için güzel bir başlangıç noktası kılıyor. Güneş gökyüzünde parıldarken biz tren istasyonunu, çiftlikleri ve otlayan hayvanları geride bırakarak Partnach nehrinin içinden aktığı dağ içerisinde kalan derin kaya yarığına (boğazına, geçidine) Partnachklamm'a doğru yollandık. Beklentilerimizin üzerinde bir güzellik karşıladı bizi, yarığın içine oyulmuş bir yaya yolundan ilerleyerek kafalarımızı bir yukarıya bir aşağıya çevirdik. Yukarıda gökyüzü ancak bir kısmını sergileyebiliyor ve güneş ışığı yarığın içine giremiyor, aydınlığını bize ulaştıramıyordu. Aşağıda ise Partnach gürül gürül akıyor ve nehir yatağındaki iri taşları yalıyordu. Yorucu ama harika bir gündü.

5 Kasım 2014

Magma

Magma bayilere yeni düştü. Ekim-Kasım ayları için çıkan ilk sayısında dergi, inanılmaz keyifli bir okuma vaat ediyor. Magma'nın Genel Yayın Yönetmeni Özcan Yüksek ve Yazı İşleri Müdürü Kemal Tayfur daha önce Atlas dergisinde emeği geçmiş isimler. Magma, okurlarına "Dünya seni çağırıyor!" diye sesleniyor. Dergi yeryüzünün onlarca farklı yüzünü güzelim fotoğraflar, bilgi ve duygu dolu yazılar, her satırında doğa ve yeryüzü sevgisi ile evlerimize taşıyor; bizi şehirlerimizi arkamızda bırakıp keşfetmeye, anlamaya, hissetmeye ve korumaya davet ediyor. Dünyaya, onun tarihine, şimdisine ve geleceğine bir methiye niteliğinde olan Magma'yı okuyun. Abonelik için buraya tıklayın.

Not: Fotoğraflar Bavyera'da, Almanya'nın en yüksek noktası Zugspitze'ye ev sahipliği yapan Alp Dağları'nın eteklerinde, Partnachklamm adlı derin kaya yarığına doğru akan akarsuyun kıyısında çekildi.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...